Bölüm 5

463 39 10
                                    

                                    ◆ ◆ ◆

“O gece hava çok kötüydü.İçeride şömine yanıyor olsa da yağmurun keskin soğuğunun önüne geçemiyor,yenik düşüyordu.Gökten büyük bir hızla düşen iri yağmur taneleri acımasız ve öfkeli rüzgarın nefesi ile uğultularla karışarak yeni silinmiş pencereye çarpıyor ve lekeliyorlardı.Küçük çocuk tombul,kısa parmaklı, çıplak ayaklarını yumuşak battaniyenin altından çekip cesurca pencereye yaklaştığında bir gölgenin perdelerden geçtiğine yemin edebilirdi.Yavaş ve tedirgin bir tavırla arkasını döndü. Şöminenin titreyen  zayıf ışığı ve odunların çıtırtıları dışında  odada  hareketlilik yoktu. Tüm duvarı kaplayan dev pencerenin ince,bej renk perdelerini minik elleriyle tutup balkon kapısını görünceye kadar çekti. Gecenin karanlığında pek belli olmasa da gündüzleri güzelliğini sergileyen ve parıldayan metal kapı kolunu kavradı.Her ne kadar tombul ve kalın kolları olsa da küçük çocuk balkonun kapısını açamadı. Kapı kolunu bırakıp bir adım geriye atarak bir süre düşündü.Sonra parmakları üzerinde  yükselip kollarıyla kapı koluna sarıldı ve ayaklarını yerden çektiğinde kapı büyük bir gürültüyle savrularak açıldı. Çocuk dengesini kaybedip yere düşerken kapı duvara çarpıp büyük bir gürültü çıkardı.

     Hırçın rüzgar odanın her bir köşesini keşfetmek üzere meraklı ama asil bir edayla içeri daldığında küçük çocuk yavaşça ayağa kalkıyordu.Poposu ve beli ağrımış olsa da ağlamadı.Sonuçta artık  küçük bir çocuk değildi.Daha dün altıncı doğum günü kutlanmıştı.Artık koca adam olmuştu o. 

     Rüzgarın soğuk nefesinin şöminenin üzerinde bir kez gezinmesi bile cılız ışığı söndürmeye yetmişti.Soğuk rüzgarın beraberinde  sürüklediği yağmur damlaları emir kulu olmanın verdiği mahcubiyet  ile kaliteli cilalarla cilalanmış ahşap parkeleri sırılsıklam ederken çocuk yumruk büyüklüğündeki köpek başlı pofuduk terliklerini giyip ıslak zeminli kaygan balkona adım attı.Bu terlikler ayaklarındayken hiçbir şeyden korkmazdı.Gecenin o tekinsiz,her gölgenin altında bir tehlike saklayan atmosferinden bile.

    Çocuk, balkonun  uzun demirlerine yaklaştı  ve gökyüzüne baktı.Gecenin  siyahi  gökyüzüyle karışan gri bulutlar şiddetli rüzgara dayanıyor, dağılmıyor  ve cesurca bir şeyleri saklıyorlardı.Mükemmel bir ressamın elinden çıkmış gibi görünen gökyüzü grinin ve siyahın binlerce tonuyla adeta en güzel dakikalarını yaşıyordu.

Bulutların üzerinde gezinen gölgeyi görünce bir adım geriye attı küçük oğlan.Ne olduğunu bilmediği bu gölge içgüdülerini alarma geçirmişti. Korku,bedenine ve zihnine bir akrebin zehri gibi hızlıca yayılırken cesaretinin asıl kaynağı olan terliklerinin varlığını unutturmuştu küçük oğlana.Korku bunu hep yapardı zaten.Gardımızı yıkmadan önce cesaretimizi yok ederdi.Çünkü korkuda kendinden güçlü olan tek şeyden çekinirdi.Cesaretten korkardı.

      Minik oğlanın tombul yanaklı soğuktan pembeleşmiş yüzü,uzun saçlı gölge daha da yaklaştıkça sapsarı kesildi.Boğazı düğümlenmişti.Bedeni ve zihni arasındaki gümüş kordon korkunun küflü ama kesin makası ile kesilmiş gibiydi.Eve kaçıp annesine sarılmak istiyordu ama hareket edemiyodu. Uzun, ince bacaklarını birleştirmiş ve kollarını kocaman açmış gölge ona doğru yaklaşırken çocuk havanın biraz daha ısındığını hissetti.Gölgenin yüzünü göremiyordu ama ruhunun bir parçası gülümsediğini hissediyordu.Hatta emindi.Korku yavaş yavaş rüzgara karışırken oğlan minik ellerini gölgeye doğru uzattı.”

   Ben, elimdeki bardaktan su içerken on dört yaşındaki Asuman hikayeyi okumaya devam etti.Küçüklerin nefeslerini tutmuş Gölgelerdeki Apophis’in Hikayesi adlı hikayeyi can kulağıyla dinlediklerini biliyordum.Tahmini olarak bir haftadır yetimlerin yatakhanelerine gelip onlarla beraber hikaye dinliyordum.Bazense balmumu balerin sayesinde öğrendiğim  Fındıkkıran Balesi'ni onlara anlatıyordum.Bu çocuklarla zaman geçirmeyi seviyordum.Yapayalnız bir halde delirmemi engelliyorlardı. Suyu son yudumuna kadar içtikten sonra bağdaş yaptığım bacaklarımı ince halının üzerinde serbest bıraktım.

Alt GeçitHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin