" Arya hadi ablacım. Kalk artık! İlk günden okula geç kalacaksın. "
" 5 dakika daha... " diye homurdandım. Ama ablanın beni rahat bırakacağı yoktu.
" Aryaaaaaaa !! "
Sıçrayarak yataktan doğruldum. O nasıl bir uyandırma yöntemi allasen.
" Tamam Şeyma abla tamam uyandım. " diye mırıldanırken ranzanın üstünde kaldığım için temkinli haraketlerle aşağı indim. Sabah sabah yere çakılıp popumu kullanılmaz hale getirmek istemiyordum sonuçta. Bu arada Şeyma abla dediğim kişi 2. Katın A blok öğrencilerinden sorumlu olan kişiydi. Yani bizden...
Dün gece de erken yatmama rağmen hâla uykum vardı ve bu son derece sinir bozucu bir durumdu. Hele ki benim gibi uyku düşkünü bir kişiliğiniz varsa insanın üstünde katlanılamaz derecede bir sinir bozukluğu etkisi oluyordu.
Tuvalete gidip elimi yüzümü yıkadığımda uykum az da olsa açılmıştı. Bilincim yerine gelirken bugün yeni başlangıcımın ilk günü olduğunu hatırladım. Ellerimin heyecanımın belirtisi olarak titremeye başlamasını umursamadan hızla odama koştum. Mira üstünü giyinmiş, odamızın içinde olan boy aynasının önünde makyaj yapıyordu.
Anın heyecan ve mutluluğuyla gülümseyerek " Melisa ve İrem nerede ? " diye sordum. Mira büyük bir özenle makyajına devam ederken " Onlar kahvaltıya indi. Ben seni bekledim. " dedi ve gülümsedi. " Teşekkürler... " diye mırıldanırken dolabımdan askıya astığım okul formamı aldım. Odamızın içindeki minik, perdeli kabinin içine girip dizimin üstünde biten, siyah okul eteğimi giydim. Havalar daha çok soğumadığından dizime kadar olan siyah çoraplarımı da giydikten sonra beyaz gömleğimi üstüme geçirdim. Siyah kravatımızı gevşek bir şekilde bağladığımda kabinden çıktım. Mira makyajını tamamlamış bir şekilde yatağına oturmuş ve telefonuyla ilgileniyordu. Beni beklediğini kendime hatırlatarak hızla aynanın karşısına geçtim. Belime kadar gelen kumral saçlarımı aceleci bir şekilde taradım ve salaş bir şekilde örerek sağ omzudan sarkıttım. Örgümün içine girmeyen kırpmalarımı sağ elime düzeltip gözlerime siyah kalemimi sürdüm. Makyaj olarak sadece kalem kulanırdım ve bu hoşuma giderdi.
Aynadaki yansımamla bakışırken eteğimin boyu beni rahatsız etmişti.
" Neden bu etekleri standart boyda yapıyorlar ki... " diye homurdandığım sırada Mira telefonunu sırt çantasının ön gözüne atıp " Homurdanmalarını bitirdiysen kahvaltıya inmeliyiz. Yarım saat sonra ders başlıyor. " dedi. Dudaklarımı birbirine bastırarak zebra desenli yeşil ve beyaz renkli çantamı tek omzuma aldım ve beraberce odadan çıkıp bahçeye indik. Mira yemekhaneye inmek üzere okul binasına doğru ilerlediği sırada; ben arkasından " Benim iştahım kaçtı ya. Sen tek insen? " diye sordum. Mira ' Sen bilirsin. ' bakışı atıp gözden kayboldu.
Arka bahçeye gidip, dün gün batımını izlediğim banka oturdum. Hafif hafif esen rüzgarın uğultusu bana huzur veriyordu.
" Senin adın neydi ? "
Arasın sesini duymamla irkilerek arkama döndüm. İğneleyeci bir ses tonuyla " Benim adımı bilmesen de olur. " diyerek dünkü bana söylediklerine gönderme yaptım. Dediklerimle sırıtarak birkaç adımda yanıma ulaştı ve bankın kalan boşluğuna oturdu. Afallayarak kaşlarımı çattım. Cidden dengesiz bu çocuk!
" Ne yaptığını sorabilir miyim ? "
Bakışlarını bana dikti ve " Neden olmasın. " dedi sesini düz bir tonda tutarak. Kaşlarım daha da çatılırken " Ne yapıyorsun? " diye sordum dişlerimi sıkarak. Ben burada huzur bulmaya çalışırken Arasın yanıma gelmesi sinirlerimi bozmuştu. Dünkü yemekhandeki davranışı, ona olan tüm sempatimi bitirmişti zaten.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
ASYA
Romansa" Neden bana sürekli Asya diyorsun ! " diye patlayıverdim bir anda. Bakışlarını kaçırdı. " Çünkü... " Derin bir nefes alıp, yeniden gözlerime sabitledi gözlerini. " Asya kıtası gibisin. Seninle geçirdiğim her an bana ülkeden ülkeye seyahat ediyormu...
