Sirius'un ani ve herkes tarafından gereksiz görülen çıkışı grup içinde kargaşaya sebep olmuştu. İlk olarak Regulus, onun üzerine yürümüş ve avazı çıktığı kadar bağırarak onu azarlamıştı "Söyleyeceğin üç kelime, lanet olsun! Üç! Aptal egoların yüzünden onu bile söylemekten acizsin!"Sirius ukala bir tavırla kollarını birbirine bağlayıp, başını dikleştirdi "İnanmadığım bir şeyi neden söyleyeyim?" Regulus onun yakasına yapışıp bağırdı "Bedenimi geri ver adi herif!"
Onu tutan kişi onlara en yakın konumda duran James oldu. "Hey! Hey! Beyler, sakin olun!" diyerek Regulus'u geri çekince, Remus da "Ve de mantıklı." diye ekledi. Sirius ve Regulus kaşlarını çatmış, birbirlerine bakarlarken, Peter "Belki de yüzleşmeleri gerekiyordur." dedi "Sırt sırta verip otururlar ve birbirlerinin hayatının neden kolay olduğunu dile getirirler." James karşı çıktı "Bu onları daha çok kızdırır ve iyice inada binerler." Sanki onlar burada değilmiş gibi konuşuyorlardı.
"İkiniz de hayatınızın niye zor olduğunu düşünüyorsunuz?" diye çıkıştı, artık iyice sabrı taşmış olan Remus "Zor hayatın ne olduğunu bilmiyorsunuz, hayal bile edemezsiniz. Ailenizin durumu oldukça iyi, ekonomik durumdan daha da iyisi ayda bir canavara dönüşmek gibi bir zorunluluğunuz da yok. Sakladığınız önemli bir sırrınız ve ya bunu birileri öğrenirse kaygınız yok. Bana kalırsa, ikiniz de şımarık ve aptalsınız!"
"Remus!" dedi James, belli belirsiz buruk bir sesle "Bir de araya sen kaynama lütfen!" Yüzü kızaran Remus iç çekti "Beni ararsanız, Başkanlar banyosunda olacağım." Herkes sessizce onun çıkmasını bekledi. Arkasından ilk konuşan Sirius oldu "Remus'un derdi ne? Ne diye böyle parladı birden bire?"
"Yaşadıklarımızdan ötürü bu sıralar o da çok gergin. Üstelik bize söylediğiniz ilk günden beri çocuğun tüm tekliflerini geri çeviriyorsunuz. Bir çözümle gelince onu da kabul etmediniz. İçimizde en çok çabalayan o ve sinirlenmekte hakkı var." Regulus'un yüzüne üzgün, masum bir ifade yerleşti. Kendini suçlu hissettiği için yanakları da pembeleşmişti.
Medeni cesaretini toplayıp, ağabeyine döndü "Pekala, her şeyi artık daha fazla zorlaştırmak istemiyorum. Aylar geçti ve ben artık bedenime dönmek ve alınmayın ama bu ortamdan uzaklaşıp, kendi arkadaşlarıma kavuşmak istiyorum. Yanıldım, Sirius. Hayatın o kadar kolay değilmiş. İyi ve yardımsever arkadaşların var ama hayatın kolay değil." James konuşması için Sirius'u teşvik edercesine başını salladı.
Sirius'un ne kadar isteksiz olduğunu görebiliyorlardı ama Sirius da artık içinde bulundukları bu durumdan kurtulmaya niyetliydi. Derin bir nefes aldı, tam ağzını açmıştı ki Sirius'un bedenindeki Regulus titremeye başladı. Sirius'un bedeni sanki elektrik akımına kapılmış gibi şiddetle sarsılıyordu. Sirius'un lafı bir anda ağzına tıkandı ve hepsi Regulus'un yanında toplandılar ama ona dokunmaktan korkuyorlardı. Titremesi kesilen Regulus yere yığıldı.
James, Sirius ve Peter donakalmış, yerdeki Regulus'a bakıyorlardı. Birkaç saniye sonra Sirius'un çığlığı duyuldu "O öldü mü? Hayır! Hala benim bedenimdeyken ölemez!" James soğukkanlılıkla Regulus'un yanına çöküp, elini boynuna koydu "Hala nabzı atıyor." kulağını burnuna yaklaştırdı "Nefes de alıyor." Regulus'u dürttü ama uyanmıyordu çocuk.
"Onu hemen hastane kanadına götürelim." diye bağırdı Peter, paniğe kapılmış bir halde, odada voltalar atarken. James, Regulus'un başını tuttu "Peter, sen de ayaklarından tut." Sirius'a baktı "Pelerin sandığımda. Onu giy de çıkalım hemen." Sirius hemen söyleneni yaptı. Bu sırada uyanması için Regulus'a sesleniyor, bazen de dürtüyorlardı.
Ortak Salon'dan geçerlerken duydukları fısıldaşmalar ve aldıkları sorular can sıkıcı olsa da kimseye bağırıp çağırmadan çıkmayı başardılar.
Hastane kanadına ulaştıklarında, Madam Pomfrey, Regulus'u bir sedyeye yatırıp, diğerlerini kovdu. İçeride duramadıkları için kapının önünde bekleyişe geçtiler. Ortak Salon'un dışında oldukları için Regulus'un bedendeki Sirius pelerin giymek zorunda değildi.
"Remus'a bundan bahsetmeyelim." dedi James, Sirius'a bakarak "Sen de Regulus uyanır uyanmaz söyleyeceğini söyle de bitsin artık." Sirius başını salladı "Be-ben böyle olsun istemezdim. Niye böyle oldu, onu da anlamadım ama... Umarım Regulus hemen uyanır."
Bir saat sonra hastane kanadının kapısı açıldı ve Madam Pomfrey üçlüye baktı "Ah, burada olduğunuzu biliyordum. Gelin içeri." Hızlıca ayaklanarak içeri doluştular. Sirius yani Regulus yatırıldığı sedyede uzanmış, onlara bakıyordu. Kaşlarının çatılı olduğunu fark ettiklerinde "Üzgünüm, Sirius." dedi Sirius. Madam Pomfrey yanlarından ayrılana kadar göründükleri gibi konuşmak zorundaydılar.
Pomfrey kısa sürede ayrıldı. Sirius'un sedyedeki bedeni dikleşerek "Elbette üzgünsün!" diye çıkıştı. O kadar sinirli görünüyordu ki kimse ona aksi bir şey söylemeye cesaret edemiyordu. Madam Pomfrey'nin ofisinin tarafını kontrol edip, diğerlerine baktı "Daha neye sebep olduğunuzu bilmiyorsunuz bile!"
"Tamam, Regulus," dedi Sirius sakin bir tavırla "ben senden özür dilemek için geldim. İstediğin şeyi de söyleyeceğim." Sirius'un bedeni yumruğunu sıktı "Ah, doğru!.. Regulus... Önce onu bulman gerekiyor, Sirius." James ve Sirius birbirlerine baktılar ama belli ki ikisi de bir şey anlamamışlardı. James sakince "Sen Regulus'sun." dedi "Bayılırken kafanı mı çarptın? Sirius ile ruhlarınız yer değiştirdi."
"Ben her şeyi hatırlıyorum, James ancak sorun şu ki, ben Remus'um." James'in beti benzi attı. Üçüncü bir vakaya hazır değildi "Regulus, lütfen, şakanın sırası değil." İfadesizce birbirlerine baktılar ama Sirius'un bedenindeki Remus geri adım atmadı "Bu durumdan o kadar sıkıldım ki şaka yapacak durumda değilim artık."
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Easy? | Black Brothers
FanfictionBirbirlerinin hayatının çok kolay olduğunu düşünen Sirius ve Regulus, kolay gördükleri hayatı yaşamaya mahkum olurlar. --- Freaky Friday filminden ilham alınmıştır. BAŞLANGIÇ TARİHİ: 5 Kasım 2019 FİNAL TARİHİ: 9 Nisan 2020
