Tehdit

133 12 1
                                    

Kapı açıldığında yüzümü o tarafa çevirdim.

Park Jimin gelmişti.

Hemen oturduğum yerden kalkıp çantamı ve telefonumu elime aldım.

Jimin
- Choi Min hee?

Min hee
- Evet?

Jimin
- Siz niçin gelmişiniz?

Min hee
- Iıı ben sizle iş hakkında önemli bir şey konuşmaya geldimde.

Kapıyı kapatıp minik adımlarla karşımda dikelip elini cebine atmıştı. Çok rahattı benim karşımda ve... Ve bu benim hiç hoşuma gitmiyordu.

Kafasını yana eğerek

Jimin
- seni dinliyorum Choi Min hee.

Soy adımı bastırarak söylemişti.

Onu incelemeyi bırakıp konuyu düşünmeye başlayınca eski tedirginliğim geri gelmişti.

Şu an karşımda koskoca PARK JİMİN duruyordu.

Way be.!

Bir gün bu pozisyonada geliceğimi hiç düşünmezdim. Şuan resmen bokluk çukuruna merdiven sokmuş yavaş yavaş iniyordum.

Min hee
- be-ben sizin suçlu olduğunuzu düşünüyorum.

Kafasını sol tarafa yatırınca devam ettim.

Min hee
-çü-çünkü bir kanıt veya başka birşey yok. Tanık desek.... Puffff. Olay tenha bir yerde. Yani imkansız bu.

Üf ne saçmaladım ben ya. Uzun zamandır yalan söylemeye söylemeye unutmuşum püf noktalarını.

Park Jimin in kaşları çatılmıştı. O kadar mı kötü yalan söylemiştim yani. Ellerini cebinden çıkarıp önünde bağladı ve. Gözlerimin içine baktı. Şuanda bacaklarımın titrediğinin farkındayım.

Ağızını yavaş bir şekilde araladı.

Jimin
- bu işi yapıcaksın Minhee ve kazanan taraf biz olucağız.

Bu cümleyi sinirli, sert ve emir verir gibi kurmuştu. Bana kimse emir veremez bir kere tamam mı? Bunu ne kadar ona karşı söylemek istesemde söyleyememiştim. Çünkü... Çünkü...boşverin.

Min hee
-  bakın ben iyi bir avukatım ama bu şekilde de mahkemeye giremem. Çünkü hakim elbet kamera kayıtlarına bakıcak ve... Ve sizin suçlu olduğunuzu anlıyacak.

Yavaş yavaş etrafımda dönmeye başlamıştı. Ben korkudan hareket bile edemiyorum.

Jimin
- yapmak zorundasın Min hee. Bu işi yapmak zorundasın. ANLADIN MI BENİ!

son cümlesiyle yerimden sıçramıştım. Bu... Bu beni zorunlu tutuyordu ama.

Beni kolumdan sert bir şekilde çekip odadan çıkarmıştı. Ben gelmemek için direniyordum. Çünkü beni evden dışarıya çıkartmıyordu. Beni BODRUM KATA İNDİRİYORDU!

Min hee
- Ya bırakır mısınız kolumu? Park Jimin size diyorum. Bırakın kolumu. Ya nereye götürüyorsunuz.?!

En son bodrum kata gelince oradaki demir kapıyı açtı ve beni içine fırlattı. Resmen beni YERE FIRLATTI! Bu-buna ne cüret edebilir?!

Oda çok karanlık olduğu için hiç bir şey göremedim. Ama tabiki de bağırdım.

Min hee
- Ya burası neresi. Bırak beni. Çabuk bırak diyorum. Çıkart beni buradan kimse yokmu?

Jimim kapıyı sert bir şekilde kapatıp üstüme kitlemişti.

Kendime hep kötü olaylar olduğunda sorarım '   ben nerde hata yaptım?' diye. Ama bu defa sormayacağım. Çünkü ben o görüşmeye gittiğimde zaten hayatımın hatasını yapmıştım.

Killer ¦PJMHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin