Kargaşayla baş etmek için Sirius'un üç adımı vardı. Bir: Panik yap. İki: Durumu kabullen. Üç: Akıllı bir yetişkinden yardım iste. Regulus ona aşağılayıcı bir bakış attı "Salak mısın? Yetişkinler bize inanmayacaktır hatta onları şakamıza alet ettiğimizi düşünecekler. Annemle babam buna eminim ki kızarlar."
"Bizim aptal anne ve babamızdan bahsediyorsan haklısın ama ben daha akıllı ve daha tecrübeli yetişkinlerden bahsediyordum, Regulus. McGonagall gibi ya da Dumbledore." Regulus yine de bu fikri sevmemişti "Dumbledore mu? O çatlak ihtiyarın teki! Onun kendine bile faydası yok ki!"
"Yetişkin seçme kısmını daha sonra hallederiz. Şimdi daha önemli bir sorunumuz var, o da bugün ve bugünden sonrası." Regulus şikayet edercesine alnına vurdu "İnanamıyorum! Okula gidiyoruz bugün... Ne yapacağız?" Sirius başını salladı "Evet, okula gidiyoruz. Şimdilik bunu düşünsek daha iyi olur."
İkisi bu konuyu konuşmaya fırsat bulamadan Orion sanki baskın yapar gibi çat diye içeri girdi "Birinizin bağırdığını duydum." Regulus, Sirius'un bedeniyle "Kimse bağırmadı." deyince Orion "İyi." diye karşılık verdi "Kahvaltıya bekleniyorsunuz. Sandıklarınız hazır mı?" İkisi aynı anda başlarıyla onaylayınca, Orion onları tekrar kahvaltıya çağırıp, kapıyı açık bırakmış bir halde odadan çıktı.
Ailece dolu ama pek de sıcak olmayan kahvaltı masasının etrafında toplandıklarında, çok geçmeden Walburga, Regulus'u uyardı "Seni köyde yetiştirmedik, Regulus! Masada düzgün otur!" Anneleri, karşısında fiziksel olarak Regulus'u görüyor olsa da o aslında Sirius'tu. Regulus, uyarılmasına sebep olduğu için kaşlarını çatarak ağabeyine baktı. Sirius, annesiyle inatlaştığı için Regulus'un bedenine düzen vermeyince ise onu aşağıdan tekmeledi.
Sirius, ailesinin gözünden Regulus'u düşürmeye başlayınca Regulus karşı hamle yaptı "Anne, baba, aslında siz haklıydınız. Farklı bir binada olduğum için bu, ailemizin adını gururla taşıyamayacağım ya da saçma sapan şeyler yapabileceğim anlamına gelmiyor. Bu yıl doğru seçimler yapacağım. Hepsinden önce, ilk olarak arkadaş seçimimi gözden geçireceğim. O çocuklar sahiden de yanlış seçimdi." Sirius'un ağzı açık kaldı. Walburga ise hevesle iç geçirdi "Büyüdüğünü ve aklının başına geldiğini görmek çok güzel, Sirius."
Sirius dişlerini ve yumruğunu sıkarak Regulus'a baktı. James, Remus ve Peter'ın yanında da böyle davranırsa ne yapardı bilmiyordu ve şu an yaşadığı sinir yüzünden, bunu düşünemiyordu bile. Bir hışımla ayağa kalktığında Orion bağırdı "Regulus! Neler oluyor? Otur yerine! Derhal!" Sirius cevap vermek yerine hızla odayı terk edince, Orion ona Sirius gibi görünen oğluna döndü "Onun neyi var?"
Regulus, babasına cevap vermeden önce biraz durup düşündü. Kendisini lekelemeyecek bir şey söylemeliydi. Aklına bir mazeret gelince konuştu "Sanırım bana kızgın hala. Dün gece yaşananlardan ötürü. Az önce odamdayken de yanıma gelmişti. Sitemliydi... Endişelenmeyin, bir şekilde barışırız biz." Bu konuyu üstelememek hem Walburga'nın hem de Orion’un işine geldiği için daha fazla laf etmediler.
Kahvaltıdan sonra iki kardeş, sandıklarını antreye getirdiler. Görünüş olarak Regulus; omuzları düşük, dalgın ve umursamazdı. Ve bu, Orion'u içten içe öfkelendiriyordu. Sirius ise dik, uyanık ve ciddiydi. İki kardeş birbirlerine bakarak göz devirdiler. İkisi de eski bedenlerine geri dönmek istiyordu ama konuşacak fırsat bulamıyorlardı ki.
Evin önünde mor bir otobüs göründüğünde, dördü dışarı çıktılar. Otobüsün kondüktörü kendini tanıttıktan sonra Blackleri içeri aldı. Eylül ayının biri olması sebebiyle otobüs inanılmaz kalabalıktı neredeyse hiç oturacak yer kalmamıştı. Walburga, Orion ve Regulus şans eseri oturacak bir yer buldu ancak ayakta kalan Sirius yolculuğunu yerde oturarak yapma kararı verdi.
"Regulus!" diye fısıldadı Walburga, yerde oturan oğluna, uyarıcı bir tonda "Kalk o pis yerden! Senin bugün neyin var anlamıyorum ki!" Kadının ne kadar sinirlendiği sesinden belliydi ama Sirius buna rağmen gözlerini belertip yanaklarını kocaman şişirerek ofladı "Sanki oturacak yer var!"
Ağabeyini yumruklama isteğini bastırmaya çalışan Regulus biraz kenara kayıp, cam kenarına sıkışarak ona da yer açtı. Yanına oturduğunda ise sadece onun duyabileceği bir ses tonuyla, ona dişlerinin arasından fısıldadı "Annemle babamın gözünden beni düşürmeyi kes! Bir daha senin yüzünden beni uyarırlarsa ne Potter ne Lupin ne de McKinnon. Hayatında kimseyi bırakmam. Beni anlıyor musun, Sirius?"
"Sanırım bir anlaşma yapmamız gerekecek, Reggie. Sen rahat durduğun müddetçe ben de annemle babamın gözde çocuğu rolüne devam ederim." Regulus başıyla onayladı "Pekala, o zaman ben de arkadaş rolümü yerine getireceğim. Ve bu arada, bu durumun ne kadar süreceğini bilmiyoruz. O yüzden de eğer Quidditch maçları başlayana kadar bedenine dönemezsem, kasitli olarak Slytherin'e oyun kaybettirmeyeceksin."
"Peki," diye onayladı Sirius, pek memnuniyetsizce "Sen de, dediğin gibi bu sürecin ne kadar süreceğini bilmiyoruz, S.B.D'lerimi vermek için elinden geldiğince çabalayacaksın." Bunlar işin detaylarıydı. İki kardeş, kısaca birbirlerine, ben olacaksın, diyordu. İki taraf da onaylayınca başladı tiyatro oyunları. Gözde çocuk ve süper kanka. Üstesinden gelmeleri gereken roller bunlardı.
Sirius'un Regulus'a bahsetmeyi unuttuğu bir rol daha vardı: Romantik aşık. Regulus bu rolün farkına vardığında trene binmişlerdi ve Sirius gibi gözüken Regulus'un karşısına bir kız çıkıp onu dudaklarından öptü "Siri, her yerde seni arıyordum." İşin kötü kısmı Regulus, kızın adını bile bilmiyordu.
"Hayatım," diyerek isim uydurmamaya çalıştı "Seninle okulda baş başa görüşürüz. Şimdi çocukların yanına gitmem gerekiyor." Hızla kızın yanından kaçarak James'in oturduğu kompartımana geçti "Selam Potter! Yani James." Regulus o anda pot kırdığını düşünerek ölmek istedi ama neyse ki James bir tuhaflık sezmedi "N'aber Black! Iyy bu ne ciddiyet! Ciddiyet demişken başımıza bir felaket geldi."
"Felaket mi? Ne felaketi?" Regulus, James'in karşısına oturmuştu. Kulaklarını iyi açtı ki her şeyi akşam Sirius'a anlatmak zorunda olduğunu biliyordu. James abartılı el kol hareketleriyle "Remus!" diye böğürdü "Sınıf Başkanı olmuş. Dumbledore onu sırf bizi dizginlesin diye seçmediyse neyim! Bu bize yapılan bir sabotaj girişimidir!"
Kompartımana Peter da girdi "Neden bağırıyorsunuz?" James ona da içinde bulundukları durumu anlattı. İşin komik kısmı, kimse James kadar tepki vermiyordu.
"Okul kurallarının asıyorsak bunun en az bir mantıklı sebebi oluyor. Ek olarak, Remus için de çok kural çiğnedik. Yasak saatlerde sadece koridorda değil, ormanda bile bulunduk; okulun hareketli ve anlık bir haritasını çıkardık; henüz nasıl yapacağımızı çözemedik ama animagus olmayı öğrendiğimizde, Remus artık dolunayda tek başına acı çekmek zorunda kalmayacak."
Regulus kendini tutamayarak "Ne?" diye bağırdı. Tüm bunlar kafasını öyle bir karıştırmıştı ki ne tepki vereceğini bilememişti. Aşırı baskı midesini bulandırınca, kusmak için tuvalete koştu ve yolculuk boyunca tuvalette gizlenerek James'in söylediklerini anlamlandırmaya çalıştı.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Easy? | Black Brothers
FanfictionBirbirlerinin hayatının çok kolay olduğunu düşünen Sirius ve Regulus, kolay gördükleri hayatı yaşamaya mahkum olurlar. --- Freaky Friday filminden ilham alınmıştır. BAŞLANGIÇ TARİHİ: 5 Kasım 2019 FİNAL TARİHİ: 9 Nisan 2020
