Demir bana bağırmaya başladı
-Sen ne kadar dönek bir insansın. Sana bizim oralarda ne denir biliyor musun? Yavşak!
O anda yatağımdan kalktım ve Demir'e tokat attım. Biraz acıtmış olmalıyım ki yanağı kızardı. Odadan dışarı ve sonrasında evden dışarı fırladım. Abim olacak bir de. Böyle abi olmaz olsun. Neyse belki Tolga gelirse ruh halim düzelir. Neden bu tür şeyler hep benim başıma gelir ki. Bunları düşünürken ayağıma ayakkabı giymediğimi fark edemedim. Şansıma yağmur da yağıyordu. Arkamdan gelen ayak seslerini yağmur yüzünden duyamıyordum ama birinin arkamdan "Melissa!" diye bağırdığını duyabiliyordum. Arkamdakinin Demir olduğunu düşünerek adımlarımı hızlandırdım. Sonunda kolumda bir el hissettiğimde gözümü sinir bürümüştü, tam "sen kendini ne sanıyorsun" derken kolumu tutanın Tolga olduğunu gördüm. Gözlerimle görmesem inanmazdım. Eskisinden çok daha yakışıklıydı.
-Melissa nereye böyle misafirin olduğunu unuttun galiba.
-Sence ben seni unutabilir miyim?
-Bilmem?
Küçük çocuklar gibi kollarımı kavuşturdum ve sırtımı döndüm. Kolarımı tutup beni kendine çevirdi.
-Şaka yaptım hemen alınma.
-Neyse sen asıl büyük haberi biliyor musun?
-Yoo!? Dökül bakalım fıstık.
Fıstık? Kelimeyi duydum ve söyleyeceklerimi unuttum.
-Aloo!? Dünyadan Melissa'ya?
-He pardon. Demirle kardeş oluyorum.
-Hangi Demir? Bizim sümüklü Demir mi?
-Evet.
-Bu sana aşıktı küçükken hatırlıyor musun?
-Evet. Hatta bir keresinde birileri onu dövmüştü sırf beni sevdiği için.
Tolga'nın suratı değişik bir hal aldı.
-Dökül Tolgacığım.
-Ya hani sümüklüyü döven biri vardı ya işte o bendim.
-Benim için mi ?
-Yok canım, ya galiba, evet işte.
-Karar ver.
-Evet.
-Neyse eve gidelim üstümü değiştireyim.
Eve doğru yürümeye başladım. Yürürken yolda Mert'i gördüm ve Tolga'nın eline yapıştım. Tolga'nın yüzü gülüyordu. Mert bize doğru yürürken telefonunu çıkardı. Bir şeyler yazıyordu. Telefonuma mesaj gelince ne yaptığını anladım. Bir elimle hala Tolga'nın elini tutarken öteki elimle telefonumu çıkardım. Şifremi girdim ve gelen mesaja baktım. "Buğra öğrenene kadar bekle." Mert'e baktım ve fotoğrafımızı çektiğini fark ettim.
-Tolga şu çocuğun arkasından koşacağız. Eve sonra gideriz.
Koşmaya başladık. Mert hızlı koşuyordu ama Tolga eskiden okulun koşucusuydu. Ve tahmin ettiğim gibi Tolga Mert'e yetişti. Ben oraya gittiğimde Tolga Mert'i yere yatırmış güreş pozisyonundaydı.
-Neden kovaladık?
-Telefonu alıp bana verebilir misin?
-Al.
Telefonda fotoğraflara girdim. Bizim fotoğrafımız yoktu. Bu çakalın ne yapacağı belli olmaz diye son silinenlere de baktım orada da yoktu.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
aşk kaskı
ChickLitAşk üçgenlerini hepimiz biliyoruz. Peki ya bir Aşk Beşgeni veya Aşk Altıgenini düşünebiliyor musunuz? Melissa güzel bir kız ve onu seven bir sürü erkek var. Ama babası bir kask gibi onu aşktan koruyor. Melissa babasına karşı çıkmayı başarabilecek m...