HEBELE HÜBELE

50 7 12
                                    

"LANET GİRSİN ALARMINIZA" 
"SOKACAM AMA ALARMINIZA"
"HAY SİKEYIM ALARMINIZI"
"KAPATIN LAN ALARMI"
canım ailemle güzel bir sabaha yine kimin olduğu belirsiz bir alarmla kalkmıştık. Her sabah kimin olduğu bilinmeyen bir alarm tarafından uyandırılmak can sıkıcı bir durum tabii. Her gün rutin olan tek şey alarm olsa keşke. Çevremdeki insanlar prensesler gibi kalkarken ben öğle namazıyla gömülecekmiş gibi kalkıyorum. Çarşafa dolanılmış, göz makyajı akmış, salyalı bir Dolunay' aman ne güzel'. Yine aynaya bakıp kendime kısa bir korku seansı yaşatarak banyoya uçtum. Banyoda kendime çeki düzen vermeye çalıştım ama sonuç yine hüsrann... O değilde olum açım lan ben bırakın şimdi tipi falan krepleri götürüyorlar anamm. Merdivenlerden inmek zaman kaybı olur diye trabzanlardan atlamaya karar verdim. Sonrası felaket... dermişim. Koltuk var orda ya sıkıntı yok. Neyse işte atlayıverdim. Götüme motor takmışçasına mutfağa yardırırken birden bir baktım da ben koşmuyomuşum olum. Biri beni ensemden yakalayıp havaya kaldırmış. Aa bakayım. Abimmiş. He he SIÇTIM. "ABI YA AÇIM VALLA BIRAK BU SEFER BEN YIYEYIM" diye anırdım." He he küçük sıçan seni, evde ne yemek varsa kökünü kurutuyosun anasını satayım" diye karşılık veren davarın kasıklarına tekme atıp elinden kurtuldum. Zaten kurtulur kurtulmaz mutfağa fırladım. Aha valla yiyolar kreplerii. Son anda babam tam krebi ısırırken oraya uçtum ve krebi kaptım. Sonrada kimse elimden almasın diye ağzıma tıktım. Pişman değilim... Babam ve anam 'biz ne yaptık böyle' bakışları atarken ben ne bulsam ağzıma tıkıyodum. Sonuçta yemeyenin malını yerler. O an aklıma dank eden soruyla hemen ev halkındaki düşük enerjiyi yok ediverdim." Ilım lın hır sıbıh çılın ılarm kimın" dememin üzerine hödük abim " kimin olcak kesin senindir de onun bile farkında değilsindir mal" dedi. Hahayt ben laf altında kalır mıyım olum hemen yapıştırdım cevabı"Sen götünden solurken ben ders çalışıyorum ne yapsam yeridir taam mı" dedim. Anlaşılan o ki o da laf altında kalmazmış. "Ben okudum ceo oldum senin daha okulun bitmedi havan kime kızım" diye tersledi beni. Bende hem karnım doyduğu (teknik olarak imkansız) için hem de sinirlendiğim için odama çıktım. Sonra hazırlanmaya başladım hemen. Üzerime iki- üç şey geçirip banyoya koştum.

Hemen saçımı taradım

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.

Hemen saçımı taradım. Rimel ve nemlendirici sürüp çıktım. Okul da haddini aşmıyacağı sürece kıyafet serbest ammavelakin bence bu pek de iyi birşey değil hergün kıyafet seçmeye üşeniyorum açıkçası. O değil de saat 8.00 olmuş la abim hazır mı acep. "ABIIHĞ HAZIR MISEN ÇIKAK HADE" diye böğürdüm merdivenden yukarı. Abim de cevap vermek yerine uçarcasına merdivenlerden iniverdi. Sonra atladık Osmana düştük yollara. Şimdi diyeceksiniz arabaya isim mi konur. Ben koyarım size ne be aaa. Arabaya atladığımız gibi okula uçtuk. O değilde şimdi farkettim ne çok uçuyorum lan ben. Kafalar tertemiz yine. Arabadan inerken abim yine boş yapıyordu" bak Dolunay bu sefer de kavga ederseniz karışmam babam alır boyunun ölçüsünü ha" " he he abi, taam, aynn, ondan" diye onayladım onu. Sonra arkasından su dökerek uğurlayıverdim. Zaten okula adımımı atar atmaz Hilal üstüme atladı,"rutin" debeleşmemiz "nihayet" bitince Güneş birden çığırarak saçımı çekmeye başladı." Gerizekalı, mal, pislik, hayvan hastaneden çıktıktan sonra bizi sizin eve aldırmamışın sen HaYıRDır?" diyen Güneş'e boş boş bakıp yürümeye başladım. Bu sefer Hilal söze girerek" bide bizi TAKMIYO şuna bak ya" dedi.  Hilal'e de boş boş baktım. 'Olum takmamak çok güzelmiş la' diyen iç sesim pakizeye ilk defa hak verdim. Ama ona da boş boş baktım 'ay haspam'... Yorgun argın da olsa sınıfa çıkmayı başardığımızda kendimden geçmiştim. Sıraya oturduğumuz gibi uyudum. Aradan 1 saat ya geçmiş ya geçmemişti ki "oha taş"  "şuna bak be" nidalarıyla uyandığımda karşımda nasa tarafından mutlaka incelemeye alınması gereken bir meteor vardı." Bu kim la" diye sordum Hilal'e. " Yeni edebiyat öğretmenimiz kanks gerçi öğretmen demeye dilim varmıyoda" dedi Hilal. O bunu der  demez ayağa kalktım ve " hocam siz hoca mısınız?" diye anırdım. Hoca gözlerini belerterek birden bana döndü. Yaptığımın farkına vararak sıraya sindim. Hoca kahkalarla gülmeye başladı. Sonunda bana cevap vermek aklına gelmiş olacak ki " yok ya ben öyle süs olsun diye geldim" dedi. Göz devirdim 'ay haspam'. Göz devirişime bir kez daha güldü.  Bende takmamaya karar vererek kafamı sıraya gömüp uyudum. Uyandığımda okulda kimse yoktu. LAN BUNLAR BENI BIRAKIP EVE GITMIŞŞ. Olayın farkına vardıktan sonra koşa koşa okulun kapısına gittim. AMA KILITLIYDI. Hemen Poyraz'ı aradım. Açtığı anda " lan piç kurusu seni 37 YERINDEN  BIÇAKLAR GELINLIK GIYDIRIP AĞACA ASARIM, beni niye okulda bıraktınız olum burda kilitli kaldım hemen gelip beni kurtarın yoksa sevicem belanızı" diyerek telefonu yüzüne kapattım. Ben sinirle solurken arkadan bir kahkaha sesi duydum. Korkuyla arkamı dönünce en son beklediğim kişi ile karşılaştım. Yeni edebiyat öğretmenimizle. Ben içimden siktir diye saydırırken hoca bana yaklaşmaya başlamıştı bile. "Hocam saygılar, sevgiler, hürmetler" diyerek sabah ki göz devirme olayını saklamaya çalıştım. " Merhaba küçük hanım görüyorum ki kader ortağı çıktık, şöyle ki sabah öğretmenine göz deviren birine karşı oldukça kibarsınız şimdi?" dedi tek kaşını kaldırarak. Maşallah çok da yakışıklıydı kendileri... Şşt Dolunay napıyon sen kızım hoca o hoca ayıp diyerek silkelendin. " Hocam çok yüksek müsaadenizle bir maruzatımı iletebilir miyim? " dedim asla bir daha yapamayacağım bir kibarlıkla. " Tabi buyur Dolunay" dedi hoca. "Hocam niye okulda kaldınız?" dedim. Bunun üzerine hoca ensesini kaşıyarak " uyuyakalmışım ben de " dedi. Ben de " vay be ben öğretmenler hiç uyumaz zannediyordum, hele öğretmenler odasında bu tehlikeye nasıl girdiniz hayret doğrusu" dedim. "Sana öğretmenler odasında uyuduğumu kim söyledi tuvalette uyuyakalmışım" dediği anda aniden ona dönüp kucağına düştüm. Ben daha tuvalette uyuma olayının şokunu atlatamadan ikinci şoku yaşadım. Hemen üzerinden kalktım. Hoca da hemen doğruldu zaten bu olaydan sonra ikimizde sessiz kalmayı tercih ettik. Ve ben hala Poyrazlara sinirlenmekle meşguldüm. Hemen 'HEBELE HÜBELE' whatsapp grubumuzu mesaj yağmuruna tuttum.

-olum varya bittiniz siz
-sizi kendi ellerimle öldürücem
-ya siz ne salak insanlarsızın
-olum tabii sizin haberiniz yok YENI EDEBİYAT HOCASIYLA beraber okul da kalmışız

Son satırları yazmam üzerine kulağımın dibinde gür bi kahkaha duymam bir oldu. "Ediz" dedi, anlamayarak suratına baktım bunun üzerine " adım Ediz" dedi. Bende anladım dercesine kafa sallayarak wp grubuna yazmaya devam ettim.

- Ediz hocayla aynı okulda en az 1 saattir bulunmaktayım ve siz hala ortalıklarda yoksunuz.
- Ebenizi si-

yazacakken Ediz hocanın öksürük sesiyle 'ehehe' diyerek yazımı düzelttim.

- Ebenizi sevicem yani canım mümin kardeşlerim

bunu yazmamla ikimizde güldük. Sonra aklına yeni birşey gelmişçesine konuştu" ay bugün Hande'nin giydiği etek neydi öyle ya bok rengi". Ben artık neye şaşıracağıma şaşırarak ona bakmayı sürdürürken o daha da keyiflenerek " kız fena mı hazır okulda kalmışken iki dedikodunun belini kırarız" dedi. Sonra başladık dedikoduya, arasıra dedikodumu destekleyecek stalk verileriyle de gıybetimi taçlandırıyodum. Sonra aklıma bugün uyuduğum için yiyemediğim kısır geldi. Hemen çantama saldırarak kısırı çıkardım ve aldığım yedek kaşığıda Ediz hocaya verdim. Biz tam kısırı yarılamışken okulun kilitli kapısı açıldı. O sırada içeri giren 'yılın gavatları' kısaca en best arkadaş grubum şok olmuş şekilde bize bakıyorlardı. Bunu farkeden Ediz hoca toparlanarak oturduğumuz yerden kalktı hemen. Daha sonra "teşekkürler çocuklar" diyerek kapıdan çıkarken bana da göz kırpmayı unutmadı. Ben üzerimdeki şoku atlattığım gibi elimdeki kısır kabıyla Ediz hocanın peşinden koştum. "Hocamm durunn" dememle eş zamanlı olarak durunca yine ona çarptım. Hemen toplanarak kısır kabını ona uzattım ve " siz de kalsın hocam yersiniz" dedim. Gülerek aldı ve "sağol" dedi. Bende hemen arkamı dönerek koşmaya başladım. O sırada arkamdan seslendi " Dolunayy". Hemen arkamı döndüm ve "bugün hayatımdaki en eğlendiğim ama bi o kadarda saçma tek gündü" dedi. Tebessüm ederek önüme döndüm ve bizimkilerin yanına koştum. Yanlarına varınca Rüzgarın ilk dediği şey "koşup durma eteğin açılacak" oldu. Sinirle hepsini ceketlerinden yakalayarak arabaya itekledim. Ben bunun hesabını onlara sonra soracaktım. Sonunda kendimi eve bıraktirdığımda rahatlamıştım. Evde kimsenin olmayışı anamların beni "nerdesin sen" diyerek aramayışını açıklıyordu. Ben de fırsattan istifade oraya buraya sakladığım abur cuburları çıkararak power tv yi açıp boş boş izleyip dans ettim. Üstüme çullanan yorgunlukla gözlerim kapanırken bir günümde ekşınsız geçsin diye sayıklıyordum.


Evet aşklar 1245 kelimeyle şu zamana kadar yazdığım en uzun bölümü yazmış bulunmaktayım. Sevinç dansı yapıyorum wuu.
Neyse görüşürük öpüldünüz.

SEN HAYIRDIR LOHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin