YALNIZLIK

21 6 6
                                        

Geceydi, hava çok karanlıktı. Burada 1 haftası geçmiş, alışmaya başlamıştı. Günler günü kovalıyordu ancak, yalnızlığı geçmiyordu. Rüyalar daha fazla kötüleşiyor, yapılan resimler hırçınca işlenmeye devam ediyordu.

1 yılı amcasının yanında geçmişti, çabaları görmüştü, konuşmaları duymuş ve olayları izlemişti. Tek istediği şey anne babasının geri dönmesiydi. Korkuları ona savaş açıyor, Bera korktukça ona gülümsüyorlardı. Sürekli rüyasında veya bir iş yaparken katil, sürekli kendisi ile konuşuyordu. Çiçeği yanından asla ayırmadan, sakin kalmaya çalışıyordu lakin katil onu her seferinde tehdit ediyordu.

Bera, gecenin karanlığında odasında oturmuş, duvara bakarak konuşmaya başlamıştı. "Git burdan beni korkutuyorsun, git burdan, bakma bana." Art arda tekrarladığı şeyler onu deli gibi göstersede, o bir deli değildi. Bera çok zeki bir çocuktu, annesinin göz bebeğiydi ve babasının minik aslanıydı, o asla bir  deli değildi.

"Ben deli değilim annemler geri gelicekler, git burdan git korkuyorum, git burdan!" Bera'nın fısıltılı sesi, gittikçe yükseliyordu. Her gece tekrarlanan bu şey, çoğu zaman çığlıklara dönüyordu. Amcası ile yaşadığı süre boyunca, tek başına dışarı çıkamıyor, odasında tek yatıp kalkamıyordu. Katilin soğuk nefesi, her zaman ensesinde rüzgar estiriyor ve Bera'yı korkutuyordu.

Çoğu zaman, bir avcı gibi avının izinden sessizce gidiyor Beranın korkusundan titremesinden zevk alarak onu avlamak istiyordu. Bera bu savaşı kazanmalıydı, ama daha anne babasının ölümünü kabullenemiyor, gelmelerini bekliyordu. Aynalar Bera için korkunçlaşıyor, algılarını yitiriyor ve babasının gözleri, annesinin ağzına yapılanlar tekrar tekrar gözü önünde canlanıyordu. 

Amcası ile yaşadığı süre boyunca sürekli pedagog ile görüşmüş yardım almıştı, ilaç kullanıyor doktor gözetimi altında devam ediyordu. Ama bu ona pekta yardım sağlamamıştı. Patates kızartmasını çok severken şimdi, kokusu midesini bulandırıyor ve onu cinayet sabahına gönderiyordu.

Amcası ve yengesi polisle konuşarak iş birliği yaparak çok çabalamışlardı, ancak katil karda yürümüş izini ardındaki fırtına ile kapatmıştı, kimse ona ulaşamamıştı. Bu süre boyunca sürekli polis ve doktor gören Bera, aslında iyi olmak yerine dahada kötüleşiyor, atakları çoğalıyordu.

Konuşmak istememişti, kendisi bu seçimi yapmıştı konuşmak artık ağır geliyordu. Tepki vermemişti kendi seçmemişti ama devam ettirmiştide, tepki vermek ağır geliyordu. Duygularını yitirmiş gibi davranmıştı, isteyerek yapmamıştı ama devamını getirmiş ve artık duygular ona ağır geliyordu.

Bera hayallerini bırakmıştı, hepsini terk etmişti, hayata küsmüştü. Günden çıkamıyordu cinayet gününün elleri varmış gibi Bera'nın ayaklarından tutuyor çocuk düzelmeye başlayınca çekip onu yüz üstü düşürüyordu. Her seferinde sarsılıyordu, kendine gelemiyordu.

Kişisel bakımına çok önem verirdi Bera ama cinayet sabahından beri kişisel bakımına önem veremiyordu. Duş aldığı günleri unutuyor biri onu banyoya sokmadan, duş almak aklına gelmiyordu. Acıkıyordu, lakin kimse önüne yemek koymadan istemekte, yemekte aklına gelmiyordu. İnsanlar ona uyuması gerektiğini söylemediği sürece uykudan bayılana kadar oturuyordu.

Sürekli korkunç gözleri tuvale ve kağıtlara işliyordu. Bulunduğu ortamda kalem kağıt varsa o göz oraya mühürleniyordu, kendine engel olamıyordu. Bera resim bitince resim yaptığını yeni fark ediyordu. Algıları bozulmuştu, hiç bir şeye odaklanamıyordu. Kendini kendi bedeninde hissetmemeye başlamıştı, arada tekrarlanıyor ne zaman kendisini kuş kadar hafif hissetse, eli ayağı boşalıyor titriyordu.

Çoğu zaman bir boşluğa dalıyor, etrafındaki insanları endişelendiriyordu. Hareketleri birbirini tutmuyor şaşırtmaya devam ediyordu. Bunlar çok normaldi, çünkü cinayet olduğu zaman daha 8 yaşında bir çocuktu.

KOD ADI LAVİNİABağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin