İçerik Kurallarımızı güncelledik.
Hikâyeleri güvenli bir şekilde paylaşmaya devam etmek için en güncel kuralları inceleyin.

3. Bölüm

116 31 15
                                        

Eveeet. Yeni bölüm umarım hoşunuza gider. Bölüme başlamadan söyleyeceğim birkaç bir şey var, ondan sonra sizi bölümle baş başa bırakacağım. Öncelikle multide gördüğünüz video tanıtım videomuz. Umarım hoşunuza gitmiştir. Ne düşünüyorsunuz? 

İkinci olarak ise çok sevgili arkadaşım Betül'ün tatlı mu tatlı bir hikayesi var. Lütfen ona da bakmayı unutmayın. ^_^ Sizleri seviyorum. Lütfen yorum yapmayı unutmayın.

Ha birde bölüm şarkımız Kat Deluna - Drop It Low

Öğlen yemeği vaktinin geldiğini anlatan zilin çalması ile sınıfın yarısından fazlası koşarak, birbirlerini iterek sınıftan çıktı. Yemek almak için, daha önce yemek almak için girdikleri bu amansız mücadeleyi anlamıyordum. Saçma.

"Hayal. Hadi canım. Git konuş artık." dedi Mete. Ona sinirli sinirli baktım. "İyi. Gidiyorum." Oturduğum yerden kalktım ve sırasında oturan Doğu'nun yanına geçtim.

Gözlerimi kapadım ve şuan yapacağım şeyi yapabilmek için derin bir nefes aldım. "Doğu. Biraz konuşabilir miyiz?" Kafasını sıradan kaldırdı ve yüzüme umursamaz bir şekilde baktı. "Ne?" dedi ters bir şekilde.

Sakin Hayal, sakin. "Ben..." sert bir şekilde yutkundum ve tek bir nefeste söyledim. "Dünkü olay için özür dilerim."

Ve ben, Hayal Erdoğan. Az önce asla yapmam dediğim bir şeyi yaptım, dediğim her şeyi yuttum. Ondan asla özür dilemem dedim ama bunu yaptım. Eğer neler olduğunu, bunu neden yaptığımı merak ediyorsanız zamanı biraz geri sarmamız ve düne geri dönmemiz gerek.

1 gün önce

Telefonun kahvemin içine yanlışlıkla(!) düşmesinden sonra Doğu'yu bir daha görmemiştim. Aslında bu iyi olmuştu çünkü bir daha görseydim telefonun hırsını benden çıkartacaktı. Evet, evet. Kabul ediyorum, sinirle düşünmeden hareket ettim ve bana kızmaya hakkı var ama o da hak etti. Benimle öyle konuşamaz. Ben ona o hakkı vermediğim sürece bana o şekilde davranamaz.

"Hayal. Kızım bugün yaptığın süperdi." diye çığırdı Ilgım. Ah, kulağım. "Ilgım, kulağımın dibinde ne bağırıyorsun?" diyerek elimi kulağıma götürdüm.

"Ay. Pardon Hayal ya... Gaza geldim birden." Gözlerimi devirdim. "Neden gaza geldin canım arkadaşım. Sorabilir miyim acaba?"

İç çekti. "Bilmiyorum kanka ama yaptığın çok havalıydı. Bende yapmak istiyorum. Acaba Mete'ye yapsam mı?" Salak saçma konuşan Ilgım'a dik dik baktım ve bu konuda ciddi olduğunu görerek kafasına bir tane geçirdim. "Ilgım. İyi misin? Bu kadar saçmalamanı anlamıyorum, anlayamıyorum. Doğru söyle kafana çok mu vuruyorum yoksa annenle baban seni üç kez atıp iki kere mi tuttu? Hadi itiraf et."

Kızgın gözlerle baktı bana ve elini kalbine götürerek konuştu. "Alınıyorum ama." Sevimlice gülümsedim. "Alın diye söylüyorum hayatım zaten."

Ağzından bir 'hah' çıkartıp, saçını arkaya doğru atarak önüme geçti ve hızla yürümeye başladı. Arkasından kocaman gülümseyerek koşup sırtına zıpladım. Kollarımı boynuna dolayıp, ayaklarımı beline sardığımda refleks olarak ayaklarımı tuttu ve yürümeye devam etti. "Ay ay kıyamam sana. Şaka yaptım manyak." dedikten sonra yanaklarına öpücükler kondurdum.

Biliyorum, biliyorum. Düşmeden hala nasıl ilerleye bildiğimize şaşırıyorsunuz ama artık alıştık. Bunu her zaman yapıyoruz ve bu daha hiçbir şey. Eğer etrafımızda bir yerde olsaydınız ve yaptıklarımızı görseydiniz 'Bakırköy'e kapatın bunları.' derdiniz arkadaşlar.

"Kızlar bakıyorum keyfiniz yine yerinde." dedi arkamızdan Ayla hoca. Ayla hoca bizim okulumuzun çok sevgili müdiresi ve Ilgım'ın teyzesi fakat bunu çok az kişi biliyor. Ayla hoca oldukça disiplini fakat çok tatlı bir kadın. Onun yerinde bir başkası olsa bizi çoktan okuldan atmıştı ama bu sevimli kadın bizi çok seviyordu, ki bizde onu çok seviyoruz, bu yüzden bizi okuldan atmayı hiç düşünmemişti. Ayrıca ona bir saygım vardı, bu yüzden Ilgım'ın sırtından indim ve üstümü düzelttim.

"Evet hocam. Sonunda bugünde bitti ya o yüzden böyleyiz. Yoksa bizi bilirsiniz." dedi Ilgım rahat ve saygılı bir şekilde. O tam olarak nasıl oluyor bilmiyorum ama Ilgım o dediğim şeyi yapmıştı. Ilgım benim gibi rahat kızdı. Nerede nasıl davranmasını bilir büyüklerinin yanında oldukça saygılı davranırdı fakat karşısında teyzesinin olması onun şuan oldukça rahat olmasını sağlıyordu.

"Eh, keyfiniz hep yerinde olsun kızlar." dedi gülümseyerek ve sonra bana bakarak ekledi. "Hayal, hayatım benim odama gelir misin?"

"Tabi hocam." dedim ve Ayla hoca arkasını dönerek asil bir şekilde odasına ilerledi. Ilgım'a döndüm. "Siz Mete ile her zamanki yere gidin ben Ayla hoca ile konuştuktan sonra gelirim." 'Tamam' anlamında kafasını salladı ve bende ona arkamı dönerek Ayla hocanın odasına ilerledim.

Kapının önüne geldiğimde kapıyı tıklattıktan sonra içeri girdim. Ayla hocanın odası geniş ve ferahtı. Kocaman masası ve o masanın önünde iki tane tekli koltuk, tam karşısında da bir tane çift kişilik koltuk vardı. Odanın belirli yerlerini süsleyen beyaz zambaklar buranın aynı Ayla hoca kadar asil görünmesini sağlıyordu. Oda genellikle beyaz tonlarından oluşuyordu ve duvarlardaki tablolar odaya hoş bir hava katıyordu.

"Evet Hayal. Gel tatlım otur bakalım yanıma." dedi çift kişilik koltuğa oturmuş Ayla hoca eli ile yanındaki boş kalan yere vurarak. Dediğini ikiletmeden harekete geçtim ve vücudumun yarısı ona dönük bir şekilde oturdum. Bir süre hiç konuşmadan yüzüme baktı. "Hayal."

"Hocam?" dedim sorar bir şekilde.

Boğanızı temizledi ve konuşmaya başladı. "Ben bir şey duydum Hayal. Bugün ilk teneffüs bir olay olmuş. Yeni gelen öğrencimizin telefonunu kahvenin içine düşürmüşsün."

"Evet, hocam ama beni bilirsiniz, durduk yere böyle bir şey yapmam. Evet deli dolu bir kızım, o an aklıma ne gelirse onu yaparım, anı yaşarım ama hiç kimseye durduk yere öyle davranmam. Dün ve bugün onun yanına onun yanına gittim, sohbet etmeye çalıştım fakat sohbet etmeyi bırakın yüzüme bakmadı, yokmuşum gibi davrandı. Bende sonunda delirdim. Tamam, sonunu düşünmeden yaptım ama hak etti."

Dediklerimi dinleyen Ayla hoca son söylediğim üzerine hafifçe kaşlarını çattı. "Emin misin?" Derin bir nefes aldım ve yavaşça omuzlarımı düşürdüm. "Tamam, yaptığım yanlıştı. Özür dilerim." Bana gülümsedi ve elini sırtıma götürerek sıvazladı. "Aferin hayatım ama özür dilemen gereken kişi ben değilim, o."

Ayla hocanın dediği şey ile gözlerim pörtledi ve ağzım iki metre açıldı. "Hayır, hayır. Bunu yapmayacağım. Ondan asla özür dilemeyeceğim. O... o kendini beğenmişten özür dilemeyeceğim. Bu asla olmaz." Gözlerini kıstı. "Hayır, olacak." Hızla kafamı iki yana salladım. "Olmaz hocam. Bunu benden isteyemezsiniz."

Tek kaşını kaldırdı. "Emin misin?"

Bugün

Şaşkınlıkla gözleri aralandı ve haince gülümsedi. "Anlamadım. Tekrar eder misin acaba?" Dişlerimi birbirine sürttüm ve gözlerimi onun güzel gözlerine sinirli bir şekilde dikerek konuştum. "Telefonunu kahvenin içine düşürdüğüm için özür dilerim."

Gülümseyişini genişletti ve konuştu. "Ah, özrün telefonumu geri getirmeyecek bunu biliyorsun."

"Yani?"

"Sadece özür dilemen yetmeyecek demek istiyorum, başka bir şey daha yapman gerekiyor." Sinirden elim ayağım titremeye başladı, gözlerim seyirdi ve ben sakin kalabilmek için derin bir nefes aldım.

"Bana bak. Ne demek istiyorsun bilmiyorum ama senden özür dilediğime şükret. Başka hiçbir şey olmayacak, başka bir şey yapmayacağım."

Hafifçe güldü sinirli halime. "Bak küçük kız, yapmanı istediğim şey düşündüğün gibi bir şey değil." Sinsi sinsi gülümsedi. "Benim istediğim benden uzak durman."

Sinirli yüz ifadem yerini yavaş yavaş sırıtmaya bıraktı. "O zaman sana kötü haber. O istediğin olmayacak. Benden kurtulamazsın." dedim ve oturduğum yerden kalkarak ona göz kırptım. Arkamı dönüp kapıya ilerlerken Ilgım ve Mete'ye bir baş işareti çaktım. Onun üzerine sıradan kalkarak kapıya ilerlediler.

Tam kapıdan çıkarken arkama, Doğu'ya baktım. Deminki pişkin halinin yerini sinirli hali almıştı ve içimden bir ses işlerin kızışmaya başlayacağını söylüyordu. Ama olsun, ben hazırım, bakalım sen hazır mısın Doğu?

Siyahım (Ara Verildi)Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin