5

1.2K 84 10
                                        

Genç alfa, kendine bir söz vermişti.

Bu gece sarhoş olmayacaktı.

Namjoon'un peşine takılarak gelmişti bu mekana, amacı yalnızca kafa dağıtmak ve neredeyse günün tüm vaktinde kafasının içinde durmadan onu suçlayan kurdunun sesini bastırmaktı. Artık kaldıramıyordu Jungkook, alfa kurdu bünyesini güçsüz kılmaya başlamıştı.

Dışarıdan bir enkaz gibi göründüğünün farkında değildi belki, ama etrafındakiler çoktan bir şeylerin ters gittiğini anlamıştı.

İkisinin ilişkisinden haberdardı Namjoon. Jungkook, her ne kadar bu konu hakkında tek bir söz dahi etmese de anlamıştı sorunun Taehyung ile ilgili olduğunu. 1 aydır neredeyse adı bile geçmiyordu omeganın. Kook ise günden güne içine kapanıyordu.

Bu durum onu fazlasıyla üzüyorken Namjoon, arkadaşının daha fazla bu halde yıpranmasına göz yumamazdı.

"Baksana, şu herkesin bahsettiği dj değil mi bu?"

Yüksek bastan dolayı kalbini neredeyse ağzında hissediyordu.

"Hmm, aynen o." Jungkook aynı şekilde karşılık verdi. Tek derdi biraz içmek, belki de biraz da kafayı dağıtmaktı.

Ellilik birasını dikerken bir saat çoktan geçmişti bile.

Saatin gece iki çeyreği göstermesiyle etraftaki feromonların yoğunluğu gittikçe artmaya başlamıştı. Jungkook gelen ani bulantıyla daraldığını hissetti. Burnuna değen her bir koku, her bir feromon onun için mide bulandırmaktan öteye gitmiyordu.

Ortam sarmıyordu.

Bundan birkaç ay önceki alfayla şimdiki alfa arasındaki fark, inanılmazdı.

Eski Jungkook çapkınlığıyla meşhur olup mekanlarda hep öne atılırdı.

Nasıl eğleneceğini bilirdi.

"Şu kız bana mı bakıyor, bi' baksana."

Namjoon'un keyfi yerindeydi, o hala daha hayatını ters düz edebilecek birini bulamamıştı.

"Hangi kız?"

"Şu sol çaprazdaki. Çaktırma çok."

Jungkook ilgisizce kafasını çevirdiği an gördükleriyle kal gelmişti resmen. Kalbi tekrar teklemiş, şaşkınlıkla donakalmıştı.

Taehyung, buradaydı ve görünüşe bakılırse oldukça eğleniyordu.

Hatta o kadar eğleniyordu ki, beş kişilik arkadaş grubu arasında en dikkatleri üzerine çeken oydu. (Ya da Jungkook'a göre bu hep böyleydi.)

Alfa olmadan, Jungkook olmadan resmen yaşayabiliyordu Taehyung. Hatta eğleniyordu da.

Bunun farkındalığıyla daha önce hiç olmayan bir şey oldu ve o an kalbi ani bir sıkışmayla iki büklüm etti alfayı. Eli göğsünü bulurken omzunda arkadaşının elini hissetmişti.

"Gideceğim ben... Gidiyorum."

Apar topar ayaklanıp çıkışa doğru ilerlemeye başlamıştı.

'Koskoca alfa Jungkook' un gözleri dolmuştu.

Omeganın Jungkook olmadan yapabildiğini görmek, onu derinden sarsmıştı. Onun da bunca zaman acı çektiğini düşünüyordu, öyle olmasını istiyordu.

İkisinin ayrılığında mahvolan tarafın yalnızca Jungkook'un olması fazla adaletsizceydi. Hiç böyle tahmin etmemişti. Omeganın o olmadan yapamayacağını, uzun bir süre depresyondan çıkamayıp en sonunda yine alfayı arayacağına inandırmıştı kendini hep. Onu iyi görmeyi beklemiyordu, katlanamamıştı buna.

Unutabilmiş miydi cidden alfayı? Bu kadar kolay mıydı onun için? Neden Taehyung mutluydu? Ayrıldıklarına hiç mi üzülmemişti?

Nasıl alfası olmadan eğlenebiliyordu ki? Hayatına düpedüz devam mı ediyordu, edebiliyor muydu?

"Dostum, beklesene! Jungkook!"

Alfa, omegasının kendisini aramayışına fena bozulmuştu. Öyle ki, Taehyung'un onsuz yaşayabilmesi Jungkook'un fena zoruna gitmişti. Çünkü Kook için hayat, son beş haftadır cehennemden farksızdı.

your body next to me, is just a memory : taekookBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin