yedi

564 38 7
                                        

25/10/2018

Sevgili Günlük;

Nasıl başlayacağımı bilmiyorum. Kelimeler aklımdan geçiyor fakat beynim 'Yaz!' komutunu gönderemiyor ellerime. Evet ona her şeyi anlattım. Anlayışla karşıladı beni. O kadar mutlu oldum ki. O gün hatrına bir çizik atmadım bedenime. Geçen gün gerçekleri öğrendiği günde bankta onları izledim. Tartışıyorlardı. Kız birden "Seni hiçbir zaman sevmedim. Kendimi bana teslim eden sendin. Suçluda sensin, ben değil." diyerek gitmişti yanından. Gözleri titriyordu. Yavaş yavaş doldu gözleri. Gökyüzüne çevirdi bakışlarını. Ağlamamak için. Masumdu işte. Elleri iki yana düştü çaresizce. Gidip gözlerinin altındaki torbalardan öpmek istedim. Kirpiklerini okşayıp 'her şey düzelecek' demek istedim. Ama yapamadım. Elim kolum bağlı, onun yaşadıklarının da yüküyle beraber eve gittim. Gün boyu ağladım onun güzel kalbi için. Kırıklarını onaramadığım içinse kendimden bir kez daha nefret ettim. Ona böyle davrananları sevdi, hayvanları sevdi, sigarayı sevdi ama bi' beni sevemedi... Neden? Yenildim artık, uzatmaları oynuyorum. Onun için belki bir umut beni sever diye. Ama sevmezse de her şeyim hazır. Tavandaki ipim, sandalyem, özür notum ve ölmeden önce yapılacaklar listem... Listemde tek bir şey eksik. Onun da tamamlanması belkide imkansız. Olsun. Ben yine de beklerim. Ben kaybettim. Önce kendimi sonra da beni sevenleri. Hem de tek tek. Onu da kaybetmeye niyetim yok. Dilerim Tanrıdan bizi bir araya getirmesini...

-Gökay Keskin

suicidal thoughtsHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin