"Peter, telefonlarıma cevap vermiyorsun. Bari kapıyı aç!" Cam'in sesini işittim. Ağır adımlarla kapıya yürüdüm ve açtım. Sanırım Cam bir kere daha kapıya vurmak üzereydi ki az daha üstüme düşecekti. Gülümsedi. Gözlerinin içine bakmadan piyanonun başına geri döndüm. Yüzünün asıldığını hissedebiliyordum. Sırtıma doğru fısıldadı. "Peter, iyi misin?" Omzuma elini koydu. "Şarkı bestelerken rahatsız edilmekten hiç hoşlanmam." Diye mırıldandım.
"Hayır rahatsız olmazsın."
"Evet olurum."
"Bu senin için bir şey ifade etmez." Dedi sessizce. Hızla ayağa kalktım. "Bazı şeyler benim için çok şey ifade ediyor Alexander!" Sesimdeki yükseltmiştim farkında olmadan. Aramızda birkaç santimetre kalana kadar yaklaştı. Umarım göz altı morluklarımı görmez. Diye düşündüm.
Birkaç saniye hiçbir şey söylemeden öylece baktı. Sanki bir şey arıyormuş gibiydi gözlerimde. Veya bulduğu bir şeyin detaylarını arıyordu. Omuz silktim ve mutfağa gittim. Sesimin neşeli çıkmasını umarak "Kahve ister misin?" Dedim. Bugün 4. Bardağımı içecektim. Cevap verdiğini duymadım ama ben yine de 2 kişilik hazırladım. Bir dakika sonra hazırdı. İki beyaz bardağı alarak salona geçtim. Cameron'un arkası dönüktü ve piyanonun önündeki duruyordu. "Al, çok sıcak dikkat et." Dedim ve Cam'e uzattım. Dönmedi bile. Umursanmazca yanına bıraktım. "Sen ne yapıyor-" sözümü bitiremeden bana döndü. "Shawn... Ben." Diyebildi sadece. Öfkeyle elindeki kağıtları aldım. "Okumana izin verdiğimi hatırlamıyorum Cam!"Gözlerine meydan okurcasına baktım. "Jessie... Sen ona-" Başımı ellerimin arasına alarak koltuğa çöktüm. "Vazgeçemiyorum... Gerçekten..." Kahveden dolayı başım zonkluyordu ve terlemeye başlamıştım.
Önümde eğildi. "Ben gerçekten özürdilerim... Hislerini bilmiyordum. İstersen-"
"İstemiyorum. Hiçbir şey istemiyorum artık. Sadece yalnız kalmak istiyorum." Diye fısıldadım bıkkınlıkla. Gözümden bir damla yaş dizime damladı.
"Dostum..." Hızla ayağa kalktı ve gezinmeye başladı. "Niye söylemedin?" Elini havaya öylesine sallıyordu. Bunu genellikle kızdığında ve üzüldüğünde yapardı ve çoğu zaman bu, uçan bir kuşu avlamaya çalışan küçük bir çocukmuş gibi gösterirdi onu.
"Ne söyleseydim?..." Ben de ayağa kalktım ve sesimi yükselterek konuşmaya başladım. "Hey Nash! Snow'u ben seviyorum. Onu bırak çünkü ben ona aşığım." Kahkaha attım. "Ne kadar ahmakça." Sinirliydim ve her an gözyaşlarına boğulabilirdim. Cevap vermedi. En az benim kadar üzgün ve düşünceli görünüyordu.
"Yalnız kalmaya ihtiyacım var." Dedim ortamı sakinleştirmeye çalışarak. "Hayır yok!!! Yalnızlığın seni yok ediyor, tüketiyor! Zaten 2 haftadır sana ulaşamıyordum!" Elleri titremeye başlamıştı.
"Artık kendimi düşünmek istiyorum!" Diye bağırdım. Tam arkamı döneceğim sırada bir inleyiş duydum. Cameron... Ah, hayır. Gözlerimi tamamen açarak Cam'e döndüm.
"Lütfen." Dedi bitkinlikle. "Yanında kalmama izin ver." Uzun adımlarla yanına gittim. "Dostum, sen herzaman yanımdaydın. Sen olmasan ne yapardım bilmiyorum. Cidden." Ona sarıldım.
"Seni seviyorum." O da kollarını sırtıma attı. Yeniden anksiyete krizi geçiriyordu. Bu son zamanlarda azalmıştı. Ve şimdi ,ben tekrarlanmasına neden olmuştum.
"Evet. Snow'u seviyorum. Evet. O başka birini seviyor. Buna karşı gelebilirim dostum. Ondan vazgeçebilirim." Bir şey söylemedi. "Veya sevmeye devam ederim." Sanki kendi kendime konuşuyordum.
"Özür dilerim." Dedim son olarak. Titremesi geçmişti. Anksiyete ile ilgili birçok şey okumuştum. Ona daha hassas davranmalıydım ama unutmuştum. Artık kendimi düşünmek istiyorum.
Kendimi.
Kendimi.
Kendimi. Bu sözleri söylediğim için pişman oldum. Kendimi ihmal etmiş olabilirdim ama dünya, beni oluşturan en önemli şeydi. "Sorun yok." Gülümseyerek geri çekildi. "Sadece küçük bir atak." Solgunluğu kaybolmaya başlamıştı. Kağıtlara bakıyordu. Yavaşça bana döndü. Kafamı kaşıdım. "Okuyabilirsin." Dedim sakince. Kağıtları eline alırken memnun görünüyordu.Kağıtlarda yazan şarkıdan bir kısım:
Loving in Rain
(Nakarat:)
Belki umut sadece bir seçenekti
Bahçemin en güzel çiçeğini sulayan
Belki yanlış sadece kalbimdi
Su damlalarıyla parlayan
Dans etmekti aşk, bulutlara seslenmek
Sen ona bakarken gülüşünü izlemek
Ne kadar güzel olduğunu bir kez daha fark etmek
Veya sadece yağmurda sevmek...FİNAL BÖLÜMÜ DÜŞÜNÜYORUM AMA BİTİREBİLECEĞİMİ SANMIYORUM. ÇÜNKÜ ANA OLAYA DAHA GELMEDİ BİLE. SANIRIM BİRKAÇ BÖLÜME BİTİRMEYİ DENEYECEĞİM...

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Shawn And Snow
FanfictionCoverlarıyla ünlenen Shawn Mendes ile çok yakın bir kız. Çocuğun aşık olduğu, ama kızın başka birini sevdiği bir peri masalı. "Sen çok iyi bir arkadaşsın." demişti yüzüme. Kırılmıştım. Hiç olmadığım kadar. Yıllardır aşık olduğum çocuk, büyüleyen ma...