"Taehyung'u arıyorum ancak telefonlarıma cevap vermiyor. Sorunu neymiş söyle bir bakayım."
"Anne..."
Jungkook sıkıntılı bir nefes çekti.
"Ne sorunu olacak, görmemiştir."
"Bu kaçıncı? Bir şey oldu sandım, ne kadar korktum biliyor musun?!"
"Bir şey olmadı." Alfa, kadının yarım saattir diretmesine karşılık sinirlenmeye başlamıştı.
"Söyleyeyim ona, müsait olduğu bir zamanda seni arar. Kapatıyorum, görüşürüz."
Yaşlı omeganın yüzüne telefonu kapatmış, oturduğu sandalyede gittikçe yayılmıştı.
Taehyung'un kendisiyle birlikte ailesini de sileceğini hesaba katmamıştı. Bu biraz koymuştu tabii ama artık alışıyor gibiydi. Hala tam atlatabilmiş sayılmazdı ancak mutlaka bir gün, şuan canını sıkan her şeyin anlamını yitireceğine inanıyordu.
Ailesine ayrıldıklarını söyleyememişti alfa. Henüz kendi kafasında bitirememişken böyle bir adım atmaya cesaret edememişti. Ancak son günlerde annesi, sanki bir şeyleri sezmiş gibi sürekli kendisini darlıyordu. Zamanla geçiştirmekte zorlanıyordu Kook.
'Taehyung ile konuşmalıyım'
Omega, en azından bir süre daha durumu kurtarmasına yardım etseydi aslında her şey çok daha güzel olurdu.
Ancak alfa, Tae'nin onu görmek istemeyeceğinden o kadar emindi ki; onunla konuşma fikrinden hemencecik vazgeçiyordu. En son karşı karşıya geldiklerinde kendini o kadar yanlış ifade etmişti ki, eve geldiğinde kendini parçalamak istemişti.
Aralarındaki ilişkiye duygudan yoksun bir zorunluluk anlamı yüklemişti sanki. Her şey olması gerektiği için olmuş gibi hissettirmişti omegasına.
Onu... Bir obje olarak gördüğünü hissettirmişti.
Halbuki alfa, omega için düşünmeden canını tehlikeye atabilirdi. Onun önüne dünyaları serer, her daim koruması altına alırdı.
İşte Jungkook'un sorunu buydu. Her ne kadar içten içe omegaya ölüp bitiyorsa da, pratikte tam bir hayal kırıklığıydı. Hem sözleriyle, hem de davranışlarıyla mahvediyordu işleri. Eskiden böyle değildi elbet, son zamanlardaki bu aptalca tavırlarının sebebini o da tam bilmiyordu.
"Akşam nereye gidiyoruz?"
Arkadaşına cevap bile vermedi. O an sözünün önemsiz olduğunu o da biliyordu.
"Takım işini halledip voleybol oynarız, söyle fileyi getirsinler." dedi Namjoon.
"Kook, geliyorsun değil mi?"
"Geliyor tabii, sen diğerlerini ara."
.
.
.
Alfanın içinde tuhaf bir huzursuzluk vardı ancak bir sebebe bağlayamıyordu.
Daha doğrusu, o sebebi bir türlü bulamıyordu.
Son birkaç gündür alfa kurdu onu uykusundan ediyor, çok nadiren konuşuyordu. Alfa yalnızca tek bir kelimeyi sayıklıyordu 'omega'. Jungkook, kurdunun bu dengesizliğine bir anlam verememiş, ayrılıklarının üstünden bunca zaman geçmesine rağmen daha ilk defa böyle bir tavırla karşılaşmanın şaşkınlığını yaşamıştı.
'Ne omega? Onu mu özledin?'
"Bi' sakin olun ya! Alt tarafı bir oyun oynuyoruz, sizin yüzünüzden şu yaşadığımız duruma bakın!"
Namjoon sinirle burnundan soluyorken birkaç alfa hala daha birbirileri arasında laf döndürüyorlardı.
Birçok alfanın bir araya gelmesi tehlikeli bir hal almış gibiydi.
"Daehwi, seni hastaneye ben götüreceğim merak etme. Jungkook!"
Alfa, kucağına aldığı omegayı arabaya taşırken Jungkook da çoktan ön koltukta yerini almıştı. Ortam sarmayınca genç adama eve gitmek düşüyordu tabii.
"İyi misin? Ayağın çok fena gözüküyor."
"Lütfen.. Namjoon, lütfen biraz daha hızlı sür şunu. Çok korkuyorum.."
"Sorun yok, ciddi bir şey olsa duramazsın."
Jungkook alayla suratına baktı alfanın.
Çocuğun ayağı gerçekten fena halde ezilmiş gibi duruyordu.
Ayıdan farksız bir alfanın üstüne düşmesiyle tabii bu hale gelirdi, daha kötüsü olmamasına şükretmelilerdi ona kalırsa. Hem omegalar biraz fazla narindi, alfa olsa bu işin altından kalkardı ama...
Onun omegası da çok kırılgandı.
Bilekleri incecikti, tek eliyle etrafını sarabiliyordu Kook. Avcunun içinde hissettiği o kemikleri fazla hassastı. Burnunu her sürttüğünde o güzel feromonları içini doldururdu, o an gerçekten zayıf düştüğünü hissederdi. Bu durumda Taehyung olsaydı kafayı yerdi alfa. Kendisi bile zamanında dokunmaya kıyamamıştı, aynı durumda o alfayı ölmekten beter hale sokardı. Çok sevgili omegasının canının yanmasına nasıl sessiz kalırdı? Tae onun bebeğiydi!
"Kime diyorum, kafan nerede senin?!"
"Ne?"
"Bu çocuğun sorumluluğu bizde, babası öğrenirse beni mahveder. Yarın hastaneye gidip bi' kontrol edersin, tamam mı?"
"Sen ne bok yiyeceksin? Neden ben gidiyorum?"
"Yarın burada değilim, bir işi de hallet Jungkook!"
Namjoon sorunun çok da büyük olmamasını diliyordu. Kurdu yardım eder ve çabucak iyileşirdi genç oğlan. Ama bir omega olması bu durumu nasıl etkiler, bilmiyordu. Eğer kemiği iyileşmezse bir daha dönüşemeyecekti omega.
Bu çok kötüydü.
Yaşayacağı vicdan azabı hayal edilemezdi; yiyeceği dayak da aynı şekilde tabii.
"İyi, bakarız."
Jungkook'un sürekli uzaklara dalıp durması ise ekstra canını sıkıyordu. Alfa mala bağlamıştı, feromonları bile iğrenç kokuyordu artık. O omegadan tekmeyi yediğinden beri böyleydi. Artık arkadaşını düzeltmede elinden bir şey gelmeyeceğine dair umutsuzluğa kapılmıştı alfa.
"Gideceksin tabii."
.
.
.
Bilmiyorum bu kitap hakkında ne düşünüyorsunuz ancak ben çok uzatmamayı planlıyorum. Gidişat hakkında fikirleriniz varsa söyleyebilirsiniz, pek değiştirmeyi düşünmesem de yeni fikirlere açığım 👐
ŞİMDİ OKUDUĞUN
your body next to me, is just a memory : taekook
FanfictionTaehyung, sevgilisi olan alfanın umursamaz tavırlarına daha fazla katlanamamıştı.
