Bölüm 3

7.5K 123 10
                                        

"Offf!" diye hayıflanırken Emre bir bağırış daha vermişti.

"Bir keresinde de vaktinde çıksan ne olur Derya? İşte şimdi çok geciktik."

Parti zaten bir saat önce başlamıştı neye geç kaldıysak artık ben de anlamadım. Bana "Biz havalı sayılacak kadar geç gideceğiz. En erken varılmaz bu tür partilere." demişti ama ben onun suratına mal mal bakmıştım.

"Kime anlatıyorsam ben de! Sen ne anlayacaksın böyle işlerden?" diye ezmişti bir de üstüne. Evet tüm dört senemi geçen haftaki sınav için hazırlanırken geçirmiştim ama bunu yüzüme vurması gerekmezdi değil mi? Ah, bu çok saçma. Kimden kibarlık istiyorsam artık.

"Hadi ama yeter artık Derya, çekip gideceğim artık! Tam on beş dakikadır bekliyorum seni. Kendini şanslı hissetsen iyi olur ilk defa bir kızı bu kadar uzun süre bekliyorum." dedi. Kendini beğenmiş ukala. Tabi bekleyecek beni, ben sırf onun ısrarı üzerine gidiyorum o partiye.

"Tamam tamam! Geliyorum iki dakikaya."

"Hemen bağırmayı kesin yoksa tüm mahalleyi uyandıracaksınız!" diye annem de araya girdi ve tam oldu yani.

"Tamam anne!" diye seslenip camdan aşağı bakarak "Geliyorum hemen bekle." diye fısıldadım. Aslında bağırdım deseniz daha doğru olur ama neyse.

Hemen makyajımı tamamladım ve ayakkabılarımı elime alıp kapıyı yavaşça araladım. Annem ortalıklarda gözükmüyordu. Hemen yedek kıyafet ve ayakkabım bulunan çantamı koluma taktım ve hızlıca kapıya doğru ilerledim. Tam kapıyı kapatacakken annem "Sakın geç kalma Derya! En geç on birde evdesin!" diye seslenerek kapıya doğru ilerlemeye başladım.

Hay aksi! Hemen dışarı çıkıp kapıyı elbisemi örtecek şekilde kapattım ve annemi onayladım. Neyse ki üstümü kontrol edecek kadar paranoyak değildir.

Kapıyı kapattığım gibi Emre'nin arabasına doğru ışık hızıyla koştum ve hemen arabaya atladım.

"Maraton mu koşuyorsun kızım sakin ol azıcık. Merak etme ben varım yanında."

"Evet Emre, anneme neden böyle bir elbise içinde sizin evde film izlemeye gittiğimi açıklamak çok kolay olur değil mi?" diye alaylı bir tonla cevap verdim. Hafif gülerek arabaya bindi ve sürmeye başladı. Ben de topuklu ayakkabıları giyinmeye çalışıyordum. Neredeyse on dakikamı aldı ama sonunda başardım.

"Çok güzel olmuşsun Derya. Seni böyle görmeyi hiç beklemediğimi söylemem gerek."

"Ah, teşekkür ederim. Ben de asla böyle yani bir elbise ve topuklu ayakkabı ile hem de makyajlı bir şekilde bir lise partisine katılacağımı düşünmezdim." dedim ve kendi asosyalliğimi belli ettim. Ben tüm lise hayatımı ders kitaplarının arasında geçirmiştim. Bu seneki sınavı da başarıyla geçtim ve istediğim üniversiteyi tutturdum. İstanbul Üniversitesi hukuk bölümü bu arada. 

On beş dakika sonra parti yerine vardık. Akseller düşündüğümden de zengin olmalılardı çünkü burası üç katlı, kocaman bir bahçesi olan devasa bir evdi. Tabi buna ev demeye gönlünüz el verirse. Evin kapısına vardığımızda kapıda 'Arka kapıdan girin' diye bir not bulduk ve arka bahçeye doğru yürümeye devam ettik. Arka bahçeye vardığımızda ağzım bir karış acıkta kaldı. Arka bahçenin ortasında devasa bir havuz ve içinde yüzen onlarca insan vardı. Hepsinin sorhoş veya sorhoş olmaya yakın bir vaziyette olduğunu yanlarına gitmeden anlamıştım. Emre'nin beni dürtmesiyle daldığım düşüncelerden ayrıldım ve hızlanıp yanında yürümeye başladım.

İçeri girdiğimiz an burnumu alkolün kokusu dolduru ve midem bulanmaya başladı. Emre böyle partilere nasıl her iki haftada bir gelebiliyordu alamıyorum. Salonda ilerlerken arkadaşlarım beni görüp yanıma koştu. "İnanamıyorum! Derya, bu gerçekten de sen misin? Sen gelir miydin böyle yerlere?" dedi Eylül. "Buraya zorla getirildiysen iki kez göz kırp." diye alay etti Ada. Alara ise yanımızda sessizliğini koruyarak ve Emre'ye öldürücü bakışlar atarak duruyordu. Şimdi bu kızın Emre'ye ne zoru var diyeceksiniz hemen anlatayım. Emre ve Alara bir aralar takılmaya başlamıştı. Tabi Emre ciddi bir şey istemiyordu. Ama Alara bunu kabul etmiyor, sürekli onun peşinden koşuyordu. Tabi onu bir kaç hafta sonra başka bir kızla birlikte görünceye kadar. Sanki onu aldatmış gibi Emre'ye büyük bir kin beslemeye başladı ve hala da besliyor. Partiye geri dönelim. Biraz konuştuktan sonra Emre "Ben içecek bir şeyler almaya gidiyorum" dedi ve gitmeye başladı ama son anda geri döndü ve beni de yanında götürmeye başladı.

İçeceklerin olduğu yere geldiğimizde etrafı kolaçan edip iki kırmızı pet bar çıkardı ve içlerine su boşalttı. Ona soran gözlerle bakmaya başladım. "Seni arabayla eve götüreceğim. Seni tehlikeye atacak bir şey yapmam." dedi. Sonra da iyice ciddileşip "Bu bardağı sakın elinden bırakma ve de kimseye verme. Burada rezil olmak ikimiz için de hiç iyi şeyler getirmez." diye beni uyardı ve tekrar salona doğru yürümeye başladık. Arkadaşlarımı bulduktan sonra Emre beni onların yanında bırakıp kendi arkadaşlarının yanına gitti. Yaklaşık bir on beş dakika sonra Aksel'in ayak işlerini yapan bir çocuk gelip "Şişe çevirmece oynayacaklar arka bahçeye gelsin!" diye bağırdı. Tam Eylül'e dönüp bir şey soracakken Ada beni kolumdan tuttuğu gibi sürükleyerek arka bahçeye doğru yola koyuldu.

Şişe ÇevirmeceBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin