Rain
Düşünceleri Rain'i boğuyordu. Verdikleri odaya küçümseyici bir bakış attı. "Daha büyük bir beden bulmalıyım." Diye düşündü. Bedeninin ufaklığı sinirlerini bozuyordu. Etten bir beden yaratacak bir gücü yoktu. Sadece bedenleri ele geçirebilirdi . Ölüm büyücü olmanın bir avantajı olarak.. ama bu şehirdeki insanlar onu böyle bilirken birşey yapamazdı. Rain sessiz bir küfür etti. Derin bir nefes aldı. Sakinleşmeliydi. Öfke her zaman onun bir parçası olmuştu. Her zaman.. ölüm büyücüsü düşüncelerinden çıktı. Verdikleri odadan çıktı. Biraz olsun hava almaya ihtiyacı vardı. Ustasını bulmalıydı. Bir Tanrı nasıl olurda siktir olup gitme konusunda bu kadar usta olabilirdi ? Kendi düşüncesine kahkaha attı. En azından ustası her zaman dönüyordu. Sessiz adımlarla verilen odasından çıktı. Sonsuz gibi görünen koridorlardan geçerken akılında tek bir düşünce vardı. "Neden güçlenemiyorum ? " Çok fazla ruh tüketmişti. Hemde aşırı.. Hatta bir iki densiz tanrıyı bile yediği olmuştu.. Ama gücü aynıydı. Hep belli bir çizgide gidiyor gibi görünüyordu.. ve bu bedenini ateş gibi saran bir his hissetmesine sebep oluyordu. Elleri öfkeyle titredi. Basit ruhların onu güçlendirmediğine dair bir tezi vardı.. yüzüğüne bakış attı. Yüzüğündeki yolluk olarak gördüğü ruhları yemek onu güçlendirir miydi ? Hiç sanmıyordu. Daha büyük birşe ye ihtiyacı vardı. Daha büyük bir ruha.. Gerçi tanrıların bile ruhları ona yetmezdi.. ya lordunun ruhu ? Rain Deathlock korkuyla titredi. O efendisine ihanet edemezdi. Ama efendisi kadar güçlü bir varlığı bulabilirse belki onun ruhuyla lorduna denk bir varlık olabilirdi. Rain gülümsedi. Önce kütüphaneyi ziyaret etse onun için çok daha iyi olacakmış gibi hissetti. Sabaha bir grup aptalın önünde çocuk gibi davranması gerekecekti.. Rain kendi kendine mırıldandı. "Yetişkin bir beden bulmalıyım.. Yoksa kimse beni ciddiye almaz."
...
Gözlerimi İsabella'ya benzeyen kadına diktim. Hala kanayan göğsüme yutkunarak bakıyordu. Etrafımdaki insanlarda gerçi ondan farklı görünmüyordu. Boğazımı temizledim. "Aff edersiniz hanımlar... Hiç şifacınız
Var mı ? Şu göğsümdeki deliği kapadıktan sonra düzgün bir şekilde iletişime geçebiliriz." Yoksa yeni bir beden yaratıp şu salak yaradan kurtulacaktım. Hayır neden bu kadar şaşkındılar ki ? Gözlerinin önünde tek elimle devasa bir kılıç parçalamıştım, insan üstü bir hızla bana saldıran, İsabella'nın ... yani benzerinin akrabası olan bir kadınla resmen dalga geçmiştim. Ne yani göğsümde ufak bir delik var ve acı hissetmiyorum diye mi şaşırmışlardı yani ? Saçmalık. İsabella benzeri kadın konuştu. Gözlerimi altın rengi gözlerden alamadım. Gerçi o gözlere ne zaman baksam gümüş rengi olan gözler aklıma geliyor ve yoğun bir keder hissediyordum. "Tanrıça İrene'nin tapınağı yukarda.. oradaki baş rahibe seni iyileştirecek. Oraya gidelim.. Sen.. nasıl.acı hissetmiyorsun ? " Gergin bir ses tonuyla bu kelimeleri söylemişti. Tanrıça İrene ? Hmm.. güzel. Güçlerini sömüreceğim yeni bir tanrıça.. Rain'in dünyasında o kadar nadir tanrıça vardı ki... gören gök yüzünü hamam sanırdı.. O kadar yani.. tam cevap verecekken İsabella'nın... ah yeter ama ya. Benzer olan kadının ablası olduğunu hatırladığım kılıcını kırdığım kadın konuştu. "Alina ! Onun gibi birini yüce Başrahibeye mi götüreceksin ?! Delirdin mi sen ?! Belli ki insan değil ! " diye haykırdığı vakit aklıma takılan tek birşey oldu. Alina ? Güzel bir isimdi. Gerçekten hoşuma gitmişti. Tabi ben bunları düşünürken Alina'nın ablasının dediklerini duyan diğer altın zırhlı kadınlar kılıçlarını ve mızraklarını bana doğrulmuştu. İnsanlar... cidden kaşınıyorlardı. Alina ablasına bir bakış attı. "Biliyorum Mina.. Bakir Tanrıçanın tapınağına erkek giremez. Ama o yaralı.. ve .. ve.. onun suçlu olduğundan gerçekten emin misin ?" Beni koruması hoşuma gitmişti.. Ama keşke beni şişlemeden önce korusaydı. O zaman olaylar hiç böyle olmazdı. Mina ağzını açmışken lafını kestim.. "Bak güzelim.. para derdim olsa zaten senin gibi ruh hastalarının olduğu bir şehre adımımı atmam. Ve ben gelene kadar yolda karşılaştığım bir ordu dolusu haydut sayesinde para sıkıntısı çekmiyorum.. çeksem tanrılar adına neden küçük bir kızı soyayım ben ? Altın zırhlarınız ne kadar eder haberin var mı hiç ? Önümde böyle değerli bir ganimet bulma fırsatım varken niye küçük bir kızı soyayım ? " Gözlerimi Mina'ya dikmiş ve yorgun bir ifadeyle bunları söylemiştim. Cidden bunun gibi küstah insanlara merhamet etmekten yorulmaya başlamıştım. Gerçi bu dediklerimin Alina dahil herkesin kılıçlarını çekmesine sebep olduğunu çok geç fark etmiştim. Mina öfkeyle haykırdı. "Ne cüretle kutsal zırhlarımızı çalmaktan bahsedersin ?! Seni aşağılık piç kurusu! Kutsal koruyucu tanrıçamızın verdiği zırhları çalmak hakkında söylediğin şey affedilemez !" Bu dedikleri tüm bedenimin öfkeyle kasılmasına ve boğazımdan tehditkar tıslama çıkmasına neden olmuştu. Öfkenin tadını alabiliyordum.. O kadının tüm uzuvlarını koparıp çığlık attırmak istiyordum. Aşağılık ölümlü ! Nasıl bana hakaret etmeye cüret eder ?! Bedenimde hissetiğim ufak değişikliklerle gözlerimi kapadım. Hayır. Öfkeme yenik düşmemeliydim. İsabella'ya zarar veremezdim.. Yavaşta olsa içimde olan dönüşümün yavaşladığını hissetim. Tam o anda duyduğum sesle irkildim. "Durun ! " Gözlerimi zorlukla açıp bunu söyleyen kadına gözlerimi diktim. Kadın gri bir cüppe giyiyordu. Beyaz saçlar, parlak mavi gözleri ve fil dişi rengi teniyle etkileyici görünen orta yaşlı bir kadındı.. O an tüm altın zırhlı muhafızlar dizlerinin üstüne çöktü. Mina saygıyla konuştu. "Yüce kahin. Bu aşağılık kanunlarımızı çiğnedi.. tanrıçamızın bizzat verdiği kutsal zırhları çalmaktan bahsetti. Bırakın onu öldürelim." Baş Rahibe gözlerini bana dikti. Kadının gözlerinde bir şaşkınlık ve korku gördüm. Hissetmiş miydi ? "Bırakın.. Siz onun dengi değilsiniz. " Gülümsedim. Sonunda aklı başında biri.. "Yaramı iyileştirmede demek ki sen bana yardım edeceksin." Dediğimde Tüm altın zırhlılar bana nefretle baksa da Kahin umursamadı. "Nasıl olur da iyileştirme becerisinden aciz kaldın ?" Dediği şeyle yutkundum. "Hiç bir zaman yetenekli olmadım o konuda" dediğimde kahin iç çekti. "Beni takip et. Yarana bakacağım. Tabi yalnız." Son dediğini muhafızlara dediğini anlamıştım. Bu kadının benim hakımda ne bildiğini cidden merak ediyordum. Kadını takip ederken son kez İs– Alina'ya baktım. Öfkeli bakışları içimi burksada derinlerde bir sesin bana dediğini duydum. "Herşey karşılıklı eski dostum." Ah. Khorne ?
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Kara Şampiyon
फ़ैंटसी"Rain Deathlock... Yılan Tanrı Necroah'ın Şampiyonu . Ama daha çok Kaos Lordunun Gözdesi olarak bilinir . Carenhal Dünyasınının tüm yaşam gücünü ele geçirmiş . Tehlikeli bir ölüm büyücüsünün hayatıdır bu kitap . " Acheron Wight'ı sevdiyseniz . Rai...
