Multi de; tatilcilerimiz Başak, Rüzgar ve Elif :)
Bölüm şarkıları;
Taylor Swift - Out Of The Woods
Selena Gomez - Good For You
Ellie Goulding - Codesİyi okumalar...
-
Koşuyordum...
Sonu olmayan uçsuz bucaksız bir yerde, ciğerlerim patlarcasına durmadan koşuyordum.
Nereye gittiğimi ben de bilmiyordum.
Yolumun sol tarafı binbir çeşit ağaçla kaplı ormandı. Sağ tarafımdaysa dalga seslerinin kulağımı delip geçtiği bir uçurum vardı.
Dalgalar o kadar şiddetiydi ki kayaları parçalarcasına çarpıyordu.
O an gitmek istedim. O dalgalara kendimi atıp uçsuz bucaksız denizde yüzmek, uzaklaşmak istedim. Ama yapamadım. Çünkü ayaklarım bana itaat etmiyordu.
Bedenimden soyutlanmış gibiydim. Beynim emirlerime uymuyor, bu yüzden de bedenimin kontrolünü sağlayamıyordum.
İlerde bir kulübe gördüm. Eskiydi. Dışarıdan görüldüğü kadarıyla kimse yaşamıyordu. Ayaklarım benden istemsizce oraya yol aldı. Her adımda içimdeki endişe tohumları biraz daha büyüyor, tüm uvuzlarımı ele geçiriyordu.
Buna rağmen ilerlemeye devam ettim. Zaten yapacak bir şeyim yoktu. Vücudumun emirlerine uymak zorundadım.
Uyanmak istiyordum ama şu an o gücü kendimde bulamıyordum. Kulübenin önüne gelince durup soluklanmıştım. İçerde beni neyin veya kimin beklediğini bilmiyordum. Kendimi savunmam için çeşitli materyaller aramaya başladım.
Sol tarafımda ki duvarın dibinde bir sopa ucu görmemle o tarafa doğru yöneldim. Yere yatırılmış bir tırmıkla karşılaştığımda bununla kendimi savunabileceğimi düşünerek elime aldım ve kapıya yürümeye başladım.
Kapının kulpunu kavradığımda içimde yeşeren heyecan etrafa değişik bir ısı yatmıştı. Kapının kilitli olmaması için dua ederek kulpu aşağı çektim. Kapı yılların vermiş olduğu yorgunlukla acı bir çığlık atarak açıldı.
Girişte karşılıklı olarak iki tane çekyat vardı. Epey eski oldukları artık gözükmeye başlayan iç iskeleti ve soluk renginden çok iyi anlaşılıyordu. Sağ tarafta ki çekyatın olduğu duvarda küçük bir pencere vardı. Cam acıktı ve camın önünde ki tül rüzgarla adeta dans edercesine salınıyordu.
Tam karşımda bir başka kapı daha vardı. Oraya girip girmemek konusunda kararsızdım. İçimden bir ses oraya gitmem gerektiğini söylüyordu ama yapamıyordum. Sanki o odaya girersem hiç istemediğim şeylerle yüzleşeceğim gibi geliyordu.
Derin bir nefes aldım. Ve yürümeye başladım. Her adımında sanki yer sallanıyor, zaman ve mekan değişiyor gibi geliyordu. Ama bu tamamen benim hayal ürünüdü. Tıpkı şu an içinde bulunduğum rüya gibi.
Kapının kolunu kavradığımda rüzgar daha da şiddetlendi ve üzerime ne zaman giydiğimden haberim bile olmayan limon sarısı elbisemin de eteklerini şiddetle savurmaya başladı. Kapının kolunu aşağı indirdiğimde ilkine nazaran daha sessiz açıldı.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Sadece Benimsin
Teen Fiction"Uykunun içinde bir rüya, rüyamda bir gece, gecede ben. Bir yere gidiyorum. Delice. Aklımda sen." Söylediği sözler o kadar güzeldi ki, bana adımı bile unutturabilirdi. Şu an benim için hiçbir şeyin önemi yoktu. Bulunduğumuz yerin, mekanın, zamanın...