🎶 sabrina claudio - tell me
13.06.2018
kaçmak hiçbir işe yaramaz
Gözlerimi açtığımda üstümde bariz bir yorgunluk vardı. Kafamı kaldıracak halim yoktu ve derse gidecek olmak beni bu iş için iki kat zorluyordu.
Yalnızdım.
Günlerdir sadece okula gidip gelmiş ve onun haricinde evden dışarı bir adımımı bile atmamıştım. Sefil haldeydim. Yoongi'nin yanından bir hışımla kaçtıktan sonra odaya geri dönememiştim ve o da bir süre sonra ceketi elinde bir şekilde dış kapıyı çekip çıkmıştı. Mutfakta oturuyordum, bana bir kez bile dönüp bakmamıştı ama ben onun gidişini saniye saniye izlemiştim.
Ve sonrasında zamanın nasıl geçtiğini anlayamamıştım.
Direkt odama çıkıp bütün odayı havalandırmış, çarşaflarımı değiştirmiş ve kendimi pencere açıkken yorganın içine atmıştım, ertesi gün ise deli gibi hasta bir şekilde uyanmıştım. Okulda Yoongi'yi çok görmemiştim, Seokjin ile arada karşılaşıyorduk. Bana bir baş selamı veriyordu ve yoluna devam ediyordu. Bu zamanda yanımda olan tek kişi Hoseok'tu sanırım. O da bahçe bankalarında oturmayı seviyordu ve sadece tek banka oturuyordu. Kapıdan girdiğinde en köşeden bir önceki bank, o banka takık olduğu için bu süre zarfında en çok konuştuğum insan oydu. Çoğu zaman ortadan yok oluyordu ve aniden tekrar beliriyordu. Anlayamıyordum, anlamak için bir çaba da sarf etmiyordum. Böyle iyiydim. Hayatım düzen içinde ve oldukça sessizken gayet iyiydim.
Dönem bitmek üzereydi, son büt bugündü ve sonrasında yaz tatili vardı. Yaz tatilinde ne yapacağım hakkında hiçbir fikrim yoktu, büyük ihtimal annemler eve gelmem için baskı yaparlardı ben de amcamlarla bir yerlere gideceğimizi söyleyerek onlardan kurtulurdum.
Yataktan kalkıp banyoya ilerleyerek kısa bir duş aldım. Odaya geri dönünce üstüme dolaptan siyah bir şeyler geçirdim ve aşağı inerek mutfağa girdim. Dolaptan yenilebilir ne bulduysam biraz atıştırdıktan sonra evden dışarı çıktım.
Yoongi yüzünden derslerimi de iyice boşlamıştım ve dört dersin bütüne girmek zorunda kalmıştım, bu sondu. Diğer üçünü vermiştim, bunu da halledip rahat etmeliydim. Bu zamana kadar hiçbir büte kalmamıştım. Bu senem mahvolmuştu, iki profesör bile neyim olduğunu sormuştu.
Aşık oldum demek zordu. Haykırmak isterken çığlıklarını içine hapsetmek zordu.
Otobüse binip arkalarda bir yere oturduğumda başımı cama yasladım. Hoodiemin şapkasını başıma geçirdikten sonra kulağımdaki şarkıyı değiştirdim ve kollarımı göğsümde bağlayarak iyice oturduğum yere yerleştim. Otobüs tam hareket etmek üzereydi ama biraz ilerledikten sonra durdu.
Gözlerimi kapattım.
Lisede Yoongi çok popülerdi, derslerinin yanı sıra herkes onu spor başarısından dolayı da tanırdı. Bense her zaman Yoongi ile rekabette olarak bilinirdim. Kimse aslında onun böyle bir derdi olduğunu bilmezdi. Ben de çaktırmazdım kimseye çünkü zarar görmüyordum. Sıkıntı olmuyordu.
Fakat bir gün Yoongi yüzünden başıma bir şey geldi. Zaten hep onun yüzünden başıma bir şey geliyordu.
Otobüs aniden fren yaptığında o kadar dalmıştım ki öne doğru savruldum ve gözlerimi hızla açtım. Karşımda bir çift göz bana bakıyordu. Gözleri yorgun ve dümdüzdü. Suratında mimik yoktu ve elleri göğsünde bağlıydı. Saçları... Saçlarının rengini yine değiştirmişti, kumraldı. Gözlerimi tekrar cama çevirirken okulun durağını gözlerimle takip etmeye başladım.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
can't hold us
Fanfictionsevgilim bizi tutamazlar çünkü bu dünya aşkımız için çok dar. min yoongi & park jimin| ©muudita 2019