Birinci bölüuaaam aaaa
Sağ ayakla girelim hadi, bismillah 🤍🤍🤍
"Minho hyung! Derse gidiyorum ben!"
Başımı, odasının yarı açık kalan kapısından uzatarak söylemiştim. Onaylar gibi bir mırıltı çıkardığını gördüğümde gülümseyip geri çekildim. Görünüşe bakılırsa gece yine uyuyamamıştı.
Adımlarımı dış kapıya yönlendirip evden çıktım.
Bu eve geldiğimden beri onun bir kere bile tam olarak uyuduğunu görmemiştim. Ya kısık sesle müzik dinler yada aynı şekilde televizyon izlerdi. Ona ev arkadaşı olarak uyuyamamasının sebebini sormuştum, kendisi de bilmiyordu.
Aslında onun dışında, ona ev arkadaşı gözüyle pek bakmıyordum ama...
Neyse, geçelim bunu. Dağınıktı tuhaf bir şekilde. Ben bir şeyin yerini düzelttikçe o tam tersini yapıyordu. Yani mesela, ondan kıyafet ödünç almak istediğimde teker teker o bohçalara bakmam gerekiyordu. Neden kıyafetlerini bohçalara koyup onları da giysi dolabına koyarsın ki?
Ve ya mutfak dolaplarında ki bardak ve tencereler kirlenip yıkandıktan sonra ikisinin yerlerini değiştiriyordu. Bardakları en alt çekmeceye tencereleri de yukarıda ki rafa koyuyordu?
Ya da halı kıvrılınca onu düzeltme zahmetine bile girmemesi? Bunları o yapabiliyordu, evet. Tuhaf biriydi ama ben onu böyle seviyordum, tatlı.
Ne yazık ki o bana, benim ona baktığım gözle bakmıyordu. Keşke öyle olsaydı ama yine de onun yanında olduğum için mutluydum.
"Hey, Jisungie~!"
Arkama dönüp bana seslenene baktım, tanımıştım zaten.
"Nabersin?" diyerek kolunu omzuma attığında gülümsedim.
"İyidir, senden?"
"Bende aynı. Derse mi yoksa başka bir yere mi uğrayacaksın?"
"Hayır derse."
Hyunjin, en yakın arkadaşım. Derslere birlikte gireriz ve ayrıca da tanıdığım en iyi ressam. Bu işte gerçekten çok iyi. Felix ile kalıyor, tam olarak samimiyetlerinin ne olduğunu bilmiyor. Sanırsam flört ya da daha fazlası?
"Dersten sonra bir yere uğrayacağım. Benimle gelir misin?"
.
.
.
"Ah! Ulan hayvan evladı nazik olsana biraz!"
"Hey, daha çizmeye başlamadım bile."
Yanımda, elinde dövme makinası ile bakan adama kısa bir bakış attıktan sonra Hyunjin'e döndüm.
"Nerde kaldığını soruyor Ji." dedi Hyunjin, bir elindeki telefonuma birde bana bakarak.
"İşim olduğu söyle."
Başını sallayarak telefona döndü. Birkaç dakika sonra gelen mesaj sesi ile hızla ona döndüm.
"Ne diyor?" Alt dudağımı kemirirken sordum.
"Şimdi de bir şey olup olmadığını soruyor. Buna ne yazayım?"
İğnenin ucu göğsümdeki yazıyı çizerken bağırmamak için kendimi tutuyordum fakat çokta işe yaramadı. Tanrım gerçekten çok can yakıyordu.
"Siktir of! Bir şey olmadığını söyle."
"Jisungie...sen iyi misin?"
"İyiyim!" Sesimi yükselttiğimin farkına vardığımda duraksayıp boğazımı temizledim.
"Yani iyiyim, evet. Ona bir şey olmadığı biraz gecikeceğimi söyler misin?"
"Tamam." diyerek gülümsedi ve telefona geri döndü.
.
.
.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Close | Minsung
Fanfiction°•°•°•°°•°•°•° Düzen ve temizliğe önem veren Jisung ve onun dağınık ev arkadaşı Minho. H: Hyung, ama onların yeri orası değil ki. M: Burdan daha kolay. Bence bardak ve tencerelerin yerini değişsek bir şey olmaz.
