4

41 7 3
                                    


Finaller nedeniyle gecikti.

İyi okumalar.


Gözlerime sabitlediği mavi gözlerinden, çektiği acıyı görebiliyordum. Bu, bakışlarının her zerresine yayılmıştı.

Hızlıca dizlerimin üzerine çöküp omzunu tuttum. Ne yapacağımı bilemiyordum, fena halde paniklemiş durumdaydım.

"Aman Tanrım," diye mırıldandım yaralı koluna bakarken.

Titrek bir nefes verip "Lena," dedi. "Cidden sen misin?"

Kaşlarımı çattım. "Evet, benim. Ne oldu sana?"

Kolunu sıkıca kavrayarak etrafına bakındı.

"Hala burada olabilirler," diye mırıldandı. "Cebimden telefonumu çıkarıp Calum'u arar mısın?"

Elimi pek de kibarca sayılmayacak bir biçimde cebine daldırıp telefonu çıkardım. Tuş kilidi yoktu, aceleyle son aramalara girdim. Birkaç bilinmeyen numara ve kız isimlerinden sonra "Calum" yazısı ile karşılaştım.

Daha ikinci çalışında açmıştı.

"Luke?" dedi sorarcasına. Sesinden gergin olduğu anlaşılıyordu.

"Calum," diye atıldım istemeden.

Hattın diğer ucundan, bir şeylerin devrildiğini duydum. "Sen kimsin?"

"Calum, ben Lena. Luke'u evimin yakınında buldum ve durumu hiç iyi değil."

Birkaç küfür işittim. "Nesi var? Hangi Lena? Ne evi? Ona ne olmuş? Neredesiniz?"

Nefes almadan ardı ardına sorduğu sorulara, cevap vermeye çalışıyordum fakat o beni her seferinde yeni bir soruyla bölüyordu.

"Dün kahve içtiğiniz Lena," dedim düz bir tonla. "Dediğim gibi evimin yakınlarında bir bar var, oraya yaklaşık 10 metredeyiz. Luke kolundan yaralanmış ve iyi değil. Seni aramamı istedi."

Hızla hareketlendiğini işittim. "Geliyorum," dedikten sonra telefonu suratıma kapattı.

Luke inleyerek başını geriye attı.

"Bu nasıl oldu?" diye sordum endişeyle onu izlerken.

Nefes aldığında göğsü titriyordu ve acıdan gözlerinden yaş geliyordu.

"Kesildi... kestiler."

Uzanıp yüzünü sildim. "Seni hastaneye götürmemiz gerek."

Başını belli belirsiz salladı.

"Beni bulduğun için şanslıyım," diye mırıldandı.

"Burada ne yapıyordun ki?"

Başını çevirip yeniden gözlerime baktı. "Bardaydım."

Koluna bakmaya çalıştım. Akan kanlardan yarayı göremiyordum ve onu incitmekten korktuğum için dokunmak istemiyordum.

"Bunu sana bardakiler mi yaptı?" dedim merakla.

Başını olumsuz anlamda iki yana salladı.

Teni çok soğuktu, büyük ihtimalle üşüyordu. Onun gövdesinin yanında çok küçük kalacağını bildiğim halde ceketimi çıkarıp sırtına bıraktım. Hafifçe tebessüm ederek beni izledi. Yüzü bembeyazdı, bayılmamasını umuyordum.

Siyah bir araba hızla gelip yanımızda durduğunda ayaklandım.

Calum arabadan indi, koşarak yanımıza geldi.

Yayımlanan bölümlerin sonuna geldiniz.

⏰ Son güncelleme: Jan 08, 2017 ⏰

Yeni bölümlerden haberdar olmak için bu hikayeyi Kütüphanenize ekleyin!

NOCTURNEHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin