30. Bölüm

536 24 11
                                    

2 Yıl sonra

Üniversitedeyim yani sonunda.
Adrian ile nişanlandık, 2 ay önce ailelerimiz bizim evde buluşmuş isteme törenini gerçekleştirmiştik(Fransada nasıl oluyor bilmiyorum bende Türkiyeye göre yaptım jdjsjd).
Moda tasarımcılığı okuyorum.
Adrian modelliğe devam edecek, bu işi sevdiğini söyledimişti ve bir şirket ile anlaştı, iyi gidiyor. Babasının şirketini kabul etmedi ama belki ileride babasının şirketine geri dönebilir.
Evden çıkıp durakta otobüsün gelmesini bekledim. 5 dakika sonra durağa gelince bindim ve parayı ödeyip boş bir yere oturdum. Bugün 2 dersim vardı ondan sonrada Adrian'a süpriz yapacaktım.
3 saatin sonunda ders bitmişti ve bende Adrian'ın yanına gitmek için yola koyulmuştum.
Otobüse binmek yerine kısa yoldan şirkete yürüdüm. Ara sokaklar bile kalabalıktı.
Hızlı yürüdüğüm için kısa sürede şirketin kapısına kavuşmuştum içeri girerken bazı çalışanlar bana selam veriyordu kapıdaki danışmanın yanına gidip konuştum.

"Merhaba"

Atağa kalktı.

"Hoş geldiniz efendim"
"Hoşbuldum Adrian oda da mı?"
"Toplantısı yeni bitti efendim olasındadır, haber vermemi ister misiniz?"
"Hayır supriz yapacağım :)"
"Peki"

Danışmanı gerimde bıraktım ve güvenliği geçip asansöre bindim. Dakikalar sonra 15. Kata gelince kapı açıldı önündekiler inerken bende yavaşça arkalarından dışarı adımladım. Adrian'ın odasına gelince kapıyı çalacakken bir kadın öteki taraftan kapıyı açtı. Biraz geri çekildim ve kadını süzdüm, gözlerim sadece eteğinde takılı kalmıştı çünkü etek 5 karış bir şeydi ve bu kumaş parçasıyla benim sevgilimin odasına girmişti. Tabi ki de tepem atmıştı.

"Bu etek ne acaba?"
"Normal etek efendim, neden?"
"Hiç yokta o yüzden soruyorum, keşke hiç giymeseydiniz!"
"Üzgünüm ama özel hayatıma ve giydiklerime karışamazsınız."
"Nişanlımın iş yerinde çalışıyorsan ve onun odasına girip çıkıyorsan kesinlikle ilgilendirir! Bir daha o etek boyunu öyle görmeyeceğim!"

Kadın bana son bakışını atıp yanından çekip gitti. Hiç mi edep yoktu ya. Ayıp diye bir şey vardır Dünya da. Açık saçık da gezilmez ki erkek milleti sonuçta her şey olabilir. Ama bu sinirlerimi yatıştıracak değildi. Sinirle odaya girip kapıyı hızla çarptım gözlerimi kapadım ve biraz sakinleşmeye çalıştım yoksa birinin üstüne her an uçabilirdim. Hafif kıkırdama sesleri ile gözlerimi açtığımda Adrian gülmemek için kendini zor tutuyordu..

"Gülebilirsin."

Yüksek sesli kahkaha attı, 2 dk boyunca, nasıl bir insan 2 dk boyunca aralıksız kahkaha atabilir? Ben bile bu kadar gülemiyorum.
Koltuğa geçtim ve elimi başıma koyup kahkahası bitene kadar bekledim. En sonunda kahkaha sesi bittiğinde ona döndüm yüzü kızarmıştı pisliğin.

"Bitti mi?!"
"E-evet"

Göz devirdim.

"Sen neden gelmiştin bana haber bile vermedin?"
"Niye gelemez miyim?"
"Hayır canım gelirsin tabi ki de"
"Seni özledim"
"Daha dün görüştük"
"Biliyorum yine de özledim. "

Yanına gidip sıkıca sarıldım ona. Sarılmayı çok seviyordum beni çok iyi hissettiriyordu. O da oturduğu yerden kalkıp sarılışıma karşılık verdi. Sıkı sarılmamız bittiğinde yanağına güzel bir öpücük bıraktım. Oda dudaklarıma yaklaşıp narin bir öpücük bıraktı. Başımı omzuna yaslayıp bir süre daha sarılı kaldıktan sonra başımı kaldırmadan önce 'Seni seviyorum' diye fısıldadım. Dediğim şeyle gülümserken 'Seni seviyorum' diye fısıldadı o da. Gülümseyip boynuna öptüm.

"Yaramazlık istiyorsun galiba?"
"Hayır istemiyorum ve her yaptığım şeyi o tarafa çekmeyi bırakmalısın"

Cevap vermeyince sarılmayı bıraktım. Koltuğa oturduğumda o da yerine oturdu.

"İşin ne zaman biter?"
"Yarım saat sonra"
"Tamam bekleyeceğim sonra bir yerlere gidelim"

Başını salladı ve işine geri döndü. Bir süre sonra onu izlerken buldum kendimi. Ayakkabılarımı çıkardım ve fazla küçük olmayan koltukta ona taraf dönüp ayaklarımı önümde birleştirdim ve kollarımı bacaklarıma sarıp çenemi diz kapağıma koydum. Sakince onu izlerken odada sadece onun yaptığı sesler vardı. Çantamda ki telefonu çıkartıp bir fotoğafını çektim. Farkında mıydı bilmiyordum ama umurumda da değildi açıkçası. Onu izleme anını asla kaçırmazdım. Koltğa yaslanıp onu izlemeye devam ettiğimde yavaş yavaş bilincimin kapandığımı hissediyordum. Yorgundum ve uyuya kalacaktım galiba. Uyanık kalmayı engelleyemedim ve gözlerimi kapadım.

Adrian

Son kağıdı da hallettikten sonra kafamı kaldırıp marinette'ye baktım. Beni izlerken uyuya kalmıştı. Beni izlediğinin tabi ki de farkındaydım. İzlemesi de güzel hissettirmişti. Kağıtları bir köşeye koyduktan sonra masadan kalkıp marinattenin yanına ilerledim. Çok güzeldi. Onun gibi biri benim hayatıma girdiği için tanrıya hergün şükür ediyordum. Bana onu verdiği için teşekkürlerimi sunuyordum. İki koltuk arasında duran küçuk ama sağlam olan masayı kendime doğru çektim ve oturdum. Kafası yana yatmıştı ve dudaklarının arası hafiften açıktı, saçları kapalı olan gözlerini kapamıştı. Elimle saçlarını gözlerinin önünden çekip yüzünün tamamen görünmesini sağladım. Çok narin duruyordu. Elimi yanağına koymak istesem de uyanmasından korktuğumdan yapamadım ve uyumasına izin verdim.



-DÜZENLENDİ-

Ugur Bocegi İle Kara KediHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin