"Bence çok salaksın." diyen Ilgım'a çevirdim kafamı. Parmaklarımla kendimi gösterdim ve konuştum. "Ben mi?"
Gözlerini devirdi bana. "Yok ben."
"Evet, salaksın." dedim ve gülümsedim. Sinirle soludu ve yanımıza gelmekte olan sevgilisine doğru dönerek beni şikayet etti. "Aşkım. Bu bana salak dedi. Döv onu." Mete ile göz göze geldik. Kafamı hafifçe aşağıya eğdim ve göz bebeklerimi yukarı kaldırarak, hayali gözlüğümün üstünden Mete'ye baktım.
"Ah hayır. Beni bulaştırmayın." dedi ellerini havaya kaldırarak. Tabi bunda az önce ona attığım 'Yiyorsa döv.' isimli bakışında etkisi vardı.
Ilgım sağ elini yukarı kaldırarak işaret parmağını Mete'ye salladı ve sinirle konuştu. "Sen... sen var ya. Çok kötü bir sevgilisin." Mete sevgilisinin yanına sokuldu, tek kolunu Ilgım'ın boynuna dolayıp kendine yasladı. Burnunu saçlarının arasına sokup kokusunu derince içine çekti. "Üzgünüm sevgilim ama o karşındaki cadı bazen beni korkutuyor."
Tek kaşımı kaldırdım. "Sen bana cadı mı dedin?" Hızla kafasını 'hayır' anlamında sallıyor. "Ben duyacağımı duydum Mete bey." Tam ağzını açıp konuşacakken masamıza küt diye biri oturdu.
Aaa şaşırıyorum ama. "Sen bizim masaya mı oturdun?" Güzel ağzıyla sırıttı. "Evet. Çok mu şaşırdın?"
"Gerçeği söylemek gerekirse şaşırdım Doğu. Beni şaşırtıyorsun." Çapkın bir şekilde gülümsedi ve göz kırptı. "Şaşırtmayı severim." Tek kaşımı kaldırdım ve yüzüne baktım. "Şaşırtılmayı sevmem."
"O zaman alışsan iyi olur yavrum." dedi yanağımdan makas alarak. Oturduğum sandalyeden geriye doğru çıktım ve yüzümü buruşturarak yüzüne baktım. "Yavrum mu? Kıro musun?" Yüzüme baktı ve o iğrenç şeyi söyledi. "Kıroyum ama para bende." Kusuyormuş gibi yaparak başımı önümdeki masaya vurdum. Atın beni denizlere.
Tam konuşacakken Mete burada olduklarını hatırlatmak için boğazını temizledi ve Doğu'ya elini uzatarak konuştu. "Galiba artık tanışmalıyız ha? Ben Mete," dedi ve gözleriyle Ilgım'ı işaret ederek ekledi. "Buda sevgilim Ilgım." Doğu önce Mete'nin eline baktı ve elini uzatıp sıkarken Ilgımla Mete arasında şöyle bir göz gezdirdi. "Bende Doğu."
Sevgili arkadaşım her zamanki salaklığıyla olaya atladı. "Ay seni biliyoruz Doğu. Maşallah Hayal sağ olsun seni tanıyoruz." Ne dedi o? Hayal sağ olsun seni tanıyoruz mu? Seni küçük... Allah'ım sen bana sabır ver Yarabbim. Sırf pisliğine uydurdu. Var ya böyle sevgilim olsaydı çoktan kafasını duvarlara sürtüp ateş çıkartana kadar devam ederdim. Allah Mete'ye iyi sabır vermiş.
"Demek benden bahsediyorsun arkadaşlarına." dedi Doğu sırıtarak. Gülümsedim, gözlerimi kırpıştırdım ve ellerimi kalbimin üzerinde birleştirdim. "Ah, evet. Günün her saati, her dakikası senden bahsediyorum bu insanlara. Sana ne kadar aşık olduğumu söylüyorum. Bir gün öleceğim aşkından o olacak."
Gülümsemesi hala yüzündeyken konuştu. "Biliyorum yavrum."
"Yavrum demeyi keser misin?" Kafasını iki yana salladı ve bana doğru yaklaştı. "Sadece bir şartla."
Merakla baktım yüzüne. "Şimdi kulağıma doğru eğil ve bir şey fısılda." Bunu neden istediğini anlamasam da kulağına doğru eğildim ve fısıldadım. "Evet, ne istiyorsun?" Kafasını hafifçe bana çevirdi ve dudakları yanağıma deydi. Yanağıma değen dudakları hafifçe hareket etti ve gülümsediğini hissettim. "Şimdi bekle."
Birkaç saniye daha öyle durduktan sonra benden uzaklaştı ve yüzüme baktı. "Ne? Ne demek benden hoşlanıyorsun ve benimle beraber olmak istiyorsun?" diye bağırdı. İnsanların bakışlarını üzerimde hissederken ona anlamamış gözlerle baktım ve sonra kafama dank etti. Benimle oyun oynamış ve intikamını almaya çalışmıştı.
Sinirle soludum ve dişlerimi biledim. "Üzgünüm ama sandığın gibi biri değilim." dedi hala yüksek olan ama bir öncekinden daha kısık olan sesiyle. Yanımdaki sandalye boşalırken gözlerimi kapatarak derin nefes aldım. Yanımda olan beden arkama geçti ve kulağıma fısıldadı.
"Sen başlattım yavrum ve ben devam ettiriyorum. Telefonumun intikamını alacağımı söylemiştim." dedi ve masadan uzaklaştı. Ben bunu nasıl anlamadım. Bir planı olduğunu nasıl sezmedim. Kahretsin. Normalde dediğini asla yapmazdım ama boş bir anıma geldi ve yaptım. Şimdi ise... Ah! Lanet olsun.
Ama ben bunu senin yanına bırakmam Doğu, asla ama asla bırakmam. Kendin kaşındın. Bundan sonra benden kurtul kurtulabilirsen. Seni çok pişman edeceğim.
"Ne bakıyorsunuz lan? Dönünün önünüze." diyerek çevrede bizi izleyen insanlara bağırdı Mert.
"Hayır baksınlar." diyerek kantin halkına döndüm. "Sonra bende o gözlerini oyayım. Uyduracakları yalan yanlış dedikoduları uydurmadan çenelerini kırayım. Ha yapacağıma inanmayan varsa gelsin söylesin. Ya da benim o salağa öyle bir şey söylediğimi düşünen varsa hiç çekinmesin çıksın ortaya. Sonra onun bir kafasını kırayım."
Kantin halkında gözlerimi gezdirirken ses bekledim, lanet bir ses bekledim. Bana bakan bir çift göz bekledim lakin hepsi korkudan kafalarını yere eğmişti. "Kalkın." deyip ayaklanmamla beraber kantinin geri kalanı da ayaklandı. "Siz değil salaklar. Ilgım'a ve Mete'ye dedim."
Ve bir bölümün daha sonuna geldik. Geciktiği ve kısa olduğu için üzgünüm. Bir sonraki bölümde telafi edeceğim. Umarım hoşunuza gitmiştir. Yorumlarınızı bekliyorum. ^_^
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Siyahım (Ara Verildi)
Teen FictionO siyahken, ben beyazdım. O gökyüzüyken, ben denizdim. Aslında çok farklıydık birbirimizden ama bir o kadar da aynıydık. Bir eksik, bir fazla tamamlıyorduk birbirimizi. Birbirimiz olmadan yapamıyorduk ama beraberken de olmuyordu. Ne ulaşabiliyorduk...
