Bir adam düşünün. Hayatında istediği herşeyi parayla elde edebilen ve istediği herşeyi yaptıran. Olaylar ummadığı bir sekilde geliştiğinde sonuçlarına katlanabilecek mi ? Bir kız düşünün. Zor elde ediliyor. Ailesini küçük yaşta kaybettiği için halas...
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
Halası halen olanların şaşkınlık içinde Işıl'a bakıyordu. Işıl ise Serkan'a sarılmış saçını öpüyordu. Mustafa hafif müzikler açarak ortalığı sakinleştiriyordu. Dikiz aynasından sürekli onların ruh hallerini inceliyordu. Serkan'a doğru bakarak:
Mustafa: Hemen ayağının yanındaki küçük buz dolabında meyve suyu var. İçmek istersen alabilirsin.
Serkan:Iıı... Teşekkür ederim ama istemiyorum.
Mustafa: Pastada var .
Serkan: Teşekkürler istersem alırım.
Mustafa: Emine Hanım içinde su çok iyi geli şu durumda.
Işıl: Teşekkür ederiz.
Suyu aldıktan sonra ağır ağır içmeye başlar. Az sonra araba geniş ve büyük bir Villa'nın bahçesinde durur. Mustafa kapıyı açarak inmelerini bekler. Sırayla indikten sonra evi baştan aşağı süzerler ve anlamsızca birbirlerine bakarlar.
Mustafa: Geçin. Uzay Bey sizleri bekliyor.
● ● ● ● ● ● ● ● ●
İlyas duvarları tuğladan yapılmış bir evin önünde durur. Pencereleri tahtalar ile kapatılmış sanki bir korku filimlerdeki ev gibiydi. Abdullah'ın ensesinden tutarak zorla eve sokarlar. İçeri girdiklerinde yer gazetelerle kaplanmış ve duvarlarda hem bir kan fışkırığı desenleri vardı. Duvarlar çatlamış ve soyulmuştu bazı yerleri. Odanin ortasında ise bir sandalye etrafında kalın ipler bulunur. Abdullah'ı zorla oturttuktan sonra sıkıca ellerini bağlarlar. Abdullah kafasını kaldırdığında İlyas ile beraber 4 kişi daha vardı. İlyas yanına yaklaşır:
İlyas: Naber lan puşt.
Abdullah: Siz kimsiniz lan. Beni bırakın! Öldürecem hepinizi.
İlyas: Öldürmek yanlız Allah'a mahsustur lan !
Abdullah'a sağlam bir kafa attıktan sonra çene hizasına sert bir şekilde yumruk atar.