Bölüm 6

18 5 0
                                    

Multimedia: Devin ve Hayal

İyi okumalar....

Baray'ın ağzından:

Tüm çabalarıma rağmen yine gelip başımda dikilmiş, susmamıştı. Zorla odasına götürdüğünde kendimi bezmiş bir şekilde masanın önündeki koltuklardan birine bıraktım. Aşırı rahattı. Burada bile uyuyabilirdim. Ama bu inatçı kadın buna izin vermezdi. Kendimi onu dinlemeye hazırladım.

"Bugün nasıl hissediyorsun kendini?"

"Yorgun."

"Pek konuşmaya niyetin yok biliyorum. Ama bilmem gereken şeyler var. Bana anlatabilir mısın?"

Şaşırmıştım. Ne anlatacaktım ben bu kadına.

"Bana geçmişini anlatmanı istiyorum. Anılarını, yaşadıklarını..."

Pencereye çevirdim bakışlarımı. Uzun uzun baktığım pencere duvar oldu. Ben de arkasına saklanan küçük bir çocuk.

27 Ekim 1993

Küçük çocuk evine doğru ilerlerken bir kaç ses duymasıyla o tarafa doğru yürüdü. Mahallenin korku salan Kanter lakaplı abisini görünce duvarın dibine saklanıp olanları izlemeye çalıştı.

Yerde onun yaşlarında bir çocuk yatıyordu. Yüzü gözü kan içinde olmuştu. Çocuğu bir süre sonra ancak tanıyabilmişti. Kimsenin cesaret edemediği işlere kalkan, hatta Deli Emin'in bahçesinden meyve kaçırabilen tek çocuktu. Şimdi o korkusuz çocuk yerde büzüşmüş etrafı korkuyla izliyordu. Başında ise beş altı kişi toplanmıştı. Bu kişiler Kanter'in çetesinden başkaları olamazdı.

Olduğu yere sinip olayları izlemeye devam etti çocuk.

"Seni kaç kez uyardığımı hatırlıyorum. Ama yine de ne sen beni dinliyorsun ne de bana yakalanmamak için önlem alıyorsun."

Dudağından kan da aksa yine yüzünü buruşturup yüzüne tükürmüştü Ahmet. Duvar kenarında izleyen çocuk ise onun yeniden dayak yiyeceğini düşünmüştü. Keşke sadece o kadarla kalabilseydi. Kanter önce yüzündeki kanlı tükürüğü koluna sildi ve çocuğun yüzüne eğilerek konuşmaya başladı.

"Bana neden Kanter diyorlar biliyor musun ufaklık?"

Çocuk korkusuzca ona baktığında sözünün devamını getirdi.

"Çünkü insanlarla işim bittiğinde kan ve ter içinde kalırlar."

O sırada da çocuğa çok sert bir yumruk savurdu. Tam da göğüs kafesine doğru isabetli bir atış yapmıştı. Bir kaç kemiğinin kırılma sesini duvar dibindeki çocuk bile duymuştu. Yerdeki çocuk acı ile inlerken doğru düzgün nefes bile alamadan tekmeler atmaya başladı. Kendini kaybetmiş gibi nereye denk gelmesini umursamadan devam ediyordu. Çocuğun sesinin çıkamamasını bile umursamadan devam etti.

Sonunda durduğunda gözlerini zorlukla açan çocuğa baktı ama baktıktan bir süre sonra gözleri kapandı çocuğun. Son baktığı yüz ecelini getiren kişinin yüzü olmuştu. Oracıkta can vermişti ufaklık.

Kanter ise ne arkasında son nefesini veren çocuğu ne de duvar dibindeki miniği umursayarak yoluna devam etti.

Günümüz:

Bakışlarımı pencereden çekip doktora baktım. Bunlar birer gerçeklikti. Hayallerde kaybolmuş gerçekliğin izleriydi. Gözlerimi kapatıp bir şey olmamış gibi kadına döndüm.

"Benim herhangi bir geçmişim yok."

"Herkesin acı hatıraları vardır. Geçmişte de olsa vardır Baray. Anlatırsan belki yardım edebilirim, bu yükten kurtulman için."

Işte o an anladım. Bu kadın benim hakkımda her şeyi biliyordu. Ne yaşadıysam, bana ne yaptılarsa biliyordu. Sinirlenmiştim. Madem biliyorsa neden soruyordu.

Vakti gelmişti. Artık şu kapıyı çarpıp dışarı çıkabilirdim. Kapıya kadar ilerledim. Ama tam tutacakken kapının kulbunu bir cümlesi beni yerle bir etti. Uzanan parmaklarımı sıktım.

"Kanter sana ne yaptı Baray?"

3 Kasım 1993

Bir haftadır cesaretini toplamaya çalışan çocuk belki de bugün çıkacaktı, en büyük korkusunun karşısına. Günlerdir uyku uyumayan bedeni yorgundu. Gözleri kan çanağıydı. Dizleri titriyordu, o ise duvara tutunmuş bekliyordu. Günlerdir gelip gelip geri döndüğü yerde belki de ecelini bekliyordu.

Sonunda karşıda görünen başı inatla dikilmiş olan Kanter gözüktü. Dizleri titreye titreye hemen yan taraftaki ara sokağa girdi ve bekledi. Adım sesleri kalp atış seslerine karışmıştı. Her geçen saniyede ikisi de gittikçe hızlanıyordu. Kanter tam yanından geçip ilerleyecekken önüne geçti çocuk. Yüreği ağzında atarken geri adım atmadı çocuk. Dimdik dikildi karşısında ve ona soru dolu bakışlar atan çocuğa bir haftadır içini kemiren o cümleyi söyledi.

"Seni gördüm."

Asıl hikaye bu sözden sonra başlıyordu.

Günümüz:

Baray'ın ağzından :

"Hiçbir şey yapmadı." Diyerek odadan çıktım.

Devin'in ağzından:

Hayal'e olanları duyduğumda elimde çizimim koridorda Hayal'i arıyordum. Hemşire olayları anlatınca şaşırmamıştım. Kendimi üzmemeye çalışarak odaya girdim.

Hayal yatakta sırt üstü yatıyordu. Giydiği beyaz kıyafetler ile bir meleği kıskandıracak kadar masum duruyordu. Elleri kelepçeler ile yatağa bağlanmıştı. Sıkıldığını belli edercesine ofluyordu. Beni daha fark etmemişti. Ancak ona doğru bir iki adım atınca fark edebilmişti. Beni görünce gülümsedi.

Yanına oturduğum halde hala gülümsüyor ve konuşmuyordu. Onun yerine söze ben başlamaya karar verdim ve elimdeki kağıdı ona göstererek konuştum.

"Albay'ın resmini çizdim. Bugün yine çok sessizdi. Bir de sana bir sürprizim var."

Hemşireden aldığım ojeyi havaya kaldırıp yavaşça salladım. O da gülümsemişti. Böyle şeyleri genelde kadınlar severdi. Peki ama Hayal sever miydi? Orasını bilmiyordum işte.

Tepkisini ölçmek için yavaşça hareket ederek aşağıya eğildim. Kendime rahat bir konum ayarlayarak ellerine odaklandım. Soluk tenine uyumlu beyaz, uzun, ince parmaklarında yaralar vardı. Yavaşça okşadım elini. Sonradan da pembe olan ojeyi parmaklarına dikkatlice sürmeye başladım.

Hayal'in ağzından:

Çatık kaşları, arada titreyen elleri gülmeme sebep oluyordu. Dikkatli davranarak bir elimi bitirip diğer elime geçti. Bense parmaklarımı yukarı kaldırıp görebileceğim bir mesafeye getirdim. Pembe rengini sevmezdim. Ama o bu kadar heves etmişken bozuntuya vermedim. Gülümsemekten başka bir şey yapmadım.

Gözlerindeki parıltıyı bir fotoğraf karesine sığdırmak ve bir ömür o parıltıya bakarak mutlu olmak istedim. O ojenin tarif edilemeyecek kokusu sarmıştı etrafı. Gidip pencereyi açtı Devin. Temiz hava girince içeri rahatlamıştım.

Bir süre öylece birbirimize bakarak oturduk. Gözlerine bakmak benim için değişik bir şeydi. Arada utanıp bakışlarımı kaçırmam bu yüzdendi.

Saçlarımı okşayarak uyuttu beni o gece. Akşam olmak üzereydi zaten. Hava kararmaya başlamıştı.

Beğenmeniz dileğiyle...
Oylarınızı bekliyorum...

B.B.O.

Yayımlanan bölümlerin sonuna geldiniz.

⏰ Son güncelleme: Oct 04, 2018 ⏰

Yeni bölümlerden haberdar olmak için bu hikayeyi Kütüphanenize ekleyin!

REZİST (ASKIDA)Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin