Jimin, artık sürekli laylaylom tek gecelik takılan Taehyung ve Jungkook ikilisiyle bir iddiaya girer. Çünkü artık ikisini de ciddi bir ilişki sahibi olarak görmek istiyordur.
Ama birbirleriyle...
Friends, just for now
Taekook/ friends to lovers
Tex...
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
Hi Gayssss
Lütfen yıldıza basmadan okumaya geçmeyelim
bölüm oyları birbirinden farklı
VE BU ARADA BU BÖLÜMÜ ANOTHER LEVEL DİNLEYEREK OKUN LÜTFEN LÜTFEN
ama böyle tekrara falan alın da paso o şarkıyla okuyun
LÜTFEN
*
Bir sessizlik hakimdi evin içinde...
İki farklı beden sıkıntılı soluklarını boş atmosfere bırakırken, ikisinin de kafasında aynı düşünceler geziyordu. Fakat bu düşünceler öyle can sıkıcıydı ki Jungkook boks torbasına her düşünce darbesinde biraz daha sert vurarak eklemlerine bir sızlama bırakıyordu. Saç telleri tek tek alnına çarpıyor, ter damlaları sırt kaslarında gerilerek yavaş yavaş aşağıya doğru süzülüyordu. Kaşları çatılı, dudak piercingi dişlerinin baskısı yüzünden ıslak bir ışıltı içindeydi. Taehyung ise kendisini asla sarmayan bir diziyi izlemekle meşguldü. Fakat dizi öylesine olayların akışıyla devam ederken Taehyung sadece izliyormuş gibi yapıyordu. Asla diziye odaklanamıyor, sanki boş bir ekrana bakarak öylece düşünüyordu. Yan odada ki en yakın arkadaşıyla böyle olmak öyle sıkıntıya sokuyordu ki kendisini göğsünde ki o ağırlık nefes bile aldırmıyordu. Çok ağır hissediyordu işte. Taşıdığı ağırlık kendisine fazla geliyordu.
"Bu kız da aptal" dedi bilgisayar ekranında partneriyle tartışan kıza karşı.
"Hala yakın arkadaşının kendisinden hoşlandığını anlamadı, bu kadar da salaklık olmaz cidden çok saçma" dedi ve gelen anlık sinirle bilgisayarın ekranını aşağıya doğru indirdi ve kapattı. Kafayı yiyecekmiş gibi hissediyordu. Jungkook ile nerdeyse kamptan beri adam akıllı hiç konuşmamıştı. Sadece kısa bir günaydınlar, iyi geceler zırvalıklarıydı. İşte bu durum öyle sinirlerini bozuyordu ki Taehyung anlık sinirle yatağının üzerinde ki yastığı hızla aldı ve içinde biriken öfkeyle kapıya doğru fırlattı. Gözleri dolmuştu, kendisine engel olamadığı için hafiften bir kaç damla süzülüyordu yanaklarından. Ağlamayacaktı, ağlamak istemiyordu. kesinlikle ağlamamalıydı.
Dayanamadı...
Dayanamadı işte,
Dudaklarının arasından o hıçkırığı tutamadı. Gözyaşları usul usul akarken, içinde ki fırtınalar hıçkırıklarıyla daha da kabardı ve coşkulu bir şekilde saldı kendini. Dizlerine kollarını sararak bir çocuk misali ağladı. Hani bırakmayacaktı, hani yıldızlar sönene kadar yanında olacaktı. Daha bu verdiği sözün ardından iki gün bile geçmemişken, nasıl olurda tek tek çiğnerdi. Evimsin demişti Taehyung ona, neden kendi evinden kovmuştu onu. Bilmiyor muydu ona olan mecburluğunu, oysa ki dile getirmiş, ben sana mecburum demişti Taehyung ona. Neden bu kadar canını yakmıştı ki, neden yüzüne bile bakmıyordu şimdi?