Bazen sıcacık bir düşünce gelip çöreklenir insanın içine. Oturduğu yerde hayallere dalar. Neresinde, ne zaman, nasıl olduğunu düşünür. Hissettikleri dolup taşar ama dışarıya vuramaz.
Çok dokunuyor bazen içini dökememek. Bir faniden medet ummak da ö...
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
Yağmuru çok seviyorum. Kokusunu, beraberinde getirdiği o serinliği ve rüzgarı. Çok seviyorum.
Altına girip ıslanmayı, sırılsıklam olmayı.
Ya da gece uyurken, pencereyi açarak uzandığım yerde yağmurun sesini dinlemeyi. Serinliğin ve birkaç yağmur damlasının yüzüme vurmasını çok seviyorum. Yağmur beni sakinleştiriyor. Huzur veriyor.
Rüzgar gelip saçlarımı uçurduğu zaman kendimden geçiyorum. Mis gibi kokuyor her yer sonra. Toprağın harmanlanmış kokusuna bayılıyorum.
İnsanın ruhunu dinlendiren o gök gürültüsüne de bayılıyorum.
Bir gece uyurken, geçtiğimiz kış ayında gece yağmur yağmaya başladı. Öyle bir gök gürültüsü oluyordu ki, sanki gök yarılıyordu. Yatağımdan zıplayarak uyandım. Ellerimi kulaklarıma bastırdım ve yatağımın dibine çöktüm.
Hiç korkmayan ben o gün ilk kez o şiddette bir gürültüyle korktum. Sanki ev başımıza yıkılacak gibiydi. Bir an gerçekten dışarıya çıkmayı bile düşündüm.. Beton altında kalmaktansa dışarısı daha güvenli olabilirdi.
O kadar korkunçtu ki.
Ama güzeldi.
Yağmur o kadar güzel ki.
Bazen bir kitap alıp pencere kenarına oturuyor, soğuğu içime çekiyorum. Yanına bir de sıcak çikolata ya da sıcak kahve yapıyorum. Kitabı bile okuyamadığım zamanlar oluyor hayranlıkla yağmuru izlemekten.
Bir an önce kış gelse...
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.