58

3.8K 575 155
                                        

Gerçek Efendi.

"Bir şeyler içmek ister misin?" diye sordu Jeongguk'un hemen karşısındaki koltuğa otururken. "Dilin damağın kurumuştur."

"Vien nerede?" diye sordu Jeongguk. Ona bunu yapanın Vien olduğunu bilmesine rağmen hiç bilmediği bir yerde, hiç tanımadığı bir vampirin, gerçek efendisinin karşısında otururken en azından tanıdık bir yüz görmek daha az korkutucu olabilirdi.

Shin arkasına yaslanıp bacak bacak üstüne attı, sanki gündelik bir sohbet yapıyorlarmış gibi rahat görünüyordu. "Vien şu an başka bir yerde. Ama endişelenme, birazdan burada olur. Asıl soru..." Duraksadı, "Sen neden buradasın, öyle değil mi?"

Jeongguk koltuğun kenarını sıktı, parmak eklemleri bembeyaz olmuştu. Her geçen saniye boğazındaki yanma artıyordu ve Shin'in varlığı onu boğuyormuş gibiydi. "Evet," dedi zorlukla. "Neden buradayım?"

Shin, gözlerini Jeongguk'tan ayırmadan sakin bir şekilde konuştu. "Bir sürü sorun olduğunun farkındayım," dedi. "Ama önce, bana güvenebileceğini bilmeni istiyorum."

Jeongguk'un vücudu iyice gerildi. "Sana nasıl güvenebilirim? Beni kaçırıp buraya getirdin ve Shin olduğunu söylüyorsun, gerçek efendim. Efsane olarak anlatılan ilk vampir?" Sesindeki öfke ve tedirginlik belirgindi. Taehyung'un onu hissedip hissedemediğini merak etti.

Shin, sakin bir şekilde ona baktı, kan kırmızısı gözleri bir an için yumuşadı. "Kafanın karışık olduğunu biliyorum," dedi, sesi yatıştırıcıydı ama Jeongguk'a garip bir şekilde kendini rahatsız hissettiriyordu. "Ama sana tüm sorularının cevabını bir tek ben verebilirim." Dedikten sonra duraksadı. "Örneğin, Yenidoğan olmana rağmen neden özel gücün var?"

Jeongguk'un vücudu bir anda buz kesti. Dili damağı kurumuştu. En gizli sırrının hiç tanımadığı biri tarafından bilinmesi onu dehşete düşürmüştü. Bunu başka birileri de biliyor muydu? Shin bunu nereden öğrenmişti? Evet, ilk vampir olabilirdi, onun gerçek efendisi olabilirdi ama bunu nereden biliyordu?

Jeongguk'un zihni sorularla dolup taşarken, odadaki sessizlik bir anda dayanılmaz hale geldi. Boğazındaki kuruluğa rağmen, sesini güçlü tutmaya çalışarak sordu: "Bunu nereden biliyorsun? Kim söyledi sana?"

Shin'in dudaklarının kenarı, alaycı bir gülümsemeyle kıvrıldı. "Ah, Jeongguk," dedi, sanki sorusunun cevabı çok basitmiş gibi. "Özel güce sahip olmanın sebebi ben iken kimsenin bana bir şey söylemesine ihtiyacım yok."

Jeongguk'un gözleri irileşti, Shin'in sözleri zihninde yankılandı. "Sebebi... sen mi?" diye tekrarladı, sesi hem şaşkınlık hem de inançsızlık doluydu. Boğazındaki kuruluk ve yanma hissi, içinde yükselen korku ve öfkeyle daha da dayanılmaz hale gelmişti. "Bu ne demek? Benim gücümün seninle ne ilgisi var?" diye sordu, ses tonu sertleşmişti ve içinde büyüyen panik yüzünden kontrolsüz bir şekilde ses tonu da yükselmişti.

Shin hafifçe başını eğerek ona baktı, yüzünde ciddi bir ifade vardı. "Jeongguk," dedi yavaşça, adını bir tür vaat gibi telaffuz ederek, "Sen benim Yenidoğanımsın. Bu güç sana kanımla geldi. O gücü senin damarlarına akıtan benim. Gücünün kaynağı benim."

Jeongguk'un zihni bu sözleri anlamlandırmakta zorlanıyordu.

"Yani bunun olacağını biliyordun," diye mırıldandı. "Özel gücüm olacağını... O zaman neden beni bıraktın? Neden dönüştürdükten sonra gittin?" Aynısını Vien'e de yapıp yapmadığını merak etti. Vien'in de özel gücü olup olmadığını.

Shin'in ifadesi yumuşadı, ama bu, Jeongguk'un hissettiği ağırlığı hafifletmek yerine daha da yoğunlaştırdı. "Çünkü bakanlığın dikkatini çekeceğimi biliyordum. Beni derslerde efsane olarak anlatmalarından benden hazzetmediklerini tahmin edebilirsin." dedi, sanki Jeongguk'un anlamasını bekliyormuş gibi sabırla. "Ama şimdi, buradasın. Ve hazır olup olmadığın bir yana, artık gerçekleri öğrenmek zorundasın. O güç, kontrolsüz bir şekilde büyümeye devam edecek. Eğer kendini kontrol edemezsen, seni yok edebilir."

newbornHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin