Ohhh be sonunda yaa ha atıcam aticam diyordum bi bok çıkıyordu atamıyorum şu yeni bölümü aq Asırlar sonra geldi sonunda
iyi okumalar babylerrr💫🎀💚💗
(Jisung'un anlatımıyla)
Güzel uyku, evet... Kesinlikle uyanmak istemiyordum. Anne beş dakika daha diyen öğrenciler gibiydim belki ama, istemiyordum. Ve bir diğer güzeli ise şuan sarılmış olduğum yastıktı. Yumuşak ve çok güzel kokuyor. Ayrıca odamda yatağımın üstündeki normal yastıklar dan biraz büyüktü. Ve... Bu şey nefes alıyor gibiydi sanki?
Yoklamak için elimle dokundum. Kol? Dur, ne!?
Gözlerimi hızla açıp başımı yukarı kaldırdım. Bana, biraz yukardan bakan bir çift göz ile karşılaştım.
"Agh, Minho?!"
"Jisung!" Yataktan hızla inip önüme diz çöktü. Kolları omuzlarımı yumuşak bir şekilde sardığında aklıma gece yaşadıklarımız geldi.
"İyi misin?" Diyerek gözlerini benimkilerle birleştirdi ve gülümsedi. Sanki inanılmaz bir rüyanın içinde gibiydim. Başımı aşağı yukarı sallarken ağzımdan iyi olduğumu belirten birkaç mırıltı çıktı.
"Dün çok içmiştin, sarhoştun. Bir şey hatırladığını düşünmüyorum dün geceye dair."
"Hatırlıyorum" dedim tek nefeste. Yanaklarımın yandığını, vücudumu ateş bastığını hissediyordum. Yani tam anlamıyla hatırlıyor değildim ama o muhteşem filmin birkaç sahnesi hatırımdaydı. Sonra ortama birden ölüm sessizliği hakim oldu. Karşımdaki beden derin nefes alıp konuşmaya başladı.
"Bak... Jisung eğer istemiyorsan seni anlarım. Sonuçta senin bilincin olmadan biz dün bunları yaşadık. Olmamış gibi davranmaya çalışabiliriz."
Titreyen, parlak gözlerine baktım. O, o kadar düşünceliydi ki . Birilerini, sevdiklerini üzmemek, kalp kırmamak için gerekirse yerinde kırk takla atardı.
Öne doğru eğildim ve dudaklarımı onun yumuşak dudakları ile birleştirdim. Dokunuşları, söyledikleri, bakışları, davranışları o kadar nazikti ki... Bunu hissettiriyordu. Dudaklarımızı ayırıp alınlarımızı birbirine yasladım. Kolları belimi kavrayıp kendisine çektiğinde elim refleks olarak omuzlarına çıktı. Titrek bir nefes alarak konuştu.
"Bu evet mi demek oluyor?" Küçük bir kahkaha atarak cevapladım.
"Evet demek oluyor sevgilim." Dediğimde bakışlarını kaldırıp bana baktı. Gözlerindeki o ışıltı ne kadar mutlu olduğunu belli ediyordu, hislerimiz karşılıklıydı. Hızlıca beni kendine çekip kollarını etrafıma sardı. Başını boynuma eğerek minik öpücükler kondurmaya başladı.
"Seni seviyorum, seni seviyorum..." Diyordu arada da. Bana sardığı kolları arasında kucağına iyice yerleşerek sıkıca ona sarılıp başımı göğsüne yasladım. Hızla atan kalbi kulağımı doldurduğunda gözlerimi kapattım. Sıcak nefesi boynuma değiyor, beni rahatlatıyor du.
"Bir süre böyle kalalım, olur mu?"
"Olur, güzelim."
.
.
.
Gözlerimi yavaşça aralayıp odayı aydınlatan güneş ışığına alışmaya çalıştım.
"Günaydın, güzellik." Yanımda, elini başına yaslayıp beni izleyen bedene sardım kollarımı.
"Tekrar uyumuşum ben ya." Bir eliyle sırtımı sıvazlarken beni saçlarımın arasından öpüp konuştu.
"Tabi buldun mis gibi yeri, kedi gibi uyuya kaldın."
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Close | Minsung
Fanfiction°•°•°•°°•°•°•° Düzen ve temizliğe önem veren Jisung ve onun dağınık ev arkadaşı Minho. H: Hyung, ama onların yeri orası değil ki. M: Burdan daha kolay. Bence bardak ve tencerelerin yerini değişsek bir şey olmaz.
