Sabah:
AlGon oda:
"İkili çok güzel vakit geçirmişdir. Sabah olduğundaysa yine ilk kalkan Gonca olur. Goncanın yüzüne güneşin parlak ışıkları deyince Gonca gözünü açar. Karşısında erini-sevdiği adamı görünce çok sevinir Gonca. Uzun zaman sonra yine aynı yatakda yatmışdılar. Ama birden Alaeddinin bugün vazifeye gideceği aklına gelince Goncanın yüzü düşer. Alaeddinde yavaş yavaş uyanıyordur. Gözünü açtıdığında Goncasını karşısında görünce çok sevinir"
Alaeddin: günaydın Goncam
Gonca: günaydın Alaeddin
"Alaeddin Goncanın yüzünün asık olduğunu görünce hemen birden kafasını kaldırır"
Alaeddin: Goncam
Gonca: efendim Alaeddin
Alaeddin: Goncam senin bu halin ne ? Sen niye böyle üzgün görünürsün ? Yoksa biri kalbinimi kırdı ha ?
Gonca: yok hiç kimse bir şey demedi. Sadece sen bugün vazifeye gidersin
Alaeddin: e olsun
Gonca: bide olsun der sen benimle dalgamı geçersin Alaeddin ?!
Alaeddin: tamam Goncam hemen sinirlenme
Gonca: sende sinirlendirme o vakit. Uzun zaman sonra sana yeniden kavuşmuşken yeniden bir vazifeye gitmen beni üzer. Hemde bu vazife bir yıl önce bizden ayrı kaldığın vazifeyle aynı vazifedir. Ya yine sana bir şey olursa işte ben o vakit yaşayaman
Alaeddin: öyle demeyesin Gülgoncam. Hem sen korkma ben yeniden buraya gelicem. Hemde sapa sağlam gelicem. Zaten Yenişehir ve Uç pazarı aldıkmı benim vazifem biter zati
Gonca: olsun Alaeddin ben yine korkarım
Alaeddin: korkma ceylan gözlü hatunum benim
"Alaeddin eliyle Goncanın yüzünü sever. Sonrada alnından öper. Sonraysa ikiside kalkıp kıyafetlerini giyer. Tam gidecekken Gonca Alaeddini durdurur"
Gonca: Alaeddin dur
Alaeddin: noldu Goncam ?
Gonca: Alaeddin ben sana bir şey vermek isterim
Alaeddin: çok mutlu olurum Goncam
Gonca: yani aslında zaten bu senindi ve yine senin olacak
"Gonca arkadan eskiden Alaeddine hediye etdiği hançeri çıkarır ve Alaeddine verir. Alaeddin hançeri alıp uzunca hançere bakar ve hilecisinin bu hançeri o gün Söğütde kendisine hediye etdiği aklına gelir"
Alaeddin: hediye için sağolasın Gonca'm
Gonca: kendine iyi bakasın Medreseli. Sakın canını tehlikeye atacak bir şey yapmayasın
Alaeddin: sen meraklanmayasın hatunum. Geri dönecem...
"Alaeddin Goncanın alnından uzunca öper. Sonraysa ikiside dışarı çıkar"
Bahçe:
"Herkes bahçededir. Alaeddini uğurlamaya hazırlanıyordular"
Bala: kendine iyi bakasın oğul
Alaeddin: tamam ana
Osman bey: sakın canını tehlikeye atmayasın.
Alaeddin: tamam baba. Sen meraklanmayasın
"Alaeddin büyüklerinin ellerinden öptükden sonra gençlerle vedalaşıyordu"
Orhan: eğer canının tehlikede olduğunu düşünürsen, bir zerre dahi düşünmeyesin ve hemen bana haber veresin
Alaeddin: tamamdır ağabey
Fatma: kendine dikkat edesin ağabey
Alaeddin: sende bacım
"Herkesle vedalaşdıktan sonra Alaeddin Goncaya uzunca sarılır. Sonra ise atına atlayarak Olcaytu hanın yanına doğru gitmek için yola koyulur."
Moğol karargah:
"Uzun yolculuktan sonra Alaeddin en sonunda karargaha varmışdır ve Olcaytu hanın otağına doğru ilerleyende Karacelesunu görür. Karacelesun Alaeddini görünce şaşırır"
Karacelesun: Noyan sen yaşarmıydın ?
Noyan: ( böyle konuşmalarda Alaeddine Noyan diyecem) evet yaşarım. Şimdide hanımı görmeye geldim
Karacelesun: tamam. Hadi gidelim
Olcaytu han otağ:
Karacelesun: destur varmıdır hanım
Olcaytu han: gelesin Karacelesun
"Karacelesun içeri girer ve eğilerek selam verir. Ardından içeri Alaeddin girer ve o da eğilerek selam verir. Olcaytu han Alaeddini görünce şaşırır. Olcaytu han Alaeddinin öldüğünü sanardı"
ŞİMDİ OKUDUĞUN
VAZİFE
Historical FictionOsman bey Alaeddine vazife vermişdir. Ama bu vazife onların planladığı gibi olmaz ve başka kötü şeyler olur
