''Calanthe dursana biraz!''
Bıkkınlıkla arkamı döndüm.
''Çabuk ol Angelin, bir an önce eve varmak istiyorum.''
Okul çıkışında kimseye görünmeden eve gitmeye çalışıyordum ama Angelin bir şekilde her yerden fırlamayı başarıyordu.
''Öğleden sonra neredeydin? Hiç bir derse girmedin.''
''Kütüphanede.'' diye kestirdim.
''Neden n'oldu sen iyi misin?''
''Kütüphanedeydim revirde değil.''
''Hiçbir lise öğrencisi kendi rızasıyla koca öğleden sonrasını kütüphanede geçirmez.''
Bu kız kaşlarını kaldırarak konuştuğu zaman 'bir şeyleri anladım' demek oluyordu.
''Bak yarın anlatacağım tamam mı, lütfen şimdi gitmeme izin ver.''
''Peki.'' dedi arkamdan sessizce. Ama yarın ona hiçbir şey anlatmak istemiyordum. Öbür gün de, ve öbür gün de.. Şu an yapmak istediğim tek şey yatağımda uyumak.
O gece rüyamda defalarca Shawn'ın koridorda yaptıklarını görmüştüm. Tekrar tekrar.. Sanırım 50 kez. Ve hala beynimde film şeridi gibi oynuyordu ki okula ne zaman vardığımı fark etmedim.
Bahçeyi hızlı adımlarla bitirip kendimi okulun içine atmak istiyordum ama gözüm kenarda arabaya yaslanmış Shawn'a kaydı. Taylor ve Cameron'ı saymazsak muhteşem sayılabilecek bu manzara karşısında adımlarım istemsizce yavaşladı. Shawn'ın yanlarındaki kızları pek umursuyormuş gibi bir hali yoktu, her zamanki gibi.
Bir an başını yerden kaldırıp gözleri gözlerime değdiğinde, sırtımdaki en ufak tüyün bile dimdik olduğunu hissettim. Yüzünde hiçbir duygudan eser yoktu ve bundan ciddi anlamda huylanıyordum. Yürümeyi bırakıp orda öylece durduğumu fark ettiğimde ilk kez Angelin'in aniden ortaya çıkıvermesine şükrettim.
''Sana her şeyi anlatmak istiyorum Angelin.''
*****
''Seni uyarmıştım Calanthe, bu çocuklara bulaşmamanı söylemiştim! Dua et de bu yaptığı son olsun.''
Bay Dunken sesini duymasın diye fısıldıyordu ama fısıltısını boğazını yırtacak kadar zorluyordu ve ona anlattığımdan beri susmuyordu. Bir an gerçekten ona anlatmak kötü bir fikir miydi diye düşünsem de, azarlarını saymazsak hep doğru tesbitler yapıyor ve gerçekleri söylüyordu.
''Yani... benim aklım almıyor! Ben sadece senin ...''
''Bu kadar yeter hanımlar.''
Bütün kafalar Bay Dunken'a dönmüştü.
''Dersin başından beri duymamaya çalışıyorum fakat ortada bir gerçek var ki Angelin fısıldamayı pek beceremiyor.''
Bu sözü beni gülümsetmişti, Angelin'in de bana gözünün ucuyla ters ters bakmasını sağlamıştı.
''Ortada bir sorun varsa bunu dışarıda halledin, dersimde değil.''
Ben ne dediğini başta anlamasam da Angelin'in kolumdan tutup çekmesiyle bizi kibarca dersinden attığını fark ettim. Sınıftan çıkmamıza rağmen beni bahçedeki banka fırlatana kadar kolumu bırakmamıştı. Derin bir nefes çekip gözlerimi Angelin'e diktim.
''Calanthe, bu çocukları gördüğünde yolunu değiştir, gözlerinin içine bakma, yani korktuğunu pek belli etme ama ..''
''Yani senin gibi mi yapayım?''
