》7

138 19 10
                                        

"Lavaboya gidip geleceğim, beni burada bekle."

"Tamam hyung." Elimdeki içkiyi bırakıp oradan çıktım. Lavaboya girip işlerimi hallettikten sonra bara geri döndüm. Bir dakika o da kim di öyle?İşte asla görmek istemeyeceğim sahnelerden biri tam karşımda duruyordu. Piçin biri... Kafasını dağıtacaktım. Hızlı adımlarla yürüyüp onu ittirmeye çalışan Jisung'dan ayırdım.

"Sen gel bakayım bi..." Diyerek yakalarından tutup bardan çıkardım. Arka kapıdan çıkıp biraz ilerideki yerde duvarın kenarına ittim. Ne olduğunu anlamayan bir ifadeyle bakınıyordu. Kalkmak için yeltendiğinde yüzüne yumruk attım.

"Hyung!"

"Sen... Piç seni! Sen kimsinde ona dokunabiliyorsun?! Hemde o senden rahatsız olduğunu gayet güzel gösterdikten sonra!"

"Hyung! Hyung dur lütfen! Çok sarhoş görmüyor musun? Şuuru bile yerinde değil!"

"Sarhoş olması sana bunları yapabileceği hakkını vermiyor Jisung." Birkez daha yumruk attığımda arkamdan bana sarılan kolları hissettim. Geri çekilip ayağa kalktım. Jisung yanıma geçip kolumu tuttu.

"Eve gidelim hyung, lütfen. Lütfen..." Ona baktığımda gözlerindeki endişeyi gördüm. Yerde yarı baygın yatan adama bir kez daha baktıktan sonra eve doğru yürüdük.

"Unutalım bunu en iyisi-"

"Adama bak ya, yüzsüz! Hayır çevredeki insanlarda odun resmen,biri de çıkıp demez mi "Napıyorsun sen be adam!" Diye."
Yanımda yürüyen bedene baktığımda Jisung, ağzını eliyle kapatıp gülmeye başlamıştı.

"Ne,noldu?" Gülmesi kahkahaya dönüştüğünde bende kendimi tutamadım.

"Hyung...bazen sinirlenince çok tatlı oluyorsun, bunu biliyor muydun?"

"Artık biliyorum." Diyerek onun kahkaha ile gülen haline baktım.
Onun gülmesi ve mutlu olmasını hiçbir şeye değişmezdim.
.
.
.

"Jisung biraz fazla içmedin mi?"

"Veee... Goll!" Diyerek elindeki bira şişesiyle ayağa kalkarak kollarını yana açtı. Sonra kendini tekrar koltuğa bırakıp biraz daha içti.

"Yoo~ Ne alakası var? Kafam gayet yerin- Oha bir gol daha! Harika bir maç ya!" Şişeyi tekrar ağzına götürüp kafasına diktiğinde içinde başka içki kalmadığını fark etti.

"Hay ben senin...bitecek zamanı buldu." Diyerek sehpada ki diğer şişeye uzanıyordu ki ondan hızlı davranarak aldım.

"Yeter Sungie, çok içtin."

"Hayır ya~ hiç de bile çok içmedim. Bir şişecik içtim sadece..."

"Bir şişe-cik mi? Peki bu altı şişeyi kim içti?" Yavaş açılıp kapanan gözleriyle başını kaşıyıp konuştu.

"Hmm... Sen!" Kahkaha atarak başını geriye atıp uzandı. Işte sırılsıklam sarhoş olan bu Jisung'u ilk defa görüyordum. Fazlada bi hoşuma gitmişti. Yastıklardan birine sarılıp mırıldanmaya başladı, şarkı söylüyordu.

Kumandayı alıp televizyonun sesini kıstım. Karanlıkta televizyondan yansıyan ışığın yüzüne vurmasıyla çok tatlı gözüküyordu. Kolumu başımın altına alarak alarak uzandım ve onu izlemeye başladım.

  Kulağıma gelen kısık sesli inlemeler ile uyandım bakışlarım tavanda gezerken kendime gelmem birkaç saniyeyi almıştı. Yavaşça doğrulup Jisung'a baktım. Dudağını ısıtıp inliyordu. Bu, ikinci defa şaşırmama sebep olmuştu. Sehpanın üzerinde duran telefonumdan saate baktım. Çok da uyumamıştım. Ayağa kalkarak yavaş adımlarla Jisung'a doğru yürüdüm.

O... hayır Minho, hayır. Temkinli bir şekilde kolunu tutup adını seslendim.

"Jisung... Jisung..." Kulağımı dolduran sesleri onu arzulama isteğimi uyandırıyordu. Gözlerimi kapatıp yutkundum.

"Jisung kalk hadi." Kolundan onu hafifçe sağladığımda yavaşça araladı gözlerini.

"Kalkmalısın, odana geç."

"Hyung..." Doğrulup başını tuttu.

"Seni odana kadar götüreceğim, kalk lütfen." Ayağa kalktığında düşmesi bir oluyordu neredeyse. Ona bir daha bu kadar çok içmesi için izin vermemeliyim çünkü bu ikimiz içinde iyi olmayacaktı.

"Tamam, tamam... Yavaş yavaş- dikkat et." Odasının kapısından geçtiğimiz zaman dengesini tekrar kaybetmişti. Onu yatağa oturttuğumda bir adım geri çekildim.

"Dinlen biraz, sabaha iyi olursun. İyi geceler." Arkamı döndüğüm sırada bileğimi tutan el beni sertçe kendine çekmişti.

Yatağına, sırtı yatakla buluştuğunda üstüne düşmüştüm.

"Gitmeni istemiyorum... kalmanı... benimle burada kalmanı istiyorum." Diye fısıldadı. Zorlaşıyordu, içimdeki o şehvet dolu arzuyu dizginlemem zorlaşıyordu ve ben artık kontrol etmek istemiyordum.

"Sarhoşsun, hemde çok. Pişman olmanı istemiyorum."

"Ve ne istediğimi hiç bu kadar iyi bilmemiştim." Dediğinde beni yakalarımdan tutup kendimi kaybettiğim dudaklarına çekti.










Helelelellele 🤭🤭🤭🤭🤭 uwuwuuwuw neler oluyor böyle acaba 🙈🙈🙈 bir sonraki bölümü tahmin edebildiğinizi düşünüyorum 🤫

Şu ana kadar yazdığım en kısa bölüm bu, ay bayilcam valla
  Oy vermeyi unutmayın lütfen ⭐ ve şimdi uyumaya gidebilirimmmm 💗💗💗🎀💫

Close  |  Minsung Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin