Gözlerim inatla yeni güne uyanmak istemiyordu. Uzun süre çalışmamanın verdiği hamlığı bir türlü üzerimden atamıyordum. İşe başlayalı bir hafta olmuştu. Her şey hala karman çorman geliyordu. Bazen zihnimi toplamakta zorlanıyordum. Bunun yanında iyi olan şey artık bir düzenin parçası olmaktı. İş yerindekilerin isimlerini, kimin ne iş yaptığını yavaş yavaş çözmüştüm.
O sabah metrodan inmiş şirkete doğru yürüyordum. Şirket ara sokaklardaydı. Merkezi bir yerde olduğu içinde her kesimden insan vardı. Muhafazakarı, travestisi, ayyaşı... dikkatli olunması gereken bir yerdi. Sabah 8 civarlarından genelde metrodan iner ara sokağa girerdim. Bu yüzden sokakta da hep benim gibi işe gitmeye çalışan insanlar olurdu. Kötü bir şeyle karşılaşmayı beklemiyordum. Ara sokağa girdiğim an sokağın sessizliği içimi ürpertmişti. Karşıdan gelen üstü başı dağılmış bir sağa bir sola yürüyen adam dikkatimi çekti. Beni farketmemesi için bakışımı adamdan çektim. Gözümün ucuyla tekrar baktığımda elinde bir gazeteye sarılmış şişe duruyordu. Neden böyle yürüdüğünü anlamıştım. Her zaman içki içen insandan korkardım. Bunun en büyük nedeni yıllar önce gördüğüm bir rüyaydı. Rüyamda evlendiğimi ve eşimin içki içip beni dövdüğünü görmüştüm. Beni o kadar etkilemişti ki dudağım patlamıştı. Ortalıkta sersem sersem gezmiştim. Sokakta gördüğüm bu adam bana rüyamı hatırlatıyordu. Adamla karşılaşmamak için karşı kaldırıma geçtiğimde o da benimle birlikte geçmişti. Beni farkettiği açıktı. Aramızdaki mesafe gitgide azalıyordu. Tekrar karşıya geçtiğimde adamın yüzünde arsız bir gülümseme oluştu. Bakışlarımı korkuyla yere kilitledim. Adam ardımda kalınca rahat bir nefes almıştım. Şirketin olduğu sokağa döner dönmez sert bir şekilde kolumdan çekilmemle elimdeki çantam yere düştü. Adam tam karşımda duruyordu
-"Bıraak " diye korkuyla bağırsamda. İçki kokan elini ağzıma kapadı. Yaşı genç olmasına rağmen bir erkeğe asla gücüm yetemezdi. Ayağımla bacak arasına vurduğumda biraz olsun kendimden uzaklaştıra bilmiştim. Kaçmak için hamle yapsamda kolumdan tutup duvara yapıştırmıştı. Burnuma dolan içki kokusu midemi bulandırmıştı. Adamın ise gözlerinde o çirkin ifade vardı. Gözlerim bu manzarayı görmek istemiyordu. Vücudumu saran sıcaklık gözlerimdeki yaşla bütünleşmişti. Eli boğazımı sarmıştı. Vücudunu vücuduma bastırmasıyla bedenim korkudan titriyordu. Artık bu durumdan çıkamayacağımı düşündüğüm an boğazımdaki el gevşemiş bedenim duvardan su gibi kayıp yere yığılmıştı. Başımın yere çarpmasıyla öksürük krizine girmiştim. Gözlerimi açtığımda o adamın ayaklarının yanında biri daha vardı. Adamın yediği yumrukla benim yanıma düşmesi bir oldu. Yere yığılan adama bir hamle daha vurmak için eğildiğinde beni kurtaran kişinin Hakan olduğunu gördüm. Onun sinirden kızarmış yüzü oldukça korkunçtu. Adama bir kez daha vurduğunda benim onu izlediğimi gördü. Bir anlık duraksamasını fırsat bilen adam hızla yerden kalkıp kaçtı. Hakan bana doğru hamle yaptığında kendimi korumak için geriye doğru çekildim.
-"Korkma sana zarar vermem" dedi.
Korkmamak mümkün müydü bu olanlardan sonra? Hakan daha sakin bir şekilde yaklaştığında kendimi ona teslim etmiştim. Kolumdan tutup kaldırıma oturttu. Çantamdan su çıkardım. Elim titrediğinden bir türlü şişeyi açamadın. Hakan elimdeki şişeyi alıp kendi açtı. Ağzıma götürüp içemem için yardım etti. Eline bir parça su döküp
-"Müsade eder misin?" dedi. Başımı salladığımda elindeki suyu yüzüme ve enseme sürdü. Suyun değdiği yerler biraz olsun serinlemişti.
-"Buralarda pek böyle şeyler olmaz ama tekin de diyemeyiz. Dikkat et kendine"
Dönüp yüzüne baktığımda bir samimiyet vardı. Herkese karşı böyle miydi? Saçmalama Aslı yaşlı bir teyzede olsa yardım ederdi. Senlik bir şey yok diye kendime kızmıştım.
-"Dikkat ederim" deyip yerimden dığruldum.
-"Yardım edeyim" deyip koluma girmeye çalışsada kendimi geri çekerek buna müsade etmedim.
-"Şirkete ayrı girsek daha iyi olur" dedim. Başını sallayıp
-"Tamam sen önden git ben arkandayım"
Yerdeki çantamı alıp yürümeye başladım. Ofise girdiğimde Nur şaşkınlıkla yüzüme baktı.
-"Ne olmuş sana böyle?" dedi
-"Hiç biraz tansiyonum düştü galiba" dedim. Ardımdan şirkete Hakan girmişti. Sanki hiç yaşanmamış gibi sadece geçip gitmişti. Gözlerimi ondan çekip işlerime koyuldum. Zihnimden uzaklaştırmaya çalıştığım görüntüler her an canımı yakıyordu. Ya orada olmasaydı... ya o adam.. midemi bulandıran sahneler geldikçe aklıma bunalıyordum. Herkes işe gitmiş şirketteki o koşturma son bulmuştu.
-"Ben patronla konuşmaya gidiyorum" Nur'a dönüp baktığımda yüzünde bir gülümseme vardı. Anlamayarak Merve'ye baktım.
-"Eminsin değil mi?" dedi. Bazen beni aralarına almak istemediklerini düşünüyordum. Bir yabancı gibi gelip gidiyordum. Sonradan bir ortama giren herkeste olurdu bu. "Aman kendime ihtiyacım var sedece benim" diye düşündüm. Kendim oldukça beni gerçekten tanıyıp sevebilirlerdi.
Nur odadan çımalu yarım saat olmuştu. Mutlu bir vaziyette işe geri döndü.
-"İstifamı imzaladım. Pazartesi son" dedi gülerek. Merve biraz buruktu. Muhtemelen bütün işlerin ona kalacağı için böyle olmuştu.
Gün boyu çalan telefonlar, teknisyenler, evraklar, dosyalar, malzemeler derken akşam olmuştu yine. Çoğu teknisyen şirkete gelmiş yavaş yavaş çıkıyorlardı. Bizde kızlarla çıkacağımızı söyleyip çıktık. Yine o sokaktan geçmek zorundaydım. Sokağa girdiğimde kanım çekilecek gibi olmuştu. Arkamdan gelen adım seslerini duyuyordum. Karanlık sokağı aydınlatan sokak lambası onun gölgesini önüne düşürüyordu. Sabah yaşadıklarımı bir daha yaşamak istemiyordum. Adımlarımı hızlandırırken bir yandan çantamı sıkıca tutuyordum. Korkudan ezilip büzülürken onundan adımları hızlanmıştı. Aramızdaki mesafe bir adım kadardı. Korkuyla olduğum yerde kalakalmıştım. Gözlerimi kapayıp duvar köşesine sindim. Sesim bile çıkmıyordu. Korku artık iliklerimdeydi.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
YEŞİL GÖZLÜ DEV
Chick-LitGözlerini karartmazdı o. Yeşillendirirdi.. Sinirlenince koyulaşırdı gözleri, gülünce açılırdı... Bakışını bakışlarına kilitlerdi. Bense o yeşil gözlerine uzanırdım bazense salıncak kurar sallanarak gökyüzüne dokunurdum. O bir kez kalbime dokundu. Be...