Derya'nın Bakış Açısı
Daha önce hiç kendimi bu kadar beceriksiz ve işe yaramaz hissetmemiştim. Nasıl oldu da ayağımı öyle bir durumda burkabildim? Nasıl oldu da Emre'nn beni midemdekileri boşaltırken yanımda kalmasına izin verebildim? Ben birisinin yanımda böyle bir şey yaptığını görsem arkama bir kez bile bakmadan kaçarım. Kim bilir benimle ilgili ne düşünüyordu. Benden iğreniyor olmalı. Yanıma arka koltuktan aldığı mendillerle geldi ve iki tane çıkararak bana uzattı. Bırakın gözlerine bakmayı, gözlerimi yerden ayıramıyordum. Elinden mendilleri yavaşça alıp ağzımın etrafını sildim. Ama ağzımın içindeki ve de boğazımdaki iğrenç tattan ve yanma hissinden ne kadar da yutkunsam kurtulamıyordum. O içkileri içerken ne düşünüyordum bilmiyorum. Aslında doğru düzgün düşünmüyordum. Sadece aklımdan Emre'nin o kızla olan görüntülerini çıkartmaya çalışıyordum. Onları içerken boğazımdan geçerkenki yanma hissinden daha da beterdi şu anki acısı. Resmen bir alev topu yutmuş gibiydim. Emre sanki aklımı okumuş gibi tekrardan arka tarafa uzanıp bir su şişesi aldı. Kapağını açarak bana uzattığında hızlıca elinden alarak içmeye başladım. Daha bir kaç yudum almışken şişe elimden çekilip alındı. Kafam hızla şişeyi elimden alana baktı. Niye almıştı k şimdi? Boğazım hala yanıyordu, daha çok suya ihtiyacım vardı.
"Daha yeni midendekileri boşalttın Derya. Şimdi tekrardan midenin bulanmasını istemiyorum. Ya yavaş yavaş içersin ya da vermem." dedi. Ona dik dik baktım ama haklı olduğunu biliyordum.
"Tamam, yavaş yavaş içeceğim. Şimdi suyu bana ver." dedim ve tekrardan içmeye başladım. Şişenin yarısına gelince durdum ve yere bıraktım. Emre'nin bakışlarını üstümde hissedebiliyordum ama açıkçası yüzümü kaldırıp bakmaya yüreğim yok. Ne zaman ona baksam o kızla olan görüntüleri aklıma geliyordu. Evet kızla yiyiştiğini falan görmemiştim ama yine de benim nasıl olduğumu sormak yerine onun yanına gitmişti.
Biraz daha sessizce durduktan sonra Emre boğazını temizleyerek dikkatimi çekti. "Hadi kendimize kalacak bir yer bulalım. Tüm geceyi burada geçiremeyiz."
"Emre ormanın ortasındayız. Ya karşımıza ayı ya da kurt çıkarsa?"
"Bu alan yerleşim yeri haline getirildiğinde vahşi hayvanları güvenli bir yere götürdüler. Merak etme, ayı falan çıkmaz."
"Ama..."
"Derya arabanın içinde sonsuza kadar kalamayız tamam mı hemen yürümeye başlayalım ki kalabileceğimiz bir yeri çabuk bulalım." dedi. Bunları söyledikten sonra da tartışmak istemedim çünkü haklıydı. Arabanın arka koltuğundan çantamı alarak tekrar Emre'nin yanına gittim ve yürümeye başladık. Yaklaşık bir yarım saat sonra Emre sonunda gururuna yedirip kaybolduğumuzu kabul etti. Ama içimden bir ses sırf beni susturmak için yaptığını söylüyordu. Fakat bunu fazla takmayarak ona bağırmaya başladım.
"Kaybolduk işte ben sana demedim mi kaybolacağız diye! Bir kere de beni dinle be! Hadi karşımıza kurt çıkmadı, ya piskopatın teki çıkarsa? O zaman ne yapmayı planlıyorsun?"
Ama onun verdiği tepki içinde tutmaya çalıştığı kahkaları dışarı vurmak oldu. Kaşlarımı çatarak ona 'Neye gülüyorsun?' bakışı attığımda hem bana cevap vermeye çalıştı hem de kahkaha atmaya devam etti.
"Ahhahahahh! Yüzün... Ahahha... Acayip tatlısın Derya... Ahahahha... Biraz etrafını incelesen de öyle bağırsan bana."
"Neyden bahsedi-Aaaaaaa. Ama ne zaman buraya geldik ki? Hem sen kaybolduk dedin bana! Pis yalancı seni!"
"Hey hey hey, bir kere susmayan ve karşısındakini uyuz eden sensin. Ben sadece senin susmanı sağlamaya çalıştım. Hadi artık içeri girelim." dedi.
Hemen ne olduğunu açıklayayım. Emre'lerin burada bir ev- dur dur villaları var. Bizi oraya getirmiş meğer. Buraya sadece bir kere, Emre'nin babasının ısrarı üstüne gelmiştim. Zaten en fazla iki saat kalmışımdır. Emre'nin babasıyla ilişkisi o kadar da iyi değil. Zaten annesinin gitmesinin sebebi de o. Hem karısını aldatmış, hem de onu kıskandığı için ona bakan bir kaç adamı dövmüş. Bir de üstüne üstlük kadına bin bir türlü eziyet çektirmiş. Bu konu Emre için hassas olduğundan sadece bu kadarını biliyorum. Ne zaman bu konuyu açmaya çalışsam beni terslerdi. Ben de artık açmamaya önem gösteriyorum. Düşüncelerimden sıyrılarak Emre ile birlikte eve doğru yürümeye başladık. Anahtarı kapının önündeki saksının altından alarak kapıyı açtı.
"Gerçekten de saksının altına mı koyuyorsunuz anahtarı? Ne kadar klişe insanlarsınız. Herhangi biri gelip de eve girmiş olabilir."
"Burada? Ormanın ortasında bulunan ve yalnızca zengin insanların kaldığı bir yerde mi? Fazla safsın be Derya." dedi ve içeri girdi. Ben de sesli bir şekilde iç çekip içeri adım attım. İçimden bir ses bu gecenin fazlasıyla uzun olacağını söylüyordu ve ben buna hiç ama hiç hazır değilim.
Merhaba arkadaşlar! Biraz uzun bir ara oldu ama yazılım vardı ve üstüne üstlük bilgisayarım yeniden çöktü. Aslında bölüm çok daha uzun olacaktı ama dilimine yazdığım bir sürü şeyi unuttum ve sizi de daha fazla bekletmek istemedim. Umarım beğenirsiniz. Bu arada yukarıda Emre'nin resmi var. Bir sonraki bölüme de Derya'yı koyacağım. Biraz uzattım kusura bakmayın :) Bir sonraki bölümde görüşmek üzere!!
