Bölüm 4

6.6K 134 17
                                        

Arka bahçeye geldiğimizde Ada, Eylül, Alara ve ben yan yana oturduk. Etrafımda okulumuzda okuyan diğer son sınıfları gördüm. Sağıma doğru ise son iki senedir hoşlandığım okulun en yakışıklı çocuğu olan Bora oturuyordu. Biraz daha bakındım ve karşıma Emre'nin ve ekibinin oturduğunu gördüm. Bana baktığında gözlerinde 'Bunu yapmak istediğinden emin misin' bakışları gördüm ve ona başımı salladım. Bunu yapmayı gerçekten de çok istiyordum. Böyle bir partiye gelmeyi dört senedir bekliyordum. İneklemiş olabilirim ama hala böyle eğlenmek istiyordum.

Oluşturduğumuz daire iyice kalabalıklaşarak yaklaşık yirmi beş kişi olmuştu. Az sonra Aksel ve Salih ellerinde boş bir içki şişesiyle dairemize katıldı. Bora hemen şişeyi kapıp "İlk sıra bende!" diye seslendi. Şişeyi hızlıca çevirdi ve durmasını bekledik.

Şişe sonunda yavaşlamaya başladı ve bizim olduğumuz tarafta durmaya başladı. Tam benim tarafımda duracakken sertçe bir rüzgar esti ve tam yanımda oturan Ada'da durdu. Gözleri irileşirken bir çok duygu gördüm gözlerinde. Şaşkınlık, mutluluk ve sonunda korkuyla karışık endişe. Ona bakan bir çok insan vardı ve bundan rahatsız olduğu belliydi. Bana dönüp 'Ne yapayım?' der gibi baktı. Ona karşılık kocaman gülümsedim ve onu ayağa ittirdim. Onu ayakta tüm yakışıklılığıyla bir Bora bekliyordu. Birbirlerine iyice yaklaşıp biraz durduktan sonra Bora ilk adımı attı ve Ada'nın dudaklarına doğru eğildi ve onu öpmeye başladı. Başta masum gibi görünse de Bora kısa süre sonra onu kendine iyice yaklaştırıp öpüşü derinleştirdi. Ada'nın gözleri şaşkınlıktan kocaman açılmıştı ve onu kendinden uzaklaştırmak için çabalıyordu. Bora bayağı güçlü olduğu için pek işe yaramadı. Bir kaç saniye sonra nefes alması gerektiğini hatırlamış olacak ki sonunda Ada'dan ayrıldı. Ada bize doğru döndüğünde gözleri dolmaya başlamıştı. Yanımdan geçerken hemen ayağa kalktım ve onu takip ettim. Bahçenin arka tarafındaki kocaman ağacın yanına ulaşınca durdu.

"Ne kadar kötü olduğunu anlatmaya başlasam yüz seneye ancak bitiririm!" diye ağlamayla karışık güldü.

Bunun beni korkutmadığını söylesem yalan olur. Ada normalde kolay kırılan veya darılan birisi değildir. Çok güçlü bir kızdır. Bora'ya bu yaptığını ödeteceğime dair içimden bir söz verdim.

"Ada bu sadece bir oyun bunu kafana takma. O sadece şov olsun diye sen ittirdiğinde geriye çekilmedi. Kendini bir halt sanan bir odun işte. Tüm erkekler böyle." diye teselliye başladık. Eylül ile beraber. Bir kaç dakika sonunda Ada her zamanki haline geldi ve tekrar oyunun olduğu tarafa yürüdük.

Eski yerlerimize oturduk ve beklemeye başladık. Bir kaç iğrenç sahneden sonra Emre "Sıra bende!" diye bağırıp şişeyi çevirdi. Beş defa döndükten sonra sıkılmış gibi bir ses çıkardı ve elini şişenin üstüne kapattı. Tamam da... Bir saniye tam da benim önümde durdurdu. Hayır hayır bu gerçek olamaz değil mi? Etrafıma baktım ve kızların şaşırmış suratlarını gördüm. Bu da yetmedi kendimi cimcikledim. Yok artık!

Emre ayağa kalkıp önüme geldi ve bana elini uzattı. Tereddütle elini tutup kalktım. Bana iyice yaklaşıp kulağıma "İstemiyorsan söyle. Yapmak zorunda değiliz." dedi. Ne istediğimi bilmiyordum. Emre ile olan arkadaşlığımız ya bundan sonra bozulursa. O her zaman benim koruyucu meleğim olmuştu. İlk tanıştığımızda bile beni iki çocuğun laflarından korumuştu. O anı dün gibi hatırlıyorum.

Buraya ilk taşındığımız zamanlarda hiç arkadaşım olmadığından serviste tek başıma oturuyordum. Servise binen iki çocuk benim tek oturduğumu görünce yanıma yaklaşıp benimle alay etmeye başladı. Onları duymamazlıktan geldiğim için daha da sinirlenip elimdeki eşyaları yere attılar. Daha ikinci sınıftaydık o yüzden pek bir eşyam yoktu yanımda. Okula vardığımızda tam servisten ineceğim anda beni arkadan ittiler ve yere düştüm. Servis basamağı yerden az bir şey yüksek olduğundan sadece dizim soyuldu ama o zaman için çok büyük bir şeydi. Emre beni öyle görünce gidip o iki çocuğu ikinci sınıf düzeyinde dövdü ve hemen yanıma geldi.

O günden beri en yakın arkadaşız. Hatıralarımdan çıkıp şimdiki zamana geri döndüm ve Emre'ye baktım. Sanki bunu istiyormuş gibi bir bakış vardı gözlerinde ve o an ben de istediğimi anladım. Ya da düşündüm, şu an pek sağlıklı düşünemiyorum.

"Bunu istiyorum." dedim ve gözlerinde mutluluğun patlamasını gördüm.

Bana iyice yaklaşmış ellerini belime koymuştu. Sanki hala benden izin istiyormuş gibi bir hali vardı. Başımı hafifçe salladım, o da bu izni kabul etti ve bana doğru eğilmeye başladı. Dudaklarımız arasında sadece milimler kala durdu ve son kez gözlerime baktı. Sonrasında da beni öpmeye başladı. Bu daha önce hissettiğim hiç bir şeye benzemiyordu. Sanki tüm hücrelerim bir anda ayaklanmış ve koşturmaya başlamış gibiydi. İlk başta şaşkınlıktan ona karşılık veremedim ve bunu dilini alt dudağımda gezdirerek değiştirmeye çalışıyordu. Nefes almak için dudaklarımı aralayınca bunu fırsat gördü ve dili dilimin üstünde dolaşmaya başladı. İlk öpücüğün böylesine güzel bir şey olduğunu daha önceden söylerlerdi bunu çok daha önceden yapmış olurdum. Tamam tamam kimi kandırıyorsam artık, ben mi? Benim şimdiye kadar bir sevgilim bile olmadı.

Bana saniyeler gibi gelen ama aslında iki dakikaya yakın bir zaman sonra benden ayrıldı ve alnını alnıma yasladı. Gözlerinde bir çok duygu görüyordum ve açıkçası bu beni biraz korkuttu.
Ya pişman olduysa...

Şişe ÇevirmeceBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin