Jimin, artık sürekli laylaylom tek gecelik takılan Taehyung ve Jungkook ikilisiyle bir iddiaya girer. Çünkü artık ikisini de ciddi bir ilişki sahibi olarak görmek istiyordur.
Ama birbirleriyle...
Friends, just for now
Taekook/ friends to lovers
Tex...
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
Hİ GAYSS
*
Genç adam telefonun ekranına yansıyan videoları izlerken bir yandan ağlıyor bir yandan da özlem duygusunun verdiği o ağırlıkla kafasını yastığa bastırıyordu. Gözyaşları usul usul elmacık kemiğinin üzerinde süzülürken düşündüğü tek bir şey vardı. O da en yakın arkadaşı Jimin. Ve onunla birlikte çekildiği fotoğraflar, videolar da ne kadar mutlu oldukları ve birlikte ne kadar eğlendikleriydi. Böyle yaparak kendisine acı çektirdiğinin farkındaydı fakat kendisine engel olamıyor, hıçkırıklarıyla birlikte anılarını izliyordu. Tanrı şahit çok üzülüyordu Taehyung. Jimin 8 yıldır iyi günde kötü günde her zaman yanında olduğu biriydi. Jungkook'un hayatına girmediği zamanlar her zaman ilk ona koşardı. Ailesiyle tartıştığı zaman eski sevgilileri ile yaşadığı o trajik olayları hep Jimin'e sığınarak atlatmıştı. Şimdi bunu nasıl atlatacaktı bilmiyordu. Hiç tereddüt etmeden her şeyini anlattığı kişinin kendi arkasından böyle bir iş çevirmesi kendisini öyle kırmıştı ki göğsünde ki o ağırlık kesikleriyle kendisini belli ediyordu.
Jimin'e ağır konuştuğunun farkındaydı. Çünkü çok sinirlenmişti. Gerçekten çok sinirlenmişti. Kendisi grubun dağılmasını göze alarak ona Jungkook'a aşık olduğunu söylerken onun zaten her şeyi planladığını bilmesi canını yakıyordu. Hiç çekinmeden her şeyini anlattığı yakın arkadaşı kendisine bir şey anlatmıyor, üstelik arkasından iş çevirerek oyunlar oynuyordu. Oysa ki Jihyo'yu kıskandığı için ağladığı o zamanlar onun yanındaydı. Fakat ağlamasını görmesine rağmen doğruları söylemeye bile cüret etmemiş, dahası arkasından iş çevirmeye devam etmişti. İşte en çok buna üzülüyordu Taehyung. Jimin, Yoongi ile ne zaman kavga edip kendi evlerine gelse onunla çok güzel ilgileniyor, kollarında ağlamasını sağlayarak yakın arkadaşının yanında olduğunu hissettiriyordu. Fakat Jimin'in aklında farklı düşünceler vardı. Tamam, Jimin'in kendisine değer verdiği için böyle bir oyuna giriştiğini biliyordu ama yine de arkasından böyle bir oyun oynaması kendisini çok öfkelendirmişti. Bu yüzden öfkesine engel olamayıp salak saçma cümleler kurmuştu. Şimdi bile bunun pişmanlığını yaşıyordu. Bu yüzden her hıçkırığı daha içtendi.
Oysa ki güne oldukça güzel uyanmıştı. Kollarında Jungkook, sıcak yatak ve artık çözülmüş hislerle kendisini yeniden doğmuş gibi hissediyordu. Dün gece de oldukça güzeldi. Sahneden indikten sonra birbirlerine koşarak sarıldıkları o anı unutamıyordu. Sürekli gözlerinin önünde canlanıyor, Jungkook'un boynuna doladığı kolların arasında nasıl iyi hissettiğini hatırlıyordu. Evet, evet tam olarak böyle olmuştu. Jungkook'a sımsıkı sarılmış, özürler dileyerek onu ne kadar çok sevdiğini söylemişti. Aynı şekilde Jungkook'ta tir tir titriyordu avuç ayasıyla Taehyung'un yanaklarını sildiğinde. Göz yaşları usul usul yanaklarından akarken yüzüne yerleştirdiği o sıcak gülümsemeyle kendisine bakıyordu. Daha tam olarak birbirlerine o anlamda hisler beslediklerini itiraf etmeseler de ikisi de farkındaydı. Birbirlerini çok sevdiklerini ve arkadaş olmadıklarını asla olamayacaklarını artık iyi biliyorlardı. Bu yüzden dün geceden beri Jungkook kendisini çok güzel seviyordu. Zaten dün gece sürekli saçlarına bıraktığı minik öpücüklerle kendisini uyutmuştu. Aynı zamanda kulağına her zaman kendisine söylediği to find you fısıldamıştı. Taehyung daha ne istesindi. Jungkook'u ile problemlerini çözmüşlerdi. Mutluluk kanını akın akın işgal etmişti. Fakat öğrendiği gerçeklerle her şey kursağında kalmış gibi hissediyordu. Özellikle de en yakın arkadaşı Jimin ile bu hale gelmek, Taehyung istemsizce dudaklarının arasından bir hıçkırık bıraktı. Jimin'i çok seviyordu. Tanrı şahit olsun ki çok seviyordu. Kendi öz kardeşinden farkı olmayan biriyle bu halde olmak, kendisini öyle üzüyordu ki keşke diyordu içinden. Keşke ona öyle şeyler yazmasaydım, dalgaya alıp öğrendiklerimi geçiştirseydim. Ama o an ki öfkesi belli belirsiz kendisini gösterdiğinde Jimin'in kendisine kırıldığı gibi kendisi de Jimin'e çok kırılmıştı.