Bölüm 10

328 33 13
                                        

Rain derin bir nefes aldı. Planı yatmıştı. Güç kazanmak için bir kaç şehri temizlemeyi düşünmüştü. Ama lordunun emirlerine uymak zorundaydı. Orman yolundan yayan bir şekilde ilerliyordu. İlerlerken de düşünüyordu. Tanrısal bir varlığı ortadan kaldırabilir miydi ? Güçlü olduğunu biliyordu ama bu dünyadaki tanrılara gücü yeter miydi ? Rain'in gözünde bu kumardı. Riske girerse ruhunu kaybedebilirdi. Lorduna bağlı olarak yaşama fikri hoşuna gitmiyordu. Necroah'ın ona değer verdiğinin farkındaydı. Lordunun her fırsatta onun için endişe duymasını istemiyordu. Derin bir nefes daha aldı. Üstündeki yırtık cüppeyi düzeltti. Altındaki beyaz gömleğinde olan kan lekesini yok saydı. Ufak bir ok yemişti. Ama sorun değildi. Bir grup densiz haydut ona derin düşüncelerinde kaybolmuşken saldırmıştı. Eh.. saldırdıklarına pişman olduklarından emindi. Tüm öfkesini onlardan çıkarmıştı. Rain düşündükçe daha da kötü hissetiğini fark etti. Orman yolundan çıktıktan sonra bir sınır şehrine geldiğini fark etti. Şehir büyük gümüş rengi surlarla kaplıydı. Kendi kendine "Yeni Doğanlar.. Ben geldim." Diye fısıldadı. Yavaş adımlarla şehre ilerlerken zihninde kimseyi öldürmemesi konusunda kendini tekrar ediyordu. Anlık bir öfkeyle lordunun emirlerini çiğnemekten korkuyordu. Böyle düşüne düşüne kalabalık şehir kapısına geldi. Altın zırhlı muhafızlar ona küçümser bir tonda bakıyordu. Bunu hissetmişti Rain. Ne cüretle bu zayıf şeyler onu küçümseyebilirdi ? İçinde artan öfkeyi dindirdi. Lordunun emirlerine uymalıydı. Hemen önündeki tüccar kafilesi şehir kapısından içeri girdiğinde Rain de girmek için hareket etti. Ama onu durduran altın zırhlı muhafızlarla olduğu yerde kaldı. Muhafızlardan biri konuştu. "Ne amaçla geliyorsun ?" Rain duygusuz tonda karşılık verdi. "Başkente gidiyorum. Bu yüzden bu sınır şehrinden geçmem gerekiyor." Diğer altın zırhlı muhafız "Ne amaçla gidiyorsun ?" Diye tekrar ettiğinde. Rain gerçekten de öfkesinin kontrolünü bırakmak üzereydi. "Ustam başkentte." Diyerek gözlerini yeşil gözlerini altın zırhlı kaltaklara dikti. Diğer muhafız Rain'in dediğine yanıt verecekken arkadan gelen komutanları yüksek sesle konuştu. "Usta ha ? Bu ustanın bir adı var mı ?" Rain dişlerini sıktı. "Neden sizi ilgilendiriyor ? " Dişlerini sıktığı için ses tonu hırıltılı bir tonda çıkmıştı. Komutan miğferini çıkardı. Sıcak onu bunaltmıştı. Ardından kadının siyah saçları miğferinin çıkışıyla özgürlüğüne kavuşmuştu. Mavi gözlerini önündeki dilenci kılıklı herife dikti. "Her isteyeni ülkemize almayız. Hele hele senin gibi dilencileri." Dediğinde Rain'in yumrukları o kadar sıkılmıştı ki bembeyaz olmuştu. Bu cüretkar insan kim oluyordu da ona dilenci diyebilmişti ? Dişlerinin arasından konuştu. "Ya beni bu şehire alırsınız yada sizin ruhlarınızı söker sonsuz bir ızdıraba mahkum ederim." Diye hırladığında komutan kılıcını çekti. Onun ardından diğer muhafızlarda. Komutan öfkeyle haykırdı. "Kim olduğunu sanıyorsun da bizi tehdit etmeye cüret ediyorsun !" Rain Deathlock kapişonunu indirdi. Yüzünde korkutucu bir gülümseme olmuştu. "Ben ölümüm." Diye haykırdı.
...
İçimde nedense hiç iyi bir his yoktu. Cidden.. Rain gerçekten de kan dökmeden gelebilecek miydi ? Khorne'un sesi zihnimde yankılandı. "Gerçekten de bunu soruyor musun ?" Bu aralar Khorne tekrar konuşmaya başlamıştı. Ki bu benim için iyi olmuştu. Rain'i tanıyorsam en ufak bir engel çıkarsa önünde o engeli toza dönüştürürdü. Rain"in nerede olduğunu bilsem yanına ışınlanırdım. Ama bilmiyordum. Artı olarak Alina'nın tepkisini de düşünecek olursa cidden problem çıkacak gibiydi. Khorne tekrar konuştu. " Senin bu çocuğun cidden serseri bir mayın gibi.. onu bulabilmek adına bizlerden birini sal. Yoksa düşündüğünden çok zararda olabilirsin. " Haklıydı. Rain.. Gerçekten de acımasızdı. Kimi salmalıydım ? "Tzeentch. O onu bulur ve buraya getirir." Khorne'un dediğiyle başımı salladım. Yine haklıydı. Salak olanın o olması gerekmiyor muydu ? Zihnimde gürleyen kahkahayla irkildim. "Yolumun savaş olması beni aptal yapmaz. Hayde daha fazla vakit geçirmeden Tzeentch'i gönder." Kırk yıl düşünsem Khorne'un beni göt edeceğini düşünmezdim. Yine kahkalar zihnimde yankılanmaya başladığında fısıldadım. "Tzeentch gerçekliğe dön.." Ardından olan mor ışık patlamasıyla gelen varlığa gözlerimi diktim. Mor kanatları ve kuzgun başına sahip çıplak bir varlık önümde belirdi. Kibarca bana selam verdi. "Emirleriniz kansız bir yolla çocuğunuzu yanınıza getirmek değil mi lordum ?" İnce ama asaletli bir sesle bunları söylemişti. Kuş başına sahip olmasına rağmen neden bu kadar insansı bir tonda konuşmasını anlayamasam da hoş bulmuştum. "Önce bir kıyafet giy. Ondan sonra Rain'i getir. " Khorne yine kahkaha bastı. Tzeentch'in de gülmemek için gagasını kapattığını fark ettim. Ya dediğinin nesi bu kadar komikti ?

Yayımlanan bölümlerin sonuna geldiniz.

⏰ Son güncelleme: Apr 29, 2019 ⏰

Yeni bölümlerden haberdar olmak için bu hikayeyi Kütüphanenize ekleyin!

Kara Şampiyon Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin