26

270 23 6
                                        


-İyi Okumalar-

  Pazar saat ikiyi göstermeye durduğunda Jungkook da yerinde duramıyordu, saatin iki olmasını bekleyemeden attı kendisini dışarıya. Hava hafif serindi, üzerine giydiği kot ceketi üşümesine sebep olmuştu ama eve geri dönüp üzerini değiştirmeye de üşeniyordu. Bekledi o yüzden, neyse ki çok zaman geçmemiş Taehyung da gelmişti.

  Arabasının içerisinde kendisini bekleyen çocuğu gördüğünde gülümsemeden edemedi, üzerine giydiği kot takımının ona çok yakıştığını düşündü. Arabasından inerek Jungkook'un yanına ilerledi.
  Arabanın önünde yaptıkları kısa selamlaşmadan sonra birlikte arabaya bindiler.

  "Aç mısın?" Diye sordu Taehyung yanında ki bedene

  Kafasını iki yana sallayarak onu reddetti Jungkook. "Nereye gidiyoruz?" Diye sordu ardından.

  Ona cevap vermek yerine sessiz kalmayı tercih eden Taehyung gülümsemekle yetindi sadece. Sonrasında nispeten sakin bir yolculuk geçirdiler. Hatta o kadar sakin ve sessizlerdi ki Jungkook kalp atış sesinin duyulmasınsan endişe ediyordu.

  Büyükçe bir binanın önünde durduklarında, Jungkook'un ceylan gözleri heyecanla kırpılıp duruyordu. Nereye geldiklerinin bir önemi yoktu. Birlikte bir şeyler yapıyor olmak onun için yeterdi.

  İkili binaya doğru adımladı, "Burası neresi?" Diye sordu küçük olan hala anlamsız ama heyecanlı bakışlara sahipken.

  "Bir sanat sergisi. Resim, heykel, minyatür, fotoğraf ve aklına gelebilecek her türlü sanat eserinin toplandığı alan. Karma bir sergi diyebilirim, bir sürü farklı sanatçının buluştuğu ortak bir yer."

  İçeriye geçtiklerinde Taehyung'un önceden aldığı biletler sayesinde vakit kaybetmeden eserlerin tadına doymaya başladılar.
  Uzun uzun inceleyip bazı eserler hakkında uzun uzun konuştular. Hatta bir ara Jungkook yağlıboya resimlerinden birisinin önünde durmuş vakit kavramını kaybetmişti. Taehyung onun bu yeri bu kadar seveceğini tahmin etmemişti. Ama gördüğü manzara karşısında da gülümsemeden edememişti.

  "Öğretmenim, şuna baksanıza renkler o kadar ahenkli bir şekilde sürülmüş ki tuvale. Gözlerimi alamıyorum, her baktığımda farklı bir tonu fark ediyorum ve o her bir ton bana farklı duygular hissettiriyor."

  Gezdikleri her bir tabloda aynı derecede oyalanmış, eserlerin her birinin altında yazılı olan sanatçı bilgilerini de okumadan geçmemişlerdi. Sonunda 3-4 saatleri geride kaldığında sergide de artık bakılacak başka eser kalmamıştı.

  "Seninle her konu hakkında eşşsiz bir konuşmanın içerisine çekiliyor olmak o kadar güzel ki."  Demişti Taehyung dışarıya çıktıklarında. "Sana benim gerçeğimi, sevdiğim şeyleri göstermek istemiştim." Diye de eklemişti hemen ardından.

  "Gerçeklerimizin uyuşuyor olması ne güzel."

  Bu sadece sanat için söylenmiş bir cümle değildi. Çok daha derin anlamları olduğunu ikisi de biliyordu. Ama ikisinin de şuan bir diğerine itiraf etmeye yüzü yoktu.

  "Atla bakalım arabaya, bir yere daha gidiyoruz."

  Rota değiştiğinde bu sefer diğerine nazaran daha sesli bir yolculuk olmuş, Jungkook az önceki ki sanat sergisi hakkımda bıcır bıcır konuşmuş, Taehyung'un sürekli olarak gülümsemesine sebep olmuştu.

  Araba durduğunda ikisi de indi hızlıca, Jungkook üzerinden henüz heyecanını atabilmiş değildi. Geldikleri bu yeni yerin ise heyecanına heyecan katması kaçınılmaz olmuştu.

Stajyer - Taekook - Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin