Bölüm 2

9.8K 152 68
                                        

"Hayatta olmaz. Asla giyinmem ben bunu."

"Hadi ama Derya birini seç artık sıkıldım ve de acıktım." dedi Emre homurdanarak.

"Senin aç olmadığın bir an var mı ki?"

Yanaklarını şişirip yandaki koltuğa attı kendini ve karnını tutup onunla konuşuyormuş gibi yapmaya başladı.

"Bizi öldürmeye çalışıyor bu kesin. Sen merak etme hemen bulacağım yiyecek bir şeyler bize."

Kendimi gülmekten alamadım bu davranışına.

"Sen ancak böyle avutursun kendini de mideni de!"

Bana öldürücü bir bakış atıp kenardaki kırmızı dantelli elbiseyi eline aldı.

"Bak bu çok güzelmiş. Buna ne dersin?"

Elbiseyi elime alıp incelemeye başladım.

Etek boyu diz kapağının iki karış kadar üstünde, straplez kumaşının üstünde çiçek desenli danteli olan kısa kollu bir elbiseydi. Gözlerim Emre'nin nasıl böyle bir elbise beğendiğinin şaşkınlığıyla büyürken onun da yüzü düştü.

"Bu da mı olmaz?" diye sordu hayal kırıklığıyla. Harika bir elbise beğendiğini düşünuyordu büyük ihtimalle.

"Hayır! Bu harika bir elbise. Tam da istediğim gibi." Yüzü bir anda tekrar aydınlandı. Elbiseyle birlikte beni prova odalarına doğru ittirip "Hadi hemen dene de bir an önce yemeğe gidelim." dedi.

İçeri girdiğimde ufak çaplı bir şaşkınlıktan sonra hemen elbiseyi giyinmeye koyuldum. Pek elbisem olmadığı için bayağı cebelleştim elbiseyle ama sonunda giyinmeyi başardım. Elbisenin üst kısmı bedenimi sarıyor, bel kısmından itibaren hafif genişleyerek, tahmin ettiğim gibi, diz kapağımın iki karış üstünde bitiyordu. İlk defa kendimi bir elbisenin içinde bu kadar güzel hissediyordum. Bu harika an tabii ki Emre'nin "Hadi ama artık kaç saat oldu bir elbise giyinemedin Derya." demesiyle bozuldu ve anında dışarı çıktım. Çıktığımda Emre'nin ağzı bir karış açıkta kaldı. Çok mu kötü görünüyordum acaba?

"Ne?" diye sordum.

"Um, bu elbise biraz fazla mı kısa acaba?"

"Ne saçmalıyorsun Emre hem sen beğendin bunu ve ben de beğendim. Bunu alıyorum."

Mağazadaki bir kaç yüz bana doğru çevrilmişti. Bundan biraz rahatsız olmuş olsam da bunu belli etmemeye çalıştım.

"Bu elbisenin bu kadar kısa olduğu fark etmemiştim ama!" diye çıkıştı bana. Buna biraz afallamış olsam da ben de sesimi yükselterek "Bunun pek bir önemi yok Emre alacağım dediysem alacağım işte!" dedim. İşte şimdi tüm mağaza müşterileri bizi meraklı gözlerle izliyordu. Ve bu kesinlikle rahatsız ediciydi.

"Ben de izin vermiyorum dedim Derya! O kadar."

"Hem elbiseyi sen beğeniyorsun hem de hevesimi kursağımda bırakıyorsun hiç adil değil bu!" Bu çıkışımı beklemiyor olacak ki surat ifadesi bir anda değişti. Biraz kötü hissediyordum ama öfkem daha ağır basıyordu.

"Özür dilerim. Bir daha böyle bir şey için tartışmayalım. Çok saçma bir sebep ve seninle küs kalmayı hiç sevmiyorum."

"Tamam." Çabuk pes ettim ama ben de onunla küs kalmayı hiç sevmiyordum. Tekrar kabine girip elbiseyi çıkardım. Elbiseyi çok beğenmiştim ama Emre almama izin verir mi emin değildim. Kalbinden çıkıp Emre'nin yanına gittim.

Elimden elbiseyi hızlıca alıp kasaya doğru yürümeye başladı. Demek ki arada bir böyle nazlanmalıydım. Çok işime yarayacak bir bilgi. İçimdeki ses sinsice gülmeye başladı. Düşüncelerimden sıyrılıp kasaya doğru yürümeye başladım. Emre kasaya geldiğimde yüzüne bir gülümseme taktı ve sırada beklemeye başladık. Sonunda sıra bize geldiğinde kasadaki sarışın bana bakmadan ve de gözlerini Emre'den ayırmadan alım işlemlerini başlattı. Bu beni çok uyuz etti. Emre'ye karşı bu şekilde yaklaşan kızlardan nefret ediyorum. Onu sadece görünüşleriyle aldatabileceklerini sanıyorlar ama aslında hiç de öyle birisi değil. Onu gerçek bir ilişki içinde gören pek fazla insan yok, hatta ben haricinde kimse yok, ama bir ilişkisi-ciddi bir ilişki- olunca apayrı bir insana dönüşür. Pek romantik olduğunu söyleyemem ama her zamanki odunluğu üstünde olmuyor.

Beni düşüncelerimden ayıran iğrenç derecede zorlama bir gülmeydi. O kız beni görmezden gelmeye devam ediyordu ve artık bunu kaldıramıyordum.

"Emre hadi ama acıktım ben!" dedim onun ses tonunu taklit ederek. Yüzünde belli belirsiz bir sırıtma meydana gelirken kızın da suratı düşüyordu.

"İşimiz bitmek üzere merak etme." dedi sırıtışı iyice büyürken. Kız artık beni takmaya başlamıştı.

"Bu elbise senin için biraz fazla değil mi? Taşıyabilecek misin tatlım? " dedi bana.

Bana. Bana tatlım dedi. Hadi ama bu kız kendisini ne sanıyordu!

Ben bir şey diyemeden Emre araya girdi ve "Üstünde ne kadar güzel durduğu hakkında hiç bir fikrinin olmaması ne kötü. Muhteşem gözüküyor çünkü." dedi. Bu beni kesinlikle affallattı çünkü ona bu şekilde yaklaşan kızlara izin verir benim araya girmemi sevmezdi. Ama bu sefer beni savunuyordu. Vay be! Gözlerim yaşardı.

Kızın suratı daha da asılırken benim yüzüm daha da gülmeye başladı. "Bence sen şu sahte sarışın ayaklarını bırak, sana bir beden büyük çünkü." dedi Emre. Yok artık! Bu gerçekten de oluyor olamazdı. Bir rüyada olmadığımdan emin olmak için gözlerimi kapattım, kendimi cimcikledim ve sonra tekrar açtım. Hayır. Hala aynı mağazada, aynı sarışının karşısında ve Emre'yleydim.

Elbiseyi barındıran poşeti bana sertçe uzatan kıza öldürücü bakışlar attıktan sonra topuklarımda dönüp dışarı çıkmaya başladım. Emre de hemen arkamdaydı. Bana yetişip yanımda yürümeye başladıktan sonra "Ee, ne yemek istersin bakalım?"

"Pizza!" dedim neşeyle ve onu kolundan tuttuğum gibi pizzacıya doğru sürükledim.

Yemeğimizi yedikten sonra Emre hesabı ödemeye karar verdi ve sonra da kalktık.

Arabasına doğru yürümeye başladık ve ilk defa bir kız karşımıza çıkmadan arabasına ulaştık. Eve dönüş yolunda pek konuşmadık. İkimiz de çok yorgunduk. Beni bırakırken yarın saat yedide gelip beni alacağını söyledi ve sonrasında kendi evine doğru yola koyuldu.

Şişe ÇevirmeceBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin