"Gitmemiş!"
Genç kız öyle bir hal içerisindeydi ki, yüzünde ki aptal tebessüme engel olamamıştı. Yüzünde tuhaf, içten bir gülümseme yer ederken, ona bakan kapkara gözler ruhunun derinliklerini bile görebilir cinstendi. Günnur bulunduğu durumu hatırladığı an kalbi bir kalp makinesine bağlanmış gibi, her ritmi kulakların işitebileceği düzeyde atıyordu.
Derhal içeri kaçan genç kız, genç adamın şaşkın ve aynı zamanda eğlence dolu gözlerini görmüştü. Tül perde ile beraber güneşliği de önüne sıkı sıkıya kapattı. Hatta gölgesini yansıttığı için gece lambasını bile kapattı. Titrek elleri, nefes nefese hırıltıları ile cama yöneldi. Kapatmak için zorladı ama camı bir şey engelliyordu. Cam mı sıkışmıştı? Genç kızın içinde ki çocuk çığlık çığlığa sevinç nidaları koparmaya devam ediyordu. "Gitmemiş, burada!"
Günnur'un kontrol edemediği, içinde bir yerlerde, umutla çırpınan bir yanı genç adamın camı tuttuğunu ve onunla konuşmak istediğini haykırıyordu ki genç adamın sesi de bunu doğruladı. "Gün..." dedi genç adam isminin sadece başını kullanarak. Sonra derin verdi. "Nur."
Nur, kelimesi ağzından bir öykü anlatır gibi çıkmıştı. Genç adam adeta genç kızın "Nur" olduğunu iddia ediyordu. Adını söylediğinde, adı hiç olmadığı kadar gerçeği yansıtıyordu Günnur'un aydınlanan yüzünde. Işıklar saçıyordu genç kız, ya da öyle hissediyordu. Çünkü bu adam, o iki kelimeyi her söylediğinde, Günnur hafifliyordu. Ne kederli gün, ne kararmış bir Nur. Sadece adı gibi oluyordu işte.
Genç kız onun gitmemesine ölesiye sevinse de bunu ona asla yansıtmayacaktı. Hem bu çocuk kendini görmüştü! Genç kızın yıllardır namahremden sakladığı hazinesine gizlice ve izinsizce dalmıştı.
"Git buradan!" diye kısık ama hiddetli bir sesle konuştu.
"Gidemem." dedi genç adam.
Günnur ısrar etti. "Eğer gitmezsen polisi ararım."
"Yine gitmem." dedi genç adam. Günnur çileden çıkmış bir şekilde çığlık atmamak için dişlerini sıktı.
"Mahalleyi ayağa kaldırırım." diye meydan okudu.
"Asla gitmem." Adam büsbütün sırıtıyordu. Sesinden belliydi. Genç kız bu sefer gerçekten kısık bir çığlık attı. "Senin bana hiç saygın yok mu? Hiç mi kız kardeşinden feyiz almıyorsun?"
Günnur bu konuşmayı aralarında kalın iki kat perde varken yapıyordu. Sabahın habercisi hava hafif bir laciverde çalıyordu. Genç adamın onu görmesi olanaksızdı. Genç kızın da onun iç eriten gülümsemesini görmemesi şükür sebebiydi. Ayrıca bu adam onu kimsenin görmediği kadar görmüştü! Günnur kendine engel olamadı ve hırladı. "Senin hiç Allah korkun yok mu be adam?"
Oğuz'dan bir iç çekme sesi geldiğine yemin edebilirdi. Sessiz ama karamsar bir ses kapısını çaldı genç kızın. Davetsiz bir misafir gibi süzüldü geçmişine...
"Bana neden anlatmadın?" diye fısıldadı genç adam. Günnur dişlerini sıktı ve kızaran gözlerine engel oldu. Neden gitmiyordu bu adam? Ya da Günnur neden onun gitmesinden ölesiye korkuyordu? Tamam, başlıca sıkıntısını öğrenmişti. Ama diğerlerini...
"Gitmen için ne söylemem gerek?" Ne söylersem söyleyeyim gitme.
"Neden gideceğimi düşünüyorsun? Ya hiç gitmemeye karar vermişsem?" Şükürler olsun Ya'Rab.
"Herkes gider." dedi genç kız içinde ki tüm sesleri susturarak.
"Ben herkes değilim." dedi genç adam. Şükür ki değilsin, diye düşündü genç kız. Ama kendini; "Seni onlardan ayrı kılan tek özelliğin, geçmişimi hızla deşmemiş olman." derken buldu. "Eğer hızlı deşmiş, öğrenmiş olsaydın, bu kadar çok kalmazdın."
ŞİMDİ OKUDUĞUN
"YENİDEN YAYINDA!" Asi ve Mavi(Umut Serisi-2)
Spiritual4. Baskıya girdi! Günnur suskunluğunu bozan bu adama tahammül edemiyordu. Hiç bir insan, hiç bir erkek onu bu kadar zorlamamış, onun sessiz kişiliğine saldırıda bulunmamıştı. Oğuz... Çapkındı, haylazdı, vurdum duymazdı. En beteri ise inatçıydı. Bu...
