EVET İKİNCİ BÖLÜM GELDİ. BEĞENİP BEĞENMEDİĞİNİZİ MERAK EDİYORUZ. HA BU ARADA OKULLAR DA BAŞLIYOR. O ZAMAN YAZMAMIZ BİRAZ ZOR OLACAK AMA YİNEDE SİZLER İÇİN YAZICAZ. ŞİMDİDEN HERKESE BOL ŞANS. ÖZELLİKLE BENİM GİBİ LİSE 1'E BAŞLAYANLARA :) . VOTE VE YORUMLARINIZI BEKLİYORUZ.
9 YIL SONRA
Sabah burnuma gelen sucuk kokusuyla yataktan fırladım. Fırladım fırlamasına da dolandığım pikeyle beraber yeri boyladım. Yerde parkeyle bakışma fantazimin ardından, karnıma giren ağrıyı da yok sayarak çıkmayı başardım dolandığım pikeden...
Bir elimle karnıma baskı uygulayarak çıktım odamdan. Tam merdivenlerden inerken ki artık nasıl bir hızla indiysem popo üstü bir kere daha yere düştüm. Ama oyalanmadan kalkarak usain bolt hızında koştum mutfağa. Sonuçta sucuk bu hayat memat meselesi... Mutfağa girdiğimde yıllardır ilk defa annemi kahkahalarla gülerken buldum. Yüzüme yerleşen tebessümümle beraber, yavaşça masaya yaklaşırken ayağıma dolanan bıcırık sayesinde yere çömeldim. Onu okşarken kahkahalar annemin çığlığı ile son bulmuştu.
Hemen ayağa kalkıp annemin yanına gittim ve baktığı yere baktım. Hadi ama anne sadece bir damlacık kan için mi bu kadar korkuttun beni. Rahat bir nefes alarak masaya yerleştim. Kanın sebebi ise annemin sakarlığı. Bir insan masadaki bıçağın ucuna neden dokunur ki? Annem parmağına acılı bakışlar atarken babam mutfağa yara bandı almaya gidiyordu. Aynı zamanda da söyleniyordu.
Ben mi? Ben o sırada masadaki müthiş eseri incelemekte idim. Ah ne güzel de bakıyordu, adeta beni ye diye yalvarıyordu. Ben hala sucuğumla bakışırken üzerimde bakış hissetmemle kafamı kaldırıp anneme baktım. Garip garip bakışlar atıyordu.
''Ne?'' diye sordum. ''Yok bir şey. Sadece gözlerinle yemek yerine, Çatal kullansaydın keşke.''
''Yapma ama anne, sucuğa bakmak bile büyük bir ayrıcalık...'' dedim. Ellerimi kalbimde birleştirerek; '' Yersem kalbim dayanmayabilir bu şahesere.'' Annem gülümseyerek ''O zaman bu şaheserleri ben yiyebilirim'' dedikten hemen sonra tabağa uzanacakken önce davranarak tabağı önüme çektim ve anneme ;
''Hayır! Sucuk benim sucuğum üstüme kuma getirmez, getiremez.'' Dediğimde ise annem dört numaralı bakışı olan ''Bu kız niye böyle'' bakışını attı. Evet annemin bakışlarını biliyorum. Her neyse ne diyorduk. Bakışını attıktan sonra ''Kızım belki sormam bile hata ama deli misin sen?''
''Ne delisi anne? Deli olsaydım eğer kafamda huni olurdu bir kere hih.'' Annem gözlerini kocaman açarak, mutfağa doğru seslendi. '' Ay selim yetiş! Bu kız beni kalpten götürecek.''
''Anne bir şey sorabilir miyim?'' Annem bana döndü ve tek kaşını kaldırdı. Yani bu sor demek.
''Kalbinin ayağı mı var nasıl götürsün seni saçmalamaz mısın lütfen...'' derken aynı zamanda da gülmemek için dudaklarımı ısırmak zorunda kalmıştım. ''Defne hiç anne saçmalar mı? Ayrıca saç mallanmaz taranır. Niye bu kadar cahil oldun ki sen?'' diyip cıklamaya başladığında bu sefer benim gözlerim kocaman açılmıştı. Tam o sırada babam da içeriye ''Geldim geldim.'' Diye giriş yaptı. Bizim ifadelerimize bakar bakmaz başladı gülmeye. Onun ardından biz de bıraktık kahkahalarımızı... Biz böyle bir beş dakika güldükten sonra , annem araya girerek. '' Yeter karnım ağrıdı gülmekten.'' Diyerek susturdu bizi. Babam da annemin yanına gelip sonunda yapıştırdı yara bandını.
Tabi ben o sırada tam çay içerken, babamın yaptığı şeyi görerek püskürttüm çayımı... ''Baba burada çocuk var. Görmüyor musun? İlla ki +21 levhası mı koymam lazımdı. Sansürleseydin ya orayı.'' Babam gülerek ayrıldı annemden ve oturdu yerine ardından bana dönerek;

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Çaresiz Çırpınışlar
Randomİnsanlar birer yıldız gibidirler. Ne zaman parlayıp ne zaman söneceklerini kimse bilemez. Bazen tamamen kayıp giderler gökyüzünden. Bir gün bende kayacağım gökyüzünden, belki de bir insanın umudu olacağım. Ya da sonsuza dek yok olacağım. Hani insanl...