Daha önce hiç gelmediğimiz bu kafe/bar tarzı mekanda otururken buraya gelmemize sebep olan Ilgım'ın aklına uyduğumuz için kendime küfür ediyordum. Neden buraya geldik ki? Ya da neden Mete ile Ilgım'ın 'bir değişiklik yapalım' teklifini kabul ettik? Ne zaman Ilgım'ın bir değişiklik yapalım sözlerini dinlesek keyfimiz kaçıyordu, aynı şimdi de olduğu gibi. Bu sıkıcı mekanda önümüzde biralarımız, yanımızda Pelin ve Keremle birlikte karşımızda çalan o saçma grubu dinliyorduk. Daha doğrusu olabildiğince dinlememeye çalışıyorduk çünkü bu grup berbat. Allah'ım! Güzelim şarkıyı berbat ettiler, berbat!
Tamam, sesiniz güzel olabilir ama neden İngilizce şarkı söylersiniz? Neden? Detone oluyorsun arkadaşım. Biz buraya eğlenmeye geldik fakat sen bütün eğlencenin içine ettin. Teşekkürler.
"Bir daha Ilgım'ın dediği bir şeye uyarsak kafama sıkın arkadaşlar. Bu ne? Atacağım kendimi en denizlere."
"Ay, neyi beğenmedin?"
Çevremizdeki sıkıcı insanlara ve karşımızdaki saçma gruba bakarak konuştum. "Sence?"
"Ya Hayal, keşke bir şeylerden memnun kalsan." diyen Pelin'e öldürücü bakışlarımı gönderdim.
"Yanımda iki çift sevgili var, hem de birbirlerini çok seven, her saniye mıç mıç mıç olan. Ne kadar memnun olabilirim ki siz her saniye saplığımı gözüme gözüme sokarken?"
"Hadi ama Hayal, eğer istersen seninle çıkmaya can atacak kaç tane çocuk var, biliyorsun ama sen reddediyorsun hepsini."
"Çünkü Kerem sevmediğim biri ile çıkmak istemiyorum. Sevmediğim biri ile çıkarak onun duyguları ile oynamak istemiyorum. Kendimi beğenmiş olabilirim, deli olabilirim veya başka her şey olabilirim ama sevmediğim biri ile çıkıp onun duyguları ile oynayacak kadar iğrenç biri olamam."
"Bu kızı işte bu yüzden seviyorum. Ne olursa olsun, ne yaparsa yapsın bazı şeylerden hiç dün vermiyor." diyen Mete'ye bir öpücük attım.
"Bende seni seviyorum, aşkım." Gülerek dediğim şeye güldü ve aramızda duran Ilgım'ı geriye iterek ellerini uzattı bana. "Gel, kaçalım gidelim buradan. Herkesten uzak yaşayalım aşkımızı."
Uzattığı ellerini tutarak gözlerimi kırpıştırdım. "Hop hop. Nereye gidiyorsunuz ben varken?" Yüzüme ağlamaklı bir ifade yerleştirerek çektim ve Ilgım'a bakarak yavaşça çektim ellerimi Mete'nin elleri arasından. Ardından gözlerimi sevgili Mete'ye çevirdim.
"Üzgünüm aşkım. Aramızda bu sarı çiyan olduğu sürece olmaz." Beşimiz birden bu lafımı bekliyormuş gibi aynı anda kahkaha attık. Ilgım ellerini karnıma götürerek beni gıdıklamaya başlarken bir yandan da gülerek konuştu.
"Sarı çiyan ha? Sen gülmekten ölene kadar gıdıklayacağım seni." Ama bunu yapamaz. Deli gibi gıdıklandığımı biliyordu. Bile bile öldürecek beni. Deli! Uyuz! Gıcık! Aklım varken kurtulmalıydım ben bunlardan.
Tanrım, karnım!
"Bırak be." diyerek ellerine vurmaya çalışıyordum fakat kahkahalarla gülerken bunu yapmak pek mümkün olmuyordu.
"Ilgım bırak kızı." Kerem'in sözünü dinleyerek bıraktı beni. Oturduğum yerde dikleşerek önümdeki birayı aldım ve dudaklarıma götürdüm. Biranın o bilindik acı tadı dudaklarıma, o güzel kokusu da burnuma dolarken gülümsedim. Birayı seviyordum, onun kokusunu, tadı, her şeyini.
"Bazen neden zamanında kurtulmadım sizden diyorum? Zamanında kurtulsaydım şunlardan," Ilgım ve Mete'yi gösterdikten sonra Kerem ve Pelin'e hitaben konuştum. "Şuan bunların hiçbiri ile uğraşmazdım."
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Siyahım (Ara Verildi)
Genç KurguO siyahken, ben beyazdım. O gökyüzüyken, ben denizdim. Aslında çok farklıydık birbirimizden ama bir o kadar da aynıydık. Bir eksik, bir fazla tamamlıyorduk birbirimizi. Birbirimiz olmadan yapamıyorduk ama beraberken de olmuyordu. Ne ulaşabiliyorduk...
