Sabaha karşı yüzümde hissettiğim dokunuşlarla yavaş yavaş uykumun kaybolduğunu hissettim. Gözlerimi henüz açamıyordum ama bedenimi terk eden uykuyla birlikte gözlerimi ovuşturdum. Birkaç saniye sonra beni kendine çekip boynuma yumuşak bir öpücük konduran bedenle birlikte gözlerimi tamamen açtım ve "Günaydın." dedim. Dün yeni taktığım lacivert nevresimlerin arasına kıvrılmıştık. Sabaha karşı beş gibi gelmişti ve gelir gelmez üstünü değiştirip, ben de bıraktığı gri eşofmanını giyip yanıma sokulmuştu.
"Günaydın, bebeğim." tekrar eğilip boynuma sokuldu ve orada biraz nefeslenmeye başladı. Kollarımı boynuna sardığımda sabah sabah gelen bu sıcak duyguların tadını çıkarmaya başladım. Bir öpücük daha kondurup geri çekildiğinde, çok uzaklaşmadan bir eliyle yanağımı nazikçe okşayıp gözlerime de aşırı şefkatle baktı.
"Çok sıcak." demesiyle birlikte kafamı çevirip pencereye baktım ve kapalı oluşundan dolayı "Neden açmadın." dedim. Aslında oda o kadar sıcak değildi.
"Teninden bahsediyorum. Özellikle-" bir parmağını çeneme getirdi ve aşağı doğru ilerletirken ''çenen ve boynun arası, hiç çıkmak istemedim." dedi. Gülümseyip suratımı ona biraz daha yaklaştırdım ve çenesinden öptüm. Sabah sabah bir haller vardı ve bunun dün gece konuştuğumuz şeylerle uzaktan yakından alakası yoktu.
Tutku yoktu mesela şu an, gözlerinde alev diye tanımladığım o ışıklar yoktu. Saf, şeffaf bir şekilde bakıyordu.
Öpücüğümle birlikte gülümseyip tekrar boynuma yöneldi ve ağırlığını üzerime bıraktı, dövmeli eli tişörtümden içeri sızarak belime ulaştığında baş parmağı ile okşayıp öpücük olmayan ama dudaklarının aralıklarla deydiği boynuma daha çok sokuldu. Bahsettiği sıcaklık içersinde kaybolmak istiyor gibiydi şu an.
Geri çekilip benimle göz göze geldiğinde "Aç mısın, biraz böyle kalalım?" dedi, aç hissetmiyordum ki hoş hissetsem bile bu andan kolay kolay çıkacak gibi de duramıyordum. Bu yüzden cevap vermeden elimle ensesine baskı kurup tekrar bana sokulmasını sağladım. O boynumda soluklanıp, baş parmağı ile bel boşluğumu okşarken ben de daha çok gevşemesi için ensesi ile saçlarının bitimini okşamaya başladım.
Tutkudan uzak yaşadığımız bu anlar bazen öylesine dolduruyordu ki beni, tenimdeki her bir noktayı ya da kusuru sahiplenişi, beni benden çok düşünüp gözlerindeki şevkate boğması ve sanki onun için bir ihtiyaçmışım gibi davrandığı anlar, hepsi birer birer beni dolduruyordu. Sanki eksikmişim, tamamlanmışım ve birlikte daha da büyüyor gibi.
Nefes alışverişi düzene girdiğinde ve belimi okşayan parmak hareketsiz kaldığında uyuduğunu anladım. Saçlarına minik bir öpücük kondurup başımı ona yasladım ve uyanmasını beklemek adına gözlerimi kapattım. En az onun kadar dokunulmaz bir vaziyetteydim.
**
"İyi de sen her şeyden hemen sıkılıyorsun, yaptırmak istediğine emin misin?"
Küçük mutfağımda dolaptan çıkardığı sebzeleri lavaboda yıkamakla uğraşırken ben de masaya koyulacakları hallediyordum. Uyanıp sonrasında minik bir uyku olacağını düşünerek yattığımız sıralarda, ikimiz de ikindiye doğru dörtte uyanacağımızı düşünmüyorduk. Jungkook, tüm gece ayakta kalmış olmasının verdiği yorgunluk ve bahsettiği sıcaklıktan ötürü uykuya kaldığını iddia ediyordu ancak benim bir bahanem yoktu. Uyandığımızda bu kez ben ona sokulmuş bir hâlde bulmuştum kendimi ve sanırım bununla ilgili bir bahane söylememe gerek bile yoktu.
Şimdi de konu dövme yapmak istememdi. Dövmeli kolu bedenimi her sardığında, herhangi bir noktasında durduğunda dövmenin ben de nasıl duracağını merak ediyordum. Uyanır uyanmaz birlikte banyoya gittiğimizde temassız kalamayan bu koca adam belimi sardığında renksiz tenimde bir renk görmek istemiştim.
Ancak kararlarımın arkasında sadece saniyeler olduğu için çabuk sıkılmamdan endişe edip uyarmaya başlamıştı.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
passie| jikook
De Todopera club'ta yapılan karartma temalı parti, Jimin'e takıntılı bir aşıktan daha fazlasını getirmişti. |jeon&park|
