Hikayeyi iki kişi yazıyoruz. Birinci yazarınız ben yani İlkay ikinci yazarımız da Dilara. Bu hikayenin kurgusu üzerinde 1 aydır çalışıyoruz ve sonunda ilk bölümü yayınladık. Hikayeyi beğeneceğinizi umuyoruz. Fazla bir şey söyleyipte sıkmak istemiyoruz. O yüzden en iyisi siz okuyun. İyi Okumalar :)
9 YIL ÖNCE
Hayat ne kadar da acımasızdı. Daha 10 saat önce yumuşacık yatağımda güzel bir uyku çekerken, şimdi 10 senelik bir ömrümün kaldığını öğreniyorum. Sadece karnıma giren ufak bir kramp ve kusma şikayeti ile gittiğim hastanede öleceğimi öğrenmek? Hayır benim beklediğim, umut ettiğim hayat bu değildi! 20 senelik bir yaşamım olacaksa; ki buna yaşamak mı denirdi! Tabi bu hastalığın bana getireceği zorlukları ve kötülükleri saymıyorum bile...
Hiç kimseyi sevemeyecek, aşık olamayacak mıydım? Peki ya annemle babamın gözündeki o bakışı nasıl unutabilirim? Sanki bana her an ağlayacakmış gibi bakıyorlardı. Kim böyle bir anı unutabilirdi ki zaten? Neden benim başıma gelmişti bu olay? 10 sene sonra ölmek benim hatam mıydı?
Öleceğim, istediğim hayatı doyasıya yaşayamayacağım için hatalı mıydım? Ne suç işlemiştim de böyle bir cezam olmuştu? Hayat mücadelem miydi bu benim? Daha bu yaşta bu hastalıkla nasıl başa çıkacaktım ki? Ben hala bu konuyu düşünürken, Mehmet amca yani doktorum içeriye girdi. Elinde tutmakta olduğu kağıtları masasına koyarak sandalyesine oturdu.
Kağıtları incelemeye başladığında annemle babama baktım. Nefeslerini tutmuşlar Mehmet amcanın ağzından çıkacak cümleleri bekliyordu. Birkaç dakikanın ardından kafasını bana çevirdi ve gözlerindeki gözlüğü yavaşça çıkararak masasının üstüne bıraktı. Kafasını yukarı kaldırarak gözleri gözlerimi buldu. Bu hastalık sürecinde nelerin benim için tehlike yaratacağını teker teker anlattı.
Ardından telefonu eline alarak bir hemşire çağırdı. İki dakika sonra içeriye giren hemşireyle dışarı çıkmam gerektiğini söyledi. Hemşireye başıyla işaret vererek bana tebessüm etti. Bende hemşirenin bana uzatmakta olduğu elini tutarak oturduğum sedyeden indim ve kapıya doğru yürüdüm. Dışarıya çıktığımızda hemşire yere yığılan bir adamın yanına koşturdu. Bende sonradan kapıyı açık bıraktığımızı farkettim. Annemin ağlamaklı sesini duyduğumda kapının açık kalan aralığından onları dinlemeye başladım. Yaptığım kötü bir şeydi ama ne konuştuklarını merak ediyordum. Hem konuşulanlar benimle ilgili olduğu için bir şey olmaz diye düşünerek, dinlemeye başladım. Fakat ne konuştuklarını pek anlamadım tam gidecekken annemin ağzından bir hıçkırık koptu. Hemen sonrasında ise "Işıl bi-bizim öz kı-kızımız değil" dediğini duydum. Ne yani onlar benim öz ailem değil miydi?

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Çaresiz Çırpınışlar
Randomİnsanlar birer yıldız gibidirler. Ne zaman parlayıp ne zaman söneceklerini kimse bilemez. Bazen tamamen kayıp giderler gökyüzünden. Bir gün bende kayacağım gökyüzünden, belki de bir insanın umudu olacağım. Ya da sonsuza dek yok olacağım. Hani insanl...