33

245 23 15
                                        


-İyi Okumalar-

🍀

🍀

Jungkook aldığı mesajdan sonra daha fazla odada duramamış, hızlıca kendisini kapının önüne atmıştı. Babası uyumuyordu şuan gayette kendisindeydi ve sanıyordu ki en büyük heyecanlarından birisi de buydu.

Koridorda minik minik sağa sola adımlayıp sevgilisini beklemeye başladı. Ona hala tuhaf geliyordu, sevgilisi olduğunu düşünmek bile kalp atışlarını hızlandırıyor. Sanki kapalı alanda kalmış gibi nefes darlığı çekmeye başlıyordu.

"Jungkook'um." Dedi tam karşısında duran beden. Jungkook onun geldiğini nasıl fark etmediğini düşündü. Kafası o kadar dolu ve dalgındı ki bir nokta bu normal gözükebilirdi.

"Hyung, gerçekten gelmişsin."

Taehyung gülümsedi, karşısında sevimli suratı ile kendisine bakan bedene daha fazla dayanamayacağını anladığında ani bir atak yapıp sarıldı ona.

Ellerini belinde birleştirip olduğu yeri baş parmağı ile okşamaya başladı. Jungkook kesinlikle böyle bir şeyi beklemiyordu, bedeni ondan önce tepki vermiş, yaprak gibi titremişti. Kalbi anında hızlanmış tüm hücreleri derin bir rahatlığa kavuşmuştu. Jungkook tüm bunların Taehyung sayesinde olduğunu biliyordu, bunu idrak etmek onu sevindirdi dudakları iki yana kıvrılırken cevabı da gecikmemiş dolamıştı ellerini hyunguna.

Taehyung sırtında birleşen ellere gülümsedi, tam şuan bütün yorgunluğunun uçup gittiğini hissetti. Jungkook'un etkisi karşısında kalbi duracak gibi oldu. Ona alışmak zaman alacaktı, ama Taehyung zaten alışmak istemiyordu. Ona her temas ettiğinde ilk teması gibi heyecanlanmak çocuk gibi mutlu olmak istiyordu. Bir nokta da zaten böyle olacağını da biliyordu.

Küçüğünün kokusunu soludu onu en yakınında tutarken . Tüm hücreleri kıpraştı, ondan ayrılmak istemiyor sonsuza kadar o şekilde yakınında tutmak istiyordu ama hastane koridorunda daha fazla öylece dikilmek de istemedi.

Bu yüzden zorla ayrıldı Jungkook'undan. Onunla yüz yüze baktığında küçüğünün yüzünde güller açtığını fark etti. Gülümseyen dudaklarını öpmemek için insan üstü bir çaba sarf etmesi gerekiyordu. Neyse ki konuşan küçüğü aklını bir nebze olsun dağıtabildi.

"Neden geldin hyung."

Taehyung kaşlarını çattı, "İstenmiyor muyum?" Diye sordu yalancı olduğu her halinden belli olan siniriyle.

Jungkook anında kafasını iki yana salladı, "Mümkün bile değil, sadece işten yorgun çıktın zaten ve buraya kadar zahmet etmeseydin keşke-"

Taehyung parmağını Jungkook'un dudaklarına götürüp onu susturdu. Bu eylemi kendi dudakları ile yapmak isterdi ama şimdilik sadece bununla idare etmek zorundaydı.

"Seni özledim, ve inan bana sana sarılmak tüm yorgunluğumu benden aldı götürdü." Dedi Jungkook'un tam gözlerinin içine bakarken. Küçük olanın sessiz kalması üzerine devam etti konuşmasına. "Ayrıca, kayınpederimi de görmek istedim." Dedi gülüşünü saklama gereği duymadan .

Jungkook da gülüyordu ama utanmıştı da aynı zamanda, kafasını eğip kızaran yanaklarını saklamaya çalıştı. Çenesinde hissettiği ve bakışlarını yukarıya kaldıran el buna pek müsade etmedi ama olsun o gene de çabalamıştı.

"Utanma benden."

"Bende sizi özledim."

İkisi de aynı anda kurdu cümlelerini. İkisi de aynı anda baktı birbirlerinin gözlerine. İkisinin de aynı anda hızlandı kalp atışları. Ve ikisi de aynı anda sustu.

Stajyer - Taekook - Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin