Bölüm 4

545 58 7
                                        

Rain
Soru işaretleriyle yaşamak son derece zordu . Güç... diye düşündü ölüm büyücüsü . Ne kadarsa korkunç birşeydi ... Rain gülümsedi . Blackruin harabelerinde dolanıyordu. Eski antik bir şehrin kalıtları vardı burada. Kalem burada olabilir diye düşündü . Aslında kaleye ihtiyacı yoktu. Her yerde yaşayabilirdi. Sonuçta bir ölüydü. Ruhu ölmüştü . Kendi kendine "Şaka gibi .." diye mırıldandı . Üzerinde eskiden giydiği mor rünlerle döşenmiş ağır bir zırh vardı . Kafasındaysa bir kurt kafatası . Korkunç görünüyordu . Ama kısa boyu korkunçluğunu az da olsa kısıyordu . Gözlerini devirdi . Bunu düşünmek istemiyordu. Necroah her zamanki gibi ortadan kaybolmuştu . Nereye gittiğini düşündü . Kesin yine güçlü bir varlığı ortadan kaldıracak diye mırıldandı . Harabelerde gezmeye devam etti . Herşey paramparçaydı . Nasıl bir kuvvet Bunu yaptı acaba ? Diye düşündü . Tam bir adım daha atacakken duyduğu yüksek sesli kahkahalar arkasını dönmesine sebep oldu . Ufak bir grup insan vardı . 3 erkek iki kız . Üstlerinde metal plakla ağır zırhlar vardı . Lider görünümlü olanın büyük bir çift elli kılıcı vardı . Sırtına asmıştı . Miğferi yüzünü kapıyordu. Ama iki metrelik bir boyu vardı . Onu korkunç kılan bir aura yayıyordu . Diğerleri de yüzlerini kapatan miğferler giymişlerdi . Diğer iki erkeğin lidere kıyasla daha küçük çift elli kılıçları vardı . Kızlar genel olarak okluydu. Lider gözlerini Rain'e dikti . "Kimsin sen bücür ?" Dedi. Ses tonundaki alay Ve şüphe Rain'in merak dolu. Bakışlarla ona bakmasına sebep oldu . "Gezginim ." Dedi . Öldürmeye gerek yoktu . Sadece bir grup askerdi . Lider Rain'in sesini duyduğunda garip zırhlar giyen kendini korkutucu sanan bir çocuk olduğunu düşündü . "Buralar sana göre değil. Evine gitmelisin." Dedi . Ve beklenmedik kadar yumuşak bir sesle söylemişti . Rain mırıldandı "Ev ?" Sonra yüksek sesli konuştu . "Üzgünüm ev kelimesine yabancıyım . Yaşadığım yeri kast ediyorsan her yerde yaşayabilirim." Dedi. Ses tonu soru işaretiyle doluydu . Ev denen kavramın anlamını anlamaya çalışıyordu . Eski anıları olmadığı için kavramın anlamını sadece yaşanan yer olarak anlamıştı . Bu dedikleri Lider ve grubunu nasıl etkilediğini fark etmedi . Lider üzülmüştü. Ufak bir çocuğun vahşi bir diyarda yapayalnız gördüğü için. Diğer üyeler de üzülmüştü.  Lider boğazını temizledi . "Ev ailenin yanıdır . Anne baban yada aile olarak gördüğün insanların olduğu bir yerdir."dedi. Rain Necroah'ı düşündü . "O zaman bir evim var. Ama Necroah'ın nereye gittiği tam bir soru işareti ." Dedi. İç çekti. Necroah'a denk bir varlık olmak istiyordu . Eşiti olmak istiyordu . Ama bu güçle imkansızdı onun için . Liderin yanındaki erkeklerden biri "Necroah baban mı ?" Baba kelimesini Rain Zihni'nde taradı. Anlamını buldu . "Hayır ... Babam öldü galiba ... muhtemelen ölmüştür . Necroah benim üstadımdır ." Dedi. Ses tonu duygusuzdu . Ruhu da zaten duygudan arınmıştı . Lider "üzgünüm... adın nedir ?" Dedi. Rain ismini söyleyip söylememe arasında kaldı . Sonra Ne zararı olur diye düşünerek "Rain Deathlock. Siz ?" Lider adına Ve soy adına şaşırdı . Ama yorum yapmadı . "Garen Heist. Adım . Ve ..." dediğinde ilk soru soran asker "Ben James Heist ." Dedi. Heist ? Diye düşündü Rain . Üçüncü asker "William Blake .." diyerek kestirip attı . Ses tonu umursamazdı . Okçu kızlar da adlarını söylediler "Ben Lila Wein " " Ben Cecile Wein." "İkiziz diyerek beraber tamamladılar kelimelerini . Ses tonları benzerdi . Rain "Şimdilik bilgi alsam yeter. Öldürmeye gerek Yok." Diye düşündü .
Necroah
Rain'de bir farklılık var . Bu farklılık canımı sıkıyordu . Onu ilk yanıma aldığımda tüm ailesi gözünün önünde kılıçtan geçirilmişti . O geldiğim dünya iyi insanların bulunmadığı bir dünyaydı . Eski kütüphaneleri yağmaladığımda bunların nedenini anlamıştım . Orası Karanlık Diyar diye geçiyordu . Oradaki insanların doğasında zalimlik ve kanasusamışlık vardı . Şeytan soyu diyede geçiyorlardı . Kendimi "iyi" sıfatına koymuyordum . Ama ben bile orada melek kalıyordum . Rain'in doğasıda öyleydi . Bundan korkuyordum . Onu yanıma aldığımda onu eğitebileceğimi düşünmüştüm . Ama o sadece korkmuştu . Bunu düşünmek Çan'ımı sıkıyordu . Rain eskiden benim girdiğim hissizliği nöbetlerine kendini fazla kaptırmış Ve tüm duygularını kaybetmişti . Onun hissetmesini istiyordum ama bu noktada benim yapabileceğim birşey yoktu . İç çektim . Ve Greywund şehrine adımı attım . Buradaki insan krallıklarından birinin başkentiydi . Açıkçası krallığın adı umrumda değildi . Bir han arayışına girerken şehrin yapısını inceledim . Tüm binalar Gotik tarzda yapılmıştı . Hatta Gargayole heykelleri vardı . Ki Gotik tarzı hiç sevmezdim . Esin'i yalnız bırakmanın hata olup olmadığını düşünmeye başladım . Rain duygusuzdu ama aptal değildi . Ne zaman öldürüp öldürmeyeceğini biliyordu . En azından öyle umuyordum. Derin bir nefes aldım . Belki de Rain'in yanına gitmeliydim . Tam arkama dönecekken "hey sen !? " diye bir ses duydum . Ses bir kadına aitti . Sesin sahibine döndüm . Altın zırhlar içersinde bir kadındı . Yüzü açıktı . Altın rengi saçlar Ve altın rengi gözleri vardı . Bembeyaz tenine altın rengi yakışıyordu . Kadının yüzünde aşırı sert bir ifade vardı . "Bana mı dedin ?" Dedim . Kadının altı rengi gözleri öfkeyle kısıldı . "Eris'den çaldığın keseyi geri ver ." Dedi. Ha ? Hırsızlık mı ? Eris dediği kişinin daha 14'ünde bir kız olduğunu fark ettim bana korku dolu bakışlar atıyordu . Gri gözleri ve kahve rengi saçları vardı . Altın zırhlı kadının arkasına saklanmıştı . Gözlerimi altın gözlere diktim . "Bak güzelim hırsıza benzer bir halim mi var ?" Dedim . Alayla söylemiştim . Ama bu alay öfkemi sakalayabilecek tek yolumdu. Güzel bir kadını kazara öldürmek istemiyordum . Kadın da alayla konuştu . "Siz erkekler geldiğiniz her yerde yıkım bırakıyorsunuz . Burada hırsızlık yapabilecek tek kişi sensin . Haline baksana hırsız gibi simsiyah giyinmişsin . Yüzünü bile bir cüppeye gizlemişsin . Ve şakın bana o iğrenç ağzınla o kelimeyi söyleme Yoksa dilini koparırım ." Saf ve alaycı bir kahkaha ağzımdan çıktı . Bu kahkaha kaosun gücüyle doluydu . Kadın ürkmesini ustaca gizlemişti ama hissetmiştim . "Bana hırsız dedin Yani ? Cidden cesursun ... o lafı sana yedirticeğimin farkında olduğunu düşünüyorum küçük kız ." Ses tonum kısıktı ama güçle dolup taşıyordu . Korkuyordu . Bu bana zevk veriyordu . Kadın altın çift elli kılıcını çıkardı . "Sen kaşındın iğrenç pislik !" Diyerek haykırdı . Kılıcını hızla bana savurdu. Saldırısından hiç zorlanmadan kaçtım . Bana defalarca kez kılıcını savurdu . Ama hiçbiri isabet etmedi . Ben Kaostum Ben Yılan Tanrıydım . İlk canavar Ve ilk kara Tanrıydım . Bira oynamanın zararı olmazdı ...
Sa Beyler ... Uzun zaman oldu . Size Rain ve Necroah'ın yani Acheron'un ilişkisini anlatmaya çalıştım. Başta Rain'in Necroah'ı öldürmeye çabalamasını yazmaya planlamıştım . Ama vaz geçtim . Gördüğünüz gibi Rain sadece ustasına denk olmaya çabalıyor . Eşitş olmak istiyor Yani . Bundan sonra ikisinin de başından geçenleri böyle anlatacağım . Umarım seversiniz :)

Kara Şampiyon Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin