sekiz

709 81 29
                                        

Dün Mark'larda kalmaya karar vermiştim. Sonuçta bugün okul yoktu ve ailem de buradaki geri kalan günlerini arkadaşlarıyla geçirmek istemişlerdi. O yüzden tekrardan çocuklar eve dönmüştü. Eve gitsem de gitmesem de değişen bir şey olmayacaktı.

Mark daha derin uykusundan kalkacak gibi görünmüyordu. Ben de ilk önce gelen mesajlara bakmak için telefonuma yöneldim.

En son baktığımdan beri gelen mesajlardan sonra beş mesaj gelmişti.

Biri Jaemin'dendi yine.

Jaemin: Cevap vermediğine göre doğru.

Yazmadım hiçbir şey, nasıl düşünüyorsa düşünsün. Hatta korkmasını da istemiyor değildim.

Diğerleri Jeno ve Donghyuck'tandı. Grubumuzdan sadece bizim dönemde olan kişiler ekliydi.

Jeno, Donghyuck, ben ve Jaemin vardı. Grup'ta  bugün için buluşma planı yapmışlardı. Jaemin buluşma fikrine olumlu yaklaşmıştı. Hatta çok istekli duruyordu.

Gruba gelemeyeceğimi, işim olduğunu söylemiştim.

Yukhei ile buluşacaktık. Aslında Mark ile Yukhei'yi yalnız bırakmak daha iyi olacaktı ama yine de ne diyeceğini merak ediyordum.

"Günaydınn!" Yanımdan gelen sesle kafamı o tarafa çevirdim. Gözleri yarım açık, kolları havada geriniyordu.

"Günaydın uykucu." Gülümsedim.

Mark uyandıktan sonra kahvaltı edip sadece netflix'ten bir şeyler izleyerek uzanmıştık. Saate baktığımda epey bir boş zaman geçirdiğimizi anlamıştım. İzlediğimiz yüzüncü filmden, altı yıl filmin adıydı, sonra ekranı direkt durdurarak Mark'a döndüm. O bana neden bunu yaptın dercesine bakıyordu.

"Bütün haftasonunu netflix and chill şeklinde geçiremeyiz. Yukhei'yi ara!" Kaşlarımı çatarak emir verdiğimde hemen yattığı yerden kalktı ve telefonunu aradı.

Telefonunu bulduğunda tomarlarca bildirime sahip olduğuna emindim. Biraz oyalandıktan sonra Yukhei'yi aramayı akıl etmişti. Anlamıyorum, film izlerken nasıl bunu atlayabilirdi. Yukhei onun crushıydı.

"Hey, naber?" Telefonun açılmasıyla konuşarak yerinde dolanmaya başladı. Resmen yerinde duramıyordu. Hep böyle değildi ama birisinden hoşlandığını başkasına itiraf ettiğinde kendini daha da kaptırmış oluyordun. En azından tahminlerime göre öyleydi.

Ben zaten her türlü Jaemin'e kaptırmıştım.

Mark, hoşlandığı çocukla konuşurken ben de yattığımız yatağı topluyordum. Belki Mark ve Yukhei olacaktı, sonrasında ise yalnızlık ile baş etmek için çokça zamanım olacaktı. Kelimenin tam anlamıyla yalnızlık.

"Injun, iki saate parkta buluşuyormuşuz." Mark, evin diğer bir köşesinden bağırdı. Telefonla konuşurken oturabilen insanlar bizden çok uzaktı.

Yatağı hallettikten sonra dün ödünç aldığım kıyafetleri çıkararak kendiminkileri giydim. Mark da o sırada odaya gelmiş dolabından kıyafet seçiyordu. Ona yardımcı olmak için onun tarafına gittim.

"Bunlar güzel olur." Uzun kollu çizgili tişört ile kısa kollu siyah bir tişörtü birlikte verdim.

Hazırlanıp evin yakınındaki parka gittik. Mark'ın heyecanını görebiliyordum ama bu buluşmanın ciddi bir şey olmadığına emindim. Yukhei her zamanki gibi boş işlerle oyalayacaktı bizi.

"Yukhei kesin geç kalacak." Sarışın arkadaşıma bakarak söyledim. Bir bankta oturuyorduk. O telefonla oynuyor ben de başımı banka koyup onla konuşmaya çalışıyordum.

flex your way out [ renmin ]Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin