7. Bölüm

25 1 0
                                    

Hesabı ödemek için direnmem boşunaydı. Anlamıştım,ben ne kadar inatcıysam Doruk bir o kadar daha inatcıydı.

Moralim biraz daha yerine gelmişti. Hava kararmıştı. Arabaya doğru yol almaya koyulmuştuk.

Her zaman gittiğimiz bir mekan vardı Sinem'le fakat Doruk bizi yeni keşfetmiş olduğu bir mekana götüreceğine ikna etmişti.

Yolculuk herkesin kendi kafasında, kafasını kurcalayan şeylerle uğraşmasıyla geçmişti.

Geldiğimizde mekan çok ışıklıydı. Çok iyi bir yere benzemiyordu. Buralarda tabiri caizse şehrin kötü çocukları yer alıyordu. Daha önce hiç takılmamıştım buralara.

Kimlik kontrolünden sonra içeri geçmiştik. Eğlence gayet iyiydi. Ama bizim Sinem'le halletmemiz gereken bir iş vardı. Bu yüzden tuvalete geçmiştik.

Bu gece Sinem bizde kalacaktı. Annesini arayıp haber etmesi lazımdı. O annesini ararken bende babamı ihmal etmemiştim.

-Babacım napıyosun?

-İyiyim tatlım,sen ne yapıyorsun diye sormama gerek yok çünkü sesler herşeyi açıklıyor,diyip gülmüştü.

-Bende sana onu haber edecektim. Bu gece Sinem ve Doruk'a emanetim. Gece Sinem'le bizde kalacağız. Öpüyorum.

-Tamam kendinize dikkat edin güzellikler,diyip telefonu kapatmıştı.

Bu yüzden babamı daha çok severdim. Annem herşeyi kurcalardı, merak eder ve sorgulardı. Ama babam bana güvenirdi. Herşeyden önce babamın güveni gelir olmuştu hayatımda.

Sinem'de iznini aldıktan sonra içeri girdik. Ortam karanlıktı. Sadece bir kaç renkli ışık yardımcı oluyordu.

Gözlerimiz Doruk'u ararken Sinem görmüştü bile. Ah Sinem ah,sonunuz ne olacak merak ediyordum.

Yanına gittiğimizde içkimi alıp kalabalığa karıştım. Özgür hissetmek buydu,kafan yerinde değil ve bıkmadan sıkılmadan dansettiğin bir ortam. Bir süre sonra utanıyordun da,çünkü kimsenin umrunda değildin.

Kimsenin umrunda olmadığın sadece burada mutluluk veriyordu.

Doruk'la Sinem ortalıkta yoktu. İçimde hafif bir acı vardı. Ama sorun değildi,birkaç bardakla oda kalmayacaktı.

Doruk'a aşık felan değildim sadece alışmıştım sadece benle ilgilenmesine kıskanmıştım haliyle.

Barın masasına oturduğumda viski söylemiştim.

-Viski değil, Jack Daniels olsun, 2 bardak!

Kafamı çevirdiğimde hayal meyal hatırlayabildiğim,yüzünü zor seçebildiğim Mert'i gördüm. Kulaklarım sesiyle zonkluyordu.

Kalkıp gitmem lazımdı ama kalkamıyordum.

Ya da ona sormam gereken sorular vardı.  İçimde kalan ve kaldıkca içimi yakan..

-Ben senin hayatını mahvetmedim,kahkaha atmıştım. Noluyordu anlamıyordum. Beynim benden ötede çalışıyordu.

-Hala farkında değilsin demi bayan mükkemel? O beynin hala anlamamakta kararlı. Ama sana söylemeyeceğim. Herşey düzelmişken mahvetmene izin vermeyeceğim.

-Ben napmışım söylersen mutlu olurum,ya da mutlu olmayacağım. Ama zaten mutlu değilim.

-Haketmiyorsun,dediğinde bu sefer o kahkaha atmıştı.

Bende gülüyordum ama niye bilmiyorum. Kendimi aptal sarışın gibi hissediyordum. Tamam sarışındım ama aptal değildim. Ama şuan bu geçerli değildi.

BENİM GÖKYÜZÜMHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin