Sarı kafa hemen eve koştu. Bu gündüzdü. Ben de arkasından koştum. Gündüz eve girdi.
"Baba! Baba"
Tam eve girip gündüzün ağzını kapadım ki içeri Nadide Babaannem girdi.
"Ne oluyor burada?Ahıra girdik sanki bedir. Yanlış eve geldik galiba "Babam koltuğundan doğruldu.
Annem de tam o sırada aşağı indi." Anne.."
Birkaç saat sonra nihayet şokumuzu atlattık. Saat 11e gelmişti. İçeride büyük bir sessizlik vardı.
"Ne oldu sana? Gelin, iyi bakamadın mı oğluma? "
" Annecim banu bana iyi bakıyor. Benim yüzümden oldu."
Ben de hemen odama geçip birşeyler giydim. Sonra aşağı indim.
"Şey annecim hani sen demiştin ya şey vardı onu hallet diye. Ben gideyim. "
Annem tam kafasını salladı ki babaannem eli ile dur işareti yaptı.
" Otur oturduğun yere. "Babam lafa karıştı.
" Kızın işi var galiba anne. Bırakalım. "" Kız evlat boşlanmaz! "
Hah tam sırtından vur babaanne babamı. Annem ayağa kalktı.
" Ben izin verdim anne. Git kızım. Geç kalma misafirimiz var. "
Annem resmen savaş açtı. 3.aile savaşı yakın da çıkar. Babaannem ve annem pek iyi anlaşmaz. Babaannem annemin ev hanımı olup ev de börek açmasını istiyor. Annemse sadece çalışmak. Babam da anneannem ile anlaşamıyor. Anneannem babamın sorumsuz ve kibirli olduğunu düşünüyor. Babamın tek sorunu işini fazla abartmak. Hepsi bu.
"Galiba geride 3 ölü 1 yaralı kalacak. Gitme ömür. "
Dedi gündüz. Ama hemen çıktım. Telefonum ile saate baka baka vardım kursa. Bizimkiler gelmişti. Saat tam 11:50 olmuştu.
" Gelmeyeceksin zannettik. "
Dedi Hera. Kısa bir açıklama yaptım girdik içeri.
15 DAKİKA sonra hoca geldi ve başladık. Ama hiç konuşmadık deniz ile. O kadar çok merak etmeme rağmen tek kelime etmedim. Çünkü gizem yaratmayı seviyordu. Bundan her ne kadar hoşlanmasam da eninde sonunda eminim anlatacak. Neredeyse yarım saat oldu ve sonunda mola verildi. Elleri ellerime değdiğinde sanki kalbime birşeyler iniyordu. Tarif bile edemediğim şeyler oluyordu bana. Hoca bugün erken gideceğini ve acil bir işi olduğunu söyledi. Yani bugün sadece yarım saatlik bir kurs aldık. Herkes yavaş yavaş dağıldı. Hera evine gireceğini söyledi. Cem de annesine gideceğini söyledi. Kader, sadece ikimiz kaldık.
"E biz ne yapsak"
Dedim çantamı alıp.
"Yürüyelim."Daha sonra kurstan çıkıp dağıldıktan sonra deniz ile yürümeye başladık. İlk tanıştığımız yere kadar yürüdük. Sonra bir bank'a oturduk.
"Çok merak ediyorsun. Hatta, sormamak için direniyorsun. "
Yürüdüğümüzden beri ilk konuşmaya başlayan oldu.
" Yoo"
"Hadi ama, dinle. İlk okulda aynı okuldaydık. Yani orta okul dahil. Tam 8 sene. Ama sınıflarımız farklı olduğu gibi sınırlarımız ve çizgilerimiz de farklıydı. Sadece sana aşık oldum. Bu fotoğrafı mezuniyette zorla bir çocuktan aldım. Hepsi bu. "
Demek hepsi bu. Yani ne bileyim, daha farklı şeyler düşünmüştüm. İyi ki düşündüklerim olmadı.
" Neden söylemedin bana? "
" Demiştim küçükken çok acımasızdın. Hatta kusurlarım ile dalga geçen ilk kişiydin. "
" Ben,üzgünüm. "
" Geçti zaten hevesti. Artık böyle birşeyin olması imkansız. "
İmkansız... Bu kelime çok kötü bir kelime. Neyin, neden imkansız olduğunu biliyorsun. Şimdi asla böyle birşeyin olamayacağını. Çünkü büyüdük. Ben o eski ben değilim. Aradan çok değil 7 sene geçmiş. Ama imkansız.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Papatyam
Teen FictionPapatyam "Benim En güzel Hikayem" Bugüne kadar ne kadar hayal kurduysam gerçek olmadı. Aksine tüm hayallerim yüzüme vuruldu. Ne kadar sevsem de, unutmam gerektiğini hatırlattılar. Ne yaparsam tersini söylediler. Öyle değil, böyle yap dediler. Bekle...