Yok artık!

129 4 0
                                    

Sonunda Buğra'nın cezası bitmişti. Melissa onu görünce el sallayıp yanına oturmasına işaret etti. Buğra hafif bir gülümseme ile yanına oturdu.

-Ceza mı aldın, yani aldığını biliyorum ama neden ki?

-Öğretmenlerin bana olan gıcıklığı.

-Emin misin?

-Peki .Gelmeden önce senin dolabına resim yapmıştım ve bu yüzden beni cezalandırdılar.

-Ne cezası aldın?

-Boşver.

-Ama neden dolabıma resim çizdin ki, ve ne çizdin?

-Çok soru soruyorsun. Sınıftan çıkınca bakarsın. Sürprizin bozulmasını istemem.

-Peki.

Ders bitmişti Melissa zil çaldığı anda dolabına koştu. Dolabındaki güzel gül resmini görünce gözleri Buğra'yı aradı ama bulamadı. Sonra da dolabın altındaki notu gördü. Eğilerek o notu aldı. Üstünde "Ressamın: 05********* " yazıyordu. Melissa sırıtmayı kesemiyordu. Hemen telefon numarasını aramak için telefonunu çıkardı. YANLIŞ ZAMANLAMA! Öğretmen

-Okulda telefon kullanmak yasak. Sen başbakanın kızısın değil mi?

Melissa'nın cevap vermesine izin vermeden

- Bu seferlik affediyorum bir daha olmasın.

-Tamam.

Diyebildi Melissa. Bir anda gözlerinin kapandığını hisseden Melissa "KİMSİN?" Diye bağırdı.

Gözleri kapalı bir biçimde onu sürükleyen biriydi bu. Melissa çok korkuyordu. Sonunda durmuşlardı. Melissa gözleri açıldığı anda yapıştıracağı tokadı hazırlamıştı tam patlatıcakken karşısında duran kişinin Buğra olduğunu gördü ve sert duran elini bir anda onun koluna biraz daha hafif bir şekilde vurdu. Buğra hiç birşey olmamış gibi Melissa'ya bakmaya devam etmişti. Melissa sertçe vurmuştu ama neden bu çocuğun canı yanmamıştı ki?

-Melissa

diye sessizliği bozdu Buğra.

-E-evet?

-Şey ... Biliyorum daha bugün tanıştık ama ... Benimle çıkar mısın?

Melissa bir süre ona öylece baktı sonra hiç bir cevap vermeden oradan koşarak uzaklaştı. Topuklu ayakkabısının topuğu çıktı.

-Siktir. Neden herşey benim başıma geliyor...

Koşarken hala söyleniyordu. Sonunda okul bitmişti. Buğra orada öylece kalakalmıştı. Kızlar onunla çıkmak için can atardı. Melissa nasıl onu reddedebilmişti ki?

**************************

Melissa sonunda eve, pardon. Malikanesine dönmüştü.

Babası kapını hemen yanındaki odadan "SÜRPRİZ" diyerek elinde bir paketle önüne atladı. Melissa babasının ona aldığı hiç bir hediyeyi beğenmez fakat adamcağızın kalbi kırılmasın diye de hiç belli etmezdi. Bu hediye öyle değildi. Melissa'nın böyle bir günden sonra bayılacağı bir hediyeydi. Bu bir etek ve bluzdu. Siyah mini ve yapışmayan güzel bir etek ile ona harika bir şekilde uyan siyah straplez bluz. Melissa bağırarak babasına sarıldı. Hediyesini gerçekten sevmişti. Daha sonra hemen odasına çıktı ve yeni giysilerini giydi. Üzerine o kadar güzel olmuştu ki... Bir anda boynuna baktı ve boynuna birşey taksa daha güzel olacağını düşündü. Kahretsin! Siyah kolyesini bulamıyordu. Kesin okulda düşürmüştü. Yarın bu kıyafetleri giyecekti. Babası buna da kızmazdı her halde. Melissa kendine aynada bakarken camının yanıdaki ağacın tepesinde birley olduğunu fark etti ve camına doğru yavaşça yürümeye başladı. Camı açtı :

-Ne yapıyorsun sen orda?

- Güzellik abidesini izliyorum

- Sen kimsin ve hangi cesaretle beni izliyorsun?

- Ben Mert ve şuradaki cesaretle seni izliyorum.

Dedi kalbini göstererek.

Çocuk gerçekten yakışıklıydı, özellikle mavi gözleri ve kahverengi saçları onu harika yüz hatları ile daha da yakışıklı yapıyordu. Bu çocuk da kimdi ?

aşk kaskıHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin