~3√: Kütüphane

68 6 5
                                        

Can, iğrenç olmasına rağmen komik bulduğum espirilerine devam ederken ben kahkahalarla gülüyordum. Melisa bıkkın bir şekilde " Benden bu kadar ben daha fazla bu espirilere dayanamayacağım. " diyerek yanımızdan ayrıldı.

Canın suratının asıldığını fark etmemle yüzümdeki aptal gülümsemeyi silip Canın yanına oturdum.

" Kanka... "

Dolan gözlerini bana çevirdi. Melisaya çok saf bir sevgiyle bağlıydı. Yaklaşık 1 haftadır aralarındaydım ve yavaş yavaş ortama alışmıştım. Ben bir haftada bile Canın sevgisine inanabilmiştim. Melisanın inatla bu sevgiyi görmemesi sinir bozucuydu.

" Şuan cidden ne diyebileceğimle ilgili en ufak bir fikrim yok. Ama siz de neden yazın bir anda ortadan kayboluyorsunuz be oğlum!? "

" Her şey çok ani gelişti. Bizimkilerin babasıyla benim babam anlaşmışlar, bizim haberimiz olmadan yurt dışında bir yaz okuluna yazdırmışlar. Alpin babası ara ara iş için yurt dışına da çıkıyor. O zamanlarda kaliteli bir okul bulmuş. "

Derin bir nefes alıp dolan gözlerini sildi.

" Ben de isterdim. Onunla yaz boyu doya doya vakit geçirmek. Ama işte... "

Bir haftada Canla kanka olmuştuk ve bu şekilde üzülmesi beni de üzüyordu.

Mira yanımıza gelip Canla ikimizin arasına kara kedi gibi sokulup " Ne kaynatıyorsunuz bakalım siz burada? " diye sordu neşeyle.

" Hiç. " diye mırıldandım. Mira bakışlarını benden Cana çevirdiğinde kaşlarını çatarak tekrar bana döndü. Eliyle Can'ı gösterirken " Neyi var lan bunun? " diye sordu. Soruş şekliyle orantılı yüzündeki mimiklerine gülmemek için dudaklarımı birbirine bastırdım. Çocuk yanımızda aşk acısı çekiyordu sonuçta, gülmek olmazdı yani.

Can derin bir iç çekip " Önemli bir şey yok. " dedi ve yanımızdan ayrılıp,  yurt binasına girdi.

Miranın hala çatık kaşlarıyla bana baktığını fark etmemle " Melisa... " diye açıklama yaptım. Uzun bir ' haa ' lamasının ardından bankta arkasına yaslanıp pişkince sırıttı.

" Ben bunları anlamıyorum lan. İkisi de seviyor ikisi de birleşmek için ilk adımı atmıyor. Bunların hayatı iyice türk dizilerine döndü yahu. "

Bomboş bakışlarıma karşı " Türk dizilerinde hep birbirlerini sevmelerine rağmen birlikte olamıyorlar ya hani. " diye açıklama yaptı. Ardından büyük bir kahkaha attı.

" Harbiden lan şu türk dizilerindeki baş roller neden hiç sevdikleriyle kavuşamıyorlar. "

Birkaç dakika gözlerime boş bir şekilde bakıp yine kahkaha attı. Evet Mirayı da 1 haftadır tanıyordum ama onla da artık kanka olmuştuk ve şu davranışlardan kafasına bir şey taktığını anlamam birkaç saniyemi bile almamıştı.

Miranın kahkahaları durduğunda ' Dökül ulan! ' bakışlarımı ona yolladım. Bakışlarımla cümleleri ifade etmeyi seviyordum. Tabi bu bakışarak konuşma, karşımdaki kişi de anlayınca güzel oluyordu.  Mira bana bomboş bakınca gözlerimi devirerek oturuşumu dikleştirdim.

" Senin neyin var? "

Mira bana şapşik bir gülümseme atıp ayağa kalktı. Bir dakika az önce ben ' şapşik ' mi demiştim!? Bunlar hep Miranın etkileriydi...

" İnanır mısın? Bir anda canım çikolata çekti. Sanırım kantine gitmeliyim. Hadi sonra konuşuruz canısı. "

Kantin diyerek yurda girmesine hafiften gülerek bakışlarımı çevremde gezdirmeye başladım.

Kendimi şanslı görüyordum ve mutluydum. Güzel bir arkadaş çevrem oluşmuştu. Eski okulumdaki ortamımı özlesem de buradaki ortam da harikaydı.

Okuldan birinin çıktığını fark ettiğimde dikkatimi tamamen oraya verdim. Okuldan çıkan bu kişi Arastı...

Yurdun son giriş saati 18:00 olduğundan, okul bittikten sonra saat 18:00' ya kadar isteyen dışarı çıkabiliyordu. Aras da bu hakkını kullanıyordu anlaşılan.

İçimde nereye gittiğine dair büyük bir merak uyanmıştı. Bu hissi içime gömmeye çalıştıkça daha da büyüyordu. Sıkıntıyla oflayarak ayağa kalktım ve peşine düştüm. Merakımdan nefret ediyordum.

Aras da bizim grubun içinde olmasına rağmen, onun hakkında hiçbir şey öğrenememiştim. Öğrenmeyi geçtim, onun hakkında en ufak bir fikrim bile yoktu. Merakım iyice alevlenirken yaptığımın aptallık olmasın rağmen, Arası takip etmeye devam ettim.

Kısa bir sürenin ardından Aras büyük bir halk kütüphanesinin içine girince ağzım şaşkınlıkla aralandı. Aras' ın kütüphanede ne işi vardı ki? Merakım iyice tavan yaparken hızlı adımlarla içeri girdim.

İçeri girmemle merakımın yerini şaşkınlık almıştı. Burası kocamandı ve kitaplıklar metrelerce uzanıyordu. Koridorlara sık sık çalışma masaları konulmuştu. Merakımı umursamadan kitaplıkların arasına daldım. Burası o kadar çok hoşuma gitmişti ki adeta koşar adımlarla kitaplıkların arasında dolaşıyordum. Romanların olduğu kitaplıkta duraksayarak kitapları incelemeye başladım. Yeni yeni gördüğüm kitap isimlerine gülümseyerek baktım. Bilmediğim bir sürü kitap ve onları keşfetmem için uzunca bir yılım vardı.

" Burada ne yapıyorsun? "

Afallayarak arkama döndüm. Aras elindeki kitapla birlikte bana ' Ne ayak? ' bakışları atıyordu.

Umursamaz bir ses tonu kullanmaya özen göstererek " Kütüpbanedeyiz. Sence ne yapıyorum. " dedim. İnanmazcasına bir bakış atıp elindeki kitabı diğer eline aldı.

" Yol boyunca beni takip ettin. Amacın ne? "

Ne diyecektim şimdi ben? Merakıma yenik düştüm mü? Sanmıyorum...

Aptal Arya.

Salak Arya.

Meraklı Melehat Arya.

" Neden seni takip ediyim ki! Kütüphaneye geliyordum bir kere ben! "

Alayla kaşlarını kaldırarak bana inanmadığını belirtti. Bir ara hatırlatın ben yalan söylemiyim!

Aramızdaki gergin bakışmanın sonlanması umuduyla " Elindeki kitabın adı ne? " diye sordum.

Kitabı hafif yukarı kaldırıp " Çalıkuşu. " diye yanıtladı. Dudaklarımı birbirine bastırarak öylece baktım kömür karası gözlerine. Ne diyeceğimi bilmiyordum. Onun hakkında da zaten hiçbir şey bilmiyordum. Öğrenmek uğruna peşine düşmüş, bir de yakalanmıştım. Harika. Zaten neden onun hakkında bir şeyler öğrenmek istiyorsam...

Hafiften sırıtarak elindeki kitabı benim elime tutuşturdu.

" Saf saf baktığına göre okumadın bu kitabı... Edebiyatçımız klasikleri okutmayı zorunlu tutar. Bunu okumalısın. "

Elimdeki kitapla kısa bir bakışma yaşadıktan sonra " Kitabı almam için kütüphaneye üye olmam gerekmiyor mu? " diye sordum. Güldü.

" Teslim etme tarihim dolmamıştı. Sen de kalsın. Benim üyeliğimden okumuş olursun. Daha sonra istersen sen de üye olursun. 20 dakika sonra yurda giriş saati dolacak. Gitmemiz lazım. "

Elimi hafifçe başıma vurup " Haklısın. " diye mırıldandım. Başka bir şey demeden ilerlemeye başladı.

O önden ben arkadan hızlı adımlarla kütüphaneden çıktığımızda düşüncelerim karışmıştı. Kendimi dilimi yutmuş gibi hissediyordum. Neden saçma bir şekilde sessiz kalıyordum. Eski kişiliğime bürünmek istiyordum ama elimde değilmiş gibiydi. Sanki düşüncelerimin ipini farklı biri eline almış gibiydi... Anlam veremiyordum kendime. İçimi yiyip bitiren tek soru şuydu: Önünden yürüyen bu kişinin, düşüncelerinle alakası var olabilir mi? 

ASYABağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin