26.bölüm

812 43 34
                                        

Merhaba Arkadaşlar. Biliyorum sizi çok bekletdim, ama bazı işlerim vardı. O yüzden de yeni bölüm biraz geçikti. Ama size telafi olarak, çook uzun bir bölüm atıyorum.
Keyifli okumalar...
------------------------------------------------------------

Moğol karargah:
"Noyanın aklında o vardı. Gonca... Kendi kendine 'çok güzeldi. Ay gibi parlıyodu, hele o gözleri...' ama birden bu düşüncelerden çıkıp kendine kızdı"

Noyan: ahmak! Sen ne düşünürsün böyle ? O hatun Osmanın gelinidir. Aynı Osman ve hanesi gibi o hatunda ölecek. Ama sen neler düşünürsün ?!

"Kendini biraz sorguladıktan sonra yatmaya gitmişdir"

Sabah:
Yenişehir Osman bey saray:
Orhan: baba Alaeddin heran bir saldırı yapa bilir
Osman bey: biliyorum evlat. Zaten yapsa ilk önce Yenişehire yapacakdır
Yakup bey: ya Söğüt ?
Osman bey: bilmezim Yakup bey. Ama Yenişehir onlar için Söğütden daha önemlidir, onu bilirim

Şifahane:
"Mehmet uyanmıştır. Durumuda eyi değildir ama kötüde değildir"

Saadet: oğlum eyimsin ?
Mehmet: eyiyim ana
Gonca: bizi çok korkutdun ağabey
Nilüfer: heya ağabey bir daha böyle bir şey olmasın
Mehmet: sanki ben kendi isteğimle yaralandım. Beni bu hale sokan Alaeddindir. Ama ben bunun hesabını ona soracam. Hemde onu öldürürken bunu ona ödetecem
Gonca: tamam ağabey lütfen sakin olasın
Mehmet: sakın Alaeddini korumayasın Gonca
Gonca: ben Alaeddini korumazım ağabey. Ama sende bilirsin bunu o kendi hür iradesiyle yapmaz
Mehmet: beni ilgilendirmez bacım. Sonuçta Alaeddin bizden Uç pazarı aldı, bende ondan canını alacam
Orhan: sen hele bir yataktan kalkta sonra öldürürsün

"Orhan içeri girer. Saadet hatunsa şifahaneden çıkıp diğer hatunların yanına gider"

Mehmet: sen heç meraklanmayasın Orhan. Allaha şükür sapa sağlamım
Orhan: Belli belli
Mehmet: sen ne ima edersin Orhan ?!
Orhan: hele sakin ol ayıboğan Mehmet
Mehmet: Orhan!
Nilüfer: Orhan, ağabeyim hakkında böyle konuşmayasın
Orhan: eh öyledir ama.
Mehmet: bak Orhan ben zaten birazdan bu yatakdan kalkıcam o zamanda senin işinide halledecem
Gonca: birazdanmı ?
Mehmet: evet birazdan
Gonca: ağabey galiba sen delirmişsin. Bu halde yatman icap eder
Mehmet: ne varmış benim halimde ? Turp gibiyim Maşallah.
Nilüfer: ağabey etme
Mehmet: hayır ben yatakda yatamazım bacım. Anlayasınız beni. Hem kalkar kalkmaz cenke gitmeyecem ki, sadece yatmaktan kurtulucam o kadar
Gonca: tamam ağabey
Orhan: eyi tamam hayde gidelim
Nilüfer: nereye ?
Orhan: e yemeğe. Babamlar bizi yemeğe çağırıyorlar
Nilüfer: eh Orhan neden bunu baştan demedinki ?!
Orhan: eh şimdi dedim ya, hayde. O vakit sen de gel Mehmet.
Mehmet: eyi gelirim

"Orhan Mehmete kalkması için yardım eder sonra da yemek odasına giderler"

Yemek odası:
"Gençler içeri girer"

Yakup bey: oğlum ayaklanmışsın
Mehmet: evet baba
Saadet: oğlum ben sana demedimi yatıp dinleneceksin ? Sen yine de kalkmışsın yataktan
Nilüfer: Vallaha bizde dedik ama dinletemedik işte
Mehmet: anam ben eyiyim. Hem ben öyle iki kılıc darbesiyle yıkılacak adam değilim, bunu sende bilirsin.
Saadet: bilirim oğul bilirim
Osman bey: neyse hayde sofraya geçin

"Herkes sofraya oturur ve yemeklerini yerler"

Yenişehir yakınları:
Noyan: nökerleri Söğüte gönderdinizmi ?
Nayman: gönderdik efendim
Noyan: eyi. Şimdi birazdan Osman çıkınca bizde Osmanın sarayına giricez ve Yenişehiri ele geçiricez

Yenişehir Osman bey saray:
Boran: beyim
Osman bey: diyesin Boran
Boran: beyim, moğollar söğüte baskın vermiş
Osman bey: ne dersin sen Boran ?!
Orhan: beyim hayde gidelim o vakit, daha ne bekleriz ?
Osman bey: Boran hemen orduyu hazırla Söğüte gideriz
Yakup bey: Osman bey bende gelmek isterim
Osman bey: tamam o vakit Yakup bey, sende gelesin. Orhan
Orhan: buyur beyim
Osman bey: Orhan sen burda kalasın
Orhan: ama beyim-
Osman bey: aması yoktur Orhan. Biz gideriz ya sarayı kim koruyacak. Zaten ordunun yarısını alıp gideriz, hiç olmazsa sen burda kalasında her hangi bir problemde sen halledesin
Orhan: buyruğundur beyim
Boran: beyim atlar ve alplar hazırdır
Osman bey: hayde o vakit gideriz

VAZİFEBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin